Sorularınız İçin Bizi Arayın: - 0532 113 15 08
Dil Seçimi
Menü
Sosyal Medya
Ara

Bina Bedelinin Ödenmesi Ecrimisil İşgal

YARGITAY
3. Hukuk Dairesi 2011/10979 E.N , 2011/16619 K.N.

İlgili Kavramlar

BİNA BEDELİNİN ÖDENMESİ
ECRİMİSİL
İŞGAL

Özet
DAVALI, DAVA KONUSU PARSELİN İŞGALCİSİ DEĞİL HİSSEDARIDIR. ÜZERİNDE BİNA BULUNAN HİSSELİ PARSELLERDE ŞUYULANDIRMA SADECE ZEMİNE AİT OLUP, ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİNDE BİNA BEDELİ AYRICA DİKKATE ALINIR. BİNA YAPANA AİTTİR. BİNA BEDELİ ÖDENMEDİKÇE YAPI SAHİBİNİN KULLANIMI HAKSIZ SAYILMAYACAĞINDAN ECRİMİSİL DE İSTENEMEZ. MAHKEMECE, BİNA BEDELİ ÖDENMEDİKÇE ECRİMİSİL İSTENEMEYECEĞİ GÖZETİLMEDEN KARAR VERİLMESİ İSABETLİ DEĞİLDİR.


İçtihat Metni

Dava dilekçesinde 5.784 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği düşünüldü.

Davacı vekili dilekçesinde; Ü…-Ü… Mah. 2401 Ada, 6 Parsel nolu taşınmazın 84/197 hissesinin davacıya ait olduğunu, buna rağmen davalının ev ve bahçe yaparak işgal ettiğini belirterek 01.01.2000-31.12.2009 tarihleri için 5.784 TL ecrimisilin tahsilini istemiştir.

Davalı vekili cevabında, zamanaşımı itirazında bulunarak, davacının 1109 Ada 2 Parselde hissedar olduğu ve burada 1975 yılında yaptığı binada oturduğunu, belediyece 1989 yılında 3194 sayılı Yasa'nın 18. maddesi gereğince şuyulandırma ve parselasyon yapıldığını, bu uygulama sonucu aynı yerde 197.49 m2'lik 2401 Ada 6 Parsel oluştuğunu ve 113/197 hissesinin davalı, 84/197 hissesinin de davacı adına tescil edildiğini, davalının kendi arsası üzerine imar uygulamasından yıllarca önce yaptığı bina sebebiyle ecrimisil istenemeyeceğini belirterek davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece; davalının dava konusu 6 parselin işgalcisi değil hissedarı olduğu ve bu parseldeki hissesinin eski 1109 Ada 27-28-29 parsellerden geldiği, davacı idarenin ise imar uygulaması ve şuyulandırma nedeni ile dava konusu yere hissedar yapıldığını, davalının binasını imar uygulamasından önce inşa ettiğini, 3194 sayılı Yasa'nın 18/9. maddesi hükmü ile imar uygulaması sonucunda binası başka kişilere tahsis ve tescil edilen parselde kalan yapı sahiplerinin yapılarına ilişkin kullanım haklarının korunduğu, dava konusu olayda ise; imar uygulaması sonucunda davalının binasının bulunduğu arsanın başka kişiye verilmediği ve bu yer 2401 Ada 6 parsel olarak davalı ile davacının bu parsele hissedar yapıldığı, yukarıda belirtilen söz konusu maddenin ise, imar uygulaması sonucunda binası başka kişilere tahsis ve tescil edilen parselle üzerinde kalan yapıları kapsadığı, maddenin bu olaya uy-gulanamayacağı, parselin tamamının davalı tarafından kullanıldığı, böylece davalının, davaya ait hisseyi de kullandığı gerekçe gösterilerek dava tarihinden geriye 5 yıllık ecrimisil bedeli olan 3.584,28 TL'nin tahsiline hükmedilmiştir.

