ZİMMET , DENETİM GÖREVİNİ İHMAL ETMEK
5. Ceza Dairesi 2007/3925 E., 2011/25885 K.
Zimmet ve denetim görevinin ihmali suretiyle zimmete neden olmak suçlarından sanıklar A.. S......, A...... E.... A...... ve L..... Ö.....'in yapılan yargılanmaları sonunda; sanık A.. S......'nın atılı zimmet suçundan mahkümiyetine, diğer sanıkların üzerlerine atılı denetim görevinin ihmali suretiyle zimmete neden olmak suçundan beraetlerine dair, Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 30.12.2005 gün ve 2005/64 Esas, 2006/364 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi katılan vekili ve sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklar A...... E.... A...... ve L..... Ö..... haklarında denetim görevinin ihmali suretiyle zimmete neden olmak suçundan verilen hükmün incelenmesinde;
Sanıklara isnat olunan denetim görevinin ihmali suretiyle zimmete neden olmak suçunun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerine göre 7 yıl 6 aylık asli ve ilave zamanaşımına tabi olduğu, en son suç tarihi olan 21.02.2003 ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanık A.. S...... hakkında zimmet suçundan kurulan hükmün incelenmesinde ise;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Dağıtım Hizmetleri Yönetmeliğinin 126. maddesinde 01.10.1999 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde yapılan değişiklik sonucu dağıtıcıların merkez ve şubelerde asli görevlerinin yanında merkez amirinin emriyle her türlü posta ve gişe işlemlerinde çalıştırılmalarının mümkün olduğu, idari soruşturma raporlarına, savunmaya ve dosya kapsamına göre dağıtıcı olan sanığın Ümraniye PTT Müdürlüğü Ferah Şubesinde tahsilat memuru olarak havale servisinde fiilen görevlendirildiği, yasal engel bulunmadığı gibi bu görevlendirmeyi benimseyip merkezi tahsilat sistemi (MTS) ile telefon fatura tahsilatı yapıp ilgiliye tahsilat makbuzu verdikten hemen sonra sistemden tahsilatın iptali işlemi gerçekleştirmek suretiyle toplam on adet fatura bedeli 322.900.000 lirayı ve manuel sistemle tahsil ettiği ancak kayıtlara işlemediği otuz adet telefon fatura tahsilatı 660.900.000 TL ve otuzdört adet mektup gönderisi pul bedeli 19.350.000 TL olan toplam 1.002.650.000 lirayı bağlı bulunduğu idare veznesine yatırmayıp faydalanmak kastı ile uhdesinde tuttuğu, borç düşümleri yapılamayan ve telefonları görüşmeye kapatılan abonelerin başvurmasıyla durumun ortaya çıktığı ve böylece sanığın eyleminin zincirleme nitelikli zimmet suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde basit zimmetten hüküm kurulması,
CMK.nun 2/e, 158/1 ve 160. maddelerine ve Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 17.06.2006 gün ve 2006/5-165-213 sayılı Kararına göre soruşturmanın, "kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi" ifade ettiği ve soruşturmanın Cumhuriyet Başsavcılığı veya kolluk makamlarınca suçun işlendiğinin öğrenilmesiyle başladığı dikkate alınarak, sanığın soruşturma başlamasından önce 21.03.2003 tarihinde zimmetine geçirdiği parayı tamamen iade ettiğinden cezasından 5237 sayılı TCK.nun 248/1. maddesi uyarınca 2/3 yerine 1/2 oranında indirim yapılması sonucu fazla ceza tayini,
Suç tarihindeki ekonomik koşullar ve paranın satın alma gücü nazara alınıp zimmete konu 1.002.650.000 TL ve kullanma zimmetini oluşturan 2.783.000.000 TL.nin nemasının toplamının azlığı nedeniyle sanık hakkında TCK.nun 249. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Sanığın 5237 sayılı TCK.nun 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile haklarından koşullu salıverilme tarihine, 53/1. maddesinde yazılı diğer haklardan 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden 53/1. maddede sayılan hakların tamamından hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun kılınması,
Suçun 5237 sayılı TCK.nun 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen sanık hakkında aynı Yasanın 53/5. madde ve fıkrası gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Suç tarihinin Ekim 2002-21 Şubat 2003 tarihleri arası olmasına rağmen karar başlığında yanlış gösterilmesi,
Kanuna aykırı, katılan vekili ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyannca BOZULMASINA, 29.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.