Sorularınız İçin Bizi Arayın: - 0532 113 15 08
Dil Seçimi
Menü
Sosyal Medya
Ara
05/08/2014

Boşanma üzerine çalışan klinisyenler, evli birçok çiftin boşanma sonrası tek başlarına daha iyi bir hayat yaşayacaklarına inandıkları taktirde, eşlerinden boşanmayı tercih edeceklerini savunurlar. Ancak hem boşanma öncesinde hem de boşanma sırasında yaşanan bir çok karmaşık duygu kişiye böyle bir umut vermekten uzaktır. Tamam, olmadı deyip el sıkışıp ayrılan kaç çift vardır? Çünkü her bitiş beraberinde anlaşılması ve kabul edilmesi zor bir yığın duyguyla birlikte yaşanır.

Birçok boşanma nedeni vardır. Her çift kendi kişilik özelliklerine göre evlilik ilişkisinin doğasını ve karakterini belirler. İki insanı bir araya getiren nedenler bazen de ilişkiyi sona erdiren nedenler olur. Bazen, eşler birbirlerinin ihtiyaçlarını önemsemedikleri için boşanırlar. Örneğin, kendisi istememesine rağmen ikinci çocuklarını doğurduğu için karısından boşanan adam gibi.

Bazı çiftler için boşanmanın nedeni ekonomik koşulların değişmesidir. Çok varlıklı bir ailenin oğlunun karısı olmakla guru duyan kadın, kocası iflas edip her şeyini yitirdiğinde kocasının beceriksizliğinden dolayı hiç saygısının kalmadığını ve hiç saygı duymadığı bir adamla da evli kalmak istemediğinden boşandı.

Sahip olduğumuz aileler de evliliklerin stres kaynağı, bazen de boşanmanın nedeni olurlar. Bir başka kadın, kocasının kendinden çok annesiyle evli olması yatağı hariç her şeyi kendinden çok annesiyle paylaşması sebebiyle kocasından boşandı. Diğeri ise manaya önem vermeye başlar ve artık bu farklılıklar birlikte yaşama isteğini oldukça azaltır.

Her ilişkinin karakteristik özellikleri vardır. İlişkinin bu karakteristik özellikleri ilişkide sorunların varlığını ve çözümünü etkileyen değişkenlerdir. Örneğin evlilik ilişkisinde tarafların aldığı rollerin azlığı ya da çokluğu ilişkinin duygusal dengesini zorlayan etkenlerin başında gelir. Erkeğin sadece evin ekonomik geçimini sağlamak için aldığı rolün yanında kadının; evin ve çocukların bakımını üstlenmesi, sosyal ve akraba ilişkilerinin düzenlenmesi , çocuğun akademik hayatına yardımcı olması, eşinin cinsel ve ruhsal ihtiyaçlarını karşılaması gibi bir çok farklı rolleri üstlenmesi ilişkide çatışmaların yaşanmasına neden olur.

Oysa ki iyi bir ilişki, her iki tarafın ilişkiye verdiklerinin ve aldıklarının dengesi ve doyumuna bağlıdır. Duygusal ilişki hayata bağlayıcı ve besleyici özellik taşımalıdır. Yani her iki tarafta, bu ilişkide güven içinde iyi hissedip gelişebilmelidir. Bunun için her iki tarafta, birbirine yeterince sevgi, anlayış, güven ve destek vermeli ve almalıdır; aksi taktirde memnuniyetsizlik artarak ilişkiyi beklenmedik bir sona götürebilir.

Önemli bir konuda çiftlerin ilişki kurma paternleridir. Her iki tarafta evliliklerinde kontrolü ve gücü diğerine bırakma gibi bir esnekliğe sahip olmazsa birbirleriyle fazlasıyla çatışmaya başlarlar. Örneğin kişi ilişkisinde her konuda karar verme ve kendi çözüm alternatiflerini uygulama gücünü ve kontrolünü elinde bulunduruyorsa, eşiyle çatışıp cinsel, duygusal, sosyal alanlarda sorunların oluşmasına neden olur. Oysa ki sağlıklı olan, tarafların ilişkiyi ilgilendiren her konuda karşılıklı olarak birbirlerine bırakabilmeleri ya da eşit olarak bu güç ve kontrolü paylaşabilmeleridir.