Somut olayda, mahkemenin de kabulünde olduğu gibi davalı, dava konusu parselin işgalcisi değil hissedarıdır. Bu parseldeki hissesi eski 1109 Ada, 27, 28, 29 parsellerden gelmektedir. Davacı idare ise, imar uygulaması ve şuyulandırma sonucunda bu yere hissedar yapılmıştır.

3194 sayılı İmar Yasası'nın 18/9. maddesi ile "...düzenleme sırasında, plan ve mevzuata göre muhafazasında mahzur bulunmayan bir yapı, ancak bir imar parseli içinde bırakılabilir. Tamamının veya bir kısmının plan ve mevzuat hükümlerine göre muhafazası mümkün görülmeyen yapılar ise, birden fazla imar parseline de rastlayabilir. Hisseli bir veya birkaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri, ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe ve aralarında başka bir anlaşma temin edilmedikçe veya şuyuu giderilmedikçe, bu yapıların eski sahipleri tarafından kullanılmasına devam olunur..." hükmü getirilmiştir.

İmar Kanunu'nun 18. maddesine göre; üzerinde bina bulunan hisseli parsellerde şuyulandırma sadece zemine ait olup, ortaklığın giderilmesinde bina bedeli ayrıca dikkate alınır. Bu halde bina yapana aittir. Yerleşik Yargıtay uygulamasında da bu maddenin yorumu sonucu, bina bedeli ödenmedikçe yapı sahibinin kullanımının haksız sayılmayacağı ve ecrimisil istenemeyeceği kabul edilmiştir. (HGK'nın 08.12.2004 tarih ve 2004/3-662-665 sayılı kararı)

Mahkemece yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek bina bedelinin ödenip ödenmediği araştırılarak, bina bedeli ödenmedikçe ecrimisil istenemeyeceği gözönüne alınmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nın 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA) ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.10.2011 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Davacı Vakıflar İdaresi, hissedarı olduğu taşınmazın akdi ve yasal bir nedene dayanmayan bir sebeple "ev-bahçe" yapan davalıdan 01.01.2000-31.12.2009 tarihleri arasındaki dönem için haksız işgal tazminatı talebinde bulunmuştur.

Davalı, dava konusu taşınmazın imar uygulaması sonucunda oluştuğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Uyuşmazlığın esası 3194 sayılı Yasa'nın 18. maddesi ile ecrimisilin tayin ve takdir olunup olunamayacağı noktalarında toplandığından yasal düzenleme ve yargısal inançları birlikte incelemek gereklidir.

a) Davalı davada ecrimisile konu olan parselin hissedarıdır. Bu parselin 3194 sayılı Yasa'nın 18. maddesi ile oluşan eski ve yeni durumunu görmek gerekecektir. Bu parselin eski 1109 ada, 27, 28, 29 parsellerden geldiği açıktır.

Davacı idare ise, imar uygulaması ve şuyulandırma sonucunda bu yere hissedar yapılmıştır. Davalının bu parseldeki hissesinin hangi kadastro işlemi ile geldiği, şuyulandırma cetvelinin ilgili sayfasında gösterilmemektedir. Davalının binası, imar uygulamasından önce inşa edilmiştir. 3194 sayılı İmar Yasası'nın, arazi ve arsa düzenlemesine ilişkin 18/9 maddesi ile imar uygulaması sonucunda binası başka kişilere tahsis ve tescil edilen parselde kalan yapı sahiplerinin yapılarına ilişkin kullanım hakları korunmuştur.

b) Yasal düzenlemeyi bu şekilde belirledikten sonra yargısal inançlara da bakmak gerekir.

3194 sayılı Yasa'nın 18. maddesi uyarınca şuyulandırma sonucunda oluşan parsele elatma halinde muhdesat bedeli ödenmeksizin men, kal ve ecrimisil istenilemez. (1, 2, 3)

Ayrıca İmar Kanunu'nun 18. maddesine göre üzerinde bina bulunan hisseli parsellerde şuyulandırma zemine ait olup, ortaklığın giderilmesinde bina bedeli ayrıca dikkate alınır. Bu halde bina yapana aittir ve bina bedeli ödenmedikçe yapı sahibinin kullanımının haksız sayılamayacağı ve ecrimisilin istenemeyeceği kabul edilmektedir. (4)

