Hazine Adına Tescil Zilyetlik Araştırması
YARGITAY
7. Hukuk Dairesi 2011/5529 E.N , 2011/7371 K.N.
İlgili Kavramlar
HAZİNE ADINA TESCİL
ZİLYETLİK ARAŞTIRMASI
İçtihat Metni
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 106 ada 18, 19 ve 20 parsel sayılı sırasıyla 5469,62 m2, 5085,56 m2 ve 6667,11 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar 4753 sayılı Yasa uyarınca oluşturulan tapu kaydı kapsamında kaldığı, ancak davalılar yararına 3402 sayılı Yasanın 46/1.maddesindeki koşulların gerçekleştiği gerekçesiyle 106 ada 18 parsel sayılı taşınmaz davalılardan Hacı Mehmet Düzen, aynı ada 19 parsel sayılı taşınmaz davalı Hüseyin Düzen, aynı ada 20 parsel sayılı taşınmaz davalı Abdulmecit Düzen adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine 4753 sayılı Yasa uyarınca oluşturulan tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, 4753 sayılı Yasa uyarınca davacı Hazine adına oluşturulan 08.11.1963 tarih ve 219 (409) sayılı tapu kaydının dava konusu taşınmazları kapsadığı ancak, dava konusu taşınmazların kanunları uyarınca devlete kalan yerlerden olmadığı gibi Hazine adına oluşan tapu kaydının oluştuğu tarihten geriye doğru davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 46. maddelerinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de; mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Tapu ve vergi kayıtlarının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir.
Toprak Tevzi Çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazlara uygulanan, Hazine'nin taraf olmadığı davalıların bayi Abdullah Canan ve arkadaşları tarafından açılan tescil davası sonucu oluşan 6.10.1954 tarih ve 272 sayılı tapu kaydının batı sınırı "mera", 7.10.1954 tarih ve 287 sayılı tapu kaydının da batı sınırı "Şure yükseltilmiş sınırı ve ötesinde mera" okuması nedeniyle, gayri sabit hudutlu kabul edilip miktar fazlası yönünden davacı Hazine adına 8.11.1963 tarih 219 (409) sayılı tapu kaydı oluşturulmuştur.
Davacı Hazine'nin taraf olmadığı tescil ilamıyla oluşan 6.10.1954 tarih, 272 ve 7.10.1954 tarih, 287 sayılı tapu kayıtları Hazine yönünden kesin hüküm oluşturmamakla birlikte, tapu kayıt malikleri ve devralanlar aleyhine sonuç doğurur.
O halde, davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı Hazine'nin tutunduğu 08.11.1963 tarih ve 219 sayılı tapu kaydının varsa haritası, tapu kaydı revizyon görmüş ise revizyon gördüğü parsellerin kadastro tespit tutanak örnekleri ile Hazine taşınmazının ayrıldığı belirtme parseli olan 26 parselin belirtme tutanağında uygulanan Ekim 1954 tarih 272 ve 287 sayılı tescil ilamı ile oluştuğu anlaşılan tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren tüm tedavül kayıtları ile varsa haritalarının ayrıca 1937 tarih 21, 22, 23 ve 24 tahrir numaralı vergi kayıtlarının kadastro sırasında herhangi bir taşınmaza uygulanıp uygulanmadığının, özellikle 53 sayılı Toprak Tevzi Komisyonunun 29-K paftası ve 26 sayılı parselinden ifrazen oluşan 89-102 sayılı komisyon parsellerine ait dağıtım cetvelleri ile dağıtım haritasının, oluşmuş ise tapu kayıtlarının, fen bilirkişi rapor ve krokisine göre davacı Hazine'nin dayanağını oluşturan 08.11.1963 tarih ve 219 (409) sayılı tapu kaydı kapsamında kalan ve krokisinde etrafı turuncu kalem ile çevrili bölüm içinde gösterilen tüm parseller ile bu parselleri dıştan çevreleyen tüm taşınmazlara ait onaylı kadastro tespit tutanak örnekleri ile dayanağı kayıtlar, varsa haritaları ile birlikte getirtilmeli, belirtmelik tutanağında imzası bulunan muhtar ve azaların nüfus kayıt örnekleri getirtilmeli, dosyada tüm deliller toplandıktan sonra taşınmaz başında elverdiğince yaşlı, taraflarla akrabalığı olmayan yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, tapu fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişi ve tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü belirtme tutanağında imzası bulunan muhtar ve azalar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, keşifte yerel bilirkişiler yardımı ile 08.11.1963 tarih ve 219, Ekim 1954 tarih 272 ve 287 sayılı tapu kayıtları ile 1937 tarih 21, 22, 23 ve 24 tahrir numaralı vergi kayıtları uygulanarak, hudutları zeminde tek tek göstertilmeli, gösterilen hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, kayıtların haritaları varsa kapsamları haritalarına göre, aksi halde gayri sabit sınırlı kayıtlar olmaları nedeniyle miktarlarına göre belirlenmeli, tapu kaydı kapsamları belirlenirken söz konusu kayıtların revizyon gördüğü parseller de nazara alınmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden, tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın kayıtların kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde zilyetlik araştırması yapılmalı, tespit gününde zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 46. maddeleri hükümlerince taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.