Bir diğer konu da, çiftler arasındaki duygusal mesafedir. Çiftler ya birbirlerini boğacak şekilde dış dünyayı ve insanları dışlayarak, tek tipleşerek ya da birbirlerinden uzak iki yabancı gibi ilgisiz davranarak yaşamaya başlayabilirler. Sağlıklı bir ilişki, çiftlerin hem birlikte hem de ayrı bireyler olarak yaşamayı öğrenmelerini gerektirir. Bir çift olarak BİZ’ i yaşarken, bazen de ilişkide BEN olmayı fırsat ve zaman verilmelidirler. Aksi taktirde ilişkide sıradanlaşma, boğulma ve benlikte kayıplar meydana gelip ilişkiyi bozabilir.

Evlenmek ya da beraber yaşamak için bir elmanın iki yarısı, ya da ruh ikizi olmanız hiç gerekmiyor. Hepimiz ruhsal olarak farklıklarla doğar, büyür ve biçim alırız. Karşı cinsle anlaşabilmek için aynı özelliklere sahip olmak gerekmez, sadece karşımızdakini tüm farklılıklarıyla anlayıp kabul etmemiz gerekir. Kişilik yapısı ve yaşam biçimindeki farklılıklar anlaşılıp kabul edilirse insanlar gayet iyi geçinirler ve hatta böyle ilişkiler zenginleşerek daha fazla güçlenir.

Boşanma sebepleri yaşanılan coğrafyaya göre farklılıklar göstermektedir. Elde edilen veriler alt, orta ve üst, gelir grubu olarak sınıflandırdığımızda; alt gelirde boşanma sebebi, aile içi şiddet ve alkol tüketimi olarak ortaya çıkmıştır. Orta gelir grubunda, sadakatsizlik ve cinsel sorunlar en temel boşanma sebeplerini oluşturmaktadır. Üst gelir grubuna baktığımızda ise, duygusal ve cinsel isteğin azalması, kişilik özeliklerinden kaynaklanan sorunların yaşanması boşanma sebeplerini oluşturmaktadır.

Araştırma verilerini eğitimli ve eğitimsiz gruplar olarak sınıflandırdığımızda, eğitimli grupta boşanmanın ana nedenleri aldatılma ve şiddete maruz kalma olarak görülürken, eğitimsiz grupta eşin ailesinin baskısı, ekonomik zorluk çekme gibi sorunlar karşımıza çıkmaktadır. Yani eğitimli grupta neden kişiye bağlı sorunlardan kaynaklanırken, eğitimsiz grupta nedenler aileye bağlı olarak kaynaklanıyor.

Dünya genelinde boşanma nedenlleri sıralamasına bakarsak çok sayıda ülkeden elde edilen verilere göre alkol ve madde bağımlılığı, ekonomik güçlük, sosyal kültürel farklılıklar, cinsel sorunlar, sadakatsizlik ve dini farklılıklar listede ilk başlarda yer almışlardır. Türkiye’ de yapılan araştırma verilerini değerlendirdiğimizde, fiziksel ve duygusal şiddete maruz kalma, sadakatsizlik ve ekonomik sorunlar boşanmaya sebep olan etkenlerin başında gelir.

Türkiye’ de 140 boşanmış kadın ve erkekle yapılan araştırma sonuçlarına göre çiftlerin boşanmasına neden olan en güçlü etken birbirlerine birçok konuda yalan söylemeleridir. Bunun ardından çiftlerin birbirlerini sözel ve davranışsal olarak alay edip küçümsemeleri, yani psikolojik şiddet bir diğer boşanma sebebi olmuştur. Birbirlerini sevgi saygı açısından ihmal etmeleri, düşmanca davranmaları, aşırı öfkeli ve kıskanç olmaları çiftleri birbirlerinden uzaklaştırarak, evlilik birliğine inançlarının azaltan etkenler olarak karşımıza çıkmıştır.

Diğer Haberler