Belirtilen bu değerlendirmeleri ve yasa maddesi ile Yargısal İnançları somut olaya uyguladığımızda ortaya çıkan gerçek "davalı söz konusu taşınmazı, diğer ortağa hiçbir bedel ödemeden sonsuza kadar kullanacaktır" şeklinde olup, yasa bu çelişkiyi himaye etmeyecektir.

aa) Davalı tapu kaydının aleni olmasına göre tümüyle kendisine ait olmayan yerde kimin paydaş olduğunu bilebilecek durumdadır. Kendilerinden beklenebilecek özenin gösterilmemesi ile iyiniyetli kabul edilmeleri mümkün değildir (YİBK -04.06.1958 gün, 15/6 sayılı Kararı).

bb) Davalı davacının mülkiyet hakkına riayet de etmediği için bu iki fıkrada belirtilen hususlar gereği olarak ecrimisil ile sorumlu olması gerekir. (Venire Contra Factum Proprium) Çelişkili Davranış Yasağı.

cc) Kötü olarak kullanımın davacının tapu kaydı ile malik olmasına uyulmaması sebebiyle hukuken de koruma görmemesi gerekir. Nemo Auditur-Kötü Kullanım ve Kazanım Hukuksal Korumanın Dışında Kalır. (5, 6)

dd) Ecrimisil kötüniyetli şagilin ödemek zorunda kaldığı tazminattır. Davalının 3194 sayılı Yasa'nın 18/9. maddesi gereğince Yargıtay İçtihadından da anlaşılacağı üzere ecrimisilin verilmemesi gerektiği yönündeki maddi vakıa somut olayımıza uymayan bir vakıadır.

Uymayan vakıa ise şudur;

Tarafların hissedar oldukları parselde imar uygulaması sonucunda, davalının binasının bulunduğu arsa başka bir kişiye verilmemiş olup, bulunduğu yer 2401 ada, 6 parsel olarak tescil edilmiş ve davacı idare ile davalı hissedar olarak belirlenmiştir.

"Bina bedeli ödenmedikçe yapı sahibinin kullanımının haksız sayılamayacağına" dair ilke somut olaya -davalının binasının bulunduğu arsa başka bir kişiye verilmemiş olduğundan- 3194 sayılı Yasa'nın 18/9. madde hükmü uygulamayacaktır.

Bu bağlamda, sayın çoğunluğun belirtilen görüşümün YİBK'nın 04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı görüşüne göre davalının kötüniyetli olmasına; 3194 sayılı Yasa'nın 18/9. madde hükmünün somut olay için uygulanmayacak bulunmasına, davalının davranışının Çelişkili Davranış Yasağı (Venire Contra Factum Proprium) kuralı karşısında himaye görmeyecek olmasına ve Nemo Auditur - (İyiniyetle kazanılmayanın hukuksal koruma dışında kalacak olmasına) göre ecrimisilin tayini gerekecektir.

3194 sayılı Yasa'nın 18. maddesi gereğince, şuyulandırma sonucu oluşan parselde elatma halinde muhtesat bedeli ödenmeksizin ecrimisile hükmedilemez ilkesinin "davalının binasının bulunduğu arsa başka bir kişiye verilmemiş olduğundan" "muhtesat bedeli" ile ilgili bir uyuşmazlığın bulunmadığı ve anılan ilkenin somut olaya uygulanmayacak bulunduğu çok açık olarak bilirkişi raporu ile de belirlenmiştir.

Ayrıca, söz konusu taşınmazın davalı tarafından sonsuza kadar hiçbir bedel ödemeden kullanacak olduğunun kabul edilemeyecek olup; sayın çoğunluğun bozma kararındaki gerekçenin bu sonucun doğmasına sebebiyet vereceğine ve mahkemece tayin ve takdir olunup, denetlenen bilirkişi raporunun benimsenmesi ile hükmün onanması gerekirken belirtilen gerekçe ile bozulması kararına karşı oyumuzdur.

Yorum Bırakın
Danışan Yorumları
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayınız.
Tamam
WhatsApp Destek Hattı
Google Yorumları