Sorularınız İçin Bizi Arayın: - 0532 113 15 08
Dil Seçimi
Menü
Sosyal Medya
Ara

El Atmanın Önlenmesi-Çaplı Yer- Yıkım

YARGITAY
1. Hukuk Dairesi 2010/13855 E.N , 2011/389 K.N.

İlgili Kavramlar

ÇAPLI YERE EL ATMANIN ÖNLENMESİ
YIKIM

İçtihat Metni

Taraflar arasında görülen davada;

Davacı, kayden maliki olduğu 9854 sayılı parseline komşu parsel maliki davalının haksız olarak duvar yapmak suretiyle müdahalede bulunduğunu ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve yıkım talebinde bulunmuş, yargılama sırasında davasından feragat etmiştir.

Davalı, davanın reddini savunmuş, karşı davasında iyiniyetli olduğunu belirtip, Türk Medeni Kanununun 683. maddesi gereğince davasının kabulünü istemiştir.

Mahkemece, asıl davanın feragat nedeniyle reddine, karşı davanın ise süresinde açılmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Berna Dizdaroğulları Koç'un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

KARAR

Asıl dava çaplı yere elatmanın önlenmesi ve yıkım; karşı dava ise Türk Medeni Kanununun 683. maddesine dayalı elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.

Mahkemece, asıl dava yönünden davacı vekilinin 1.6.2009 günlü imzalı beyanı ile davasından feragat ettiği; bu beyanın tek taraflı bir irade beyanı ile tamamlandığı,HUMK'nun 94. maddeleri uyarınca açmış olduğu bir davayı sonuna kadar sürdürmeye zorlamayacağı ve hüküm kesinleşinceye kadar feragat edilebileceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.Davacının temyiz itirazları yerinde değildir.Reddine.

Karşı dava yönünden ise dosya içeriği ve toplanan delillerden, asıl dava dilekçesinin davalıya (karşı davacı) 20.08.2008 tarihinde tebliğ edildiği; karşı dava dilekçesinin ise 26.09.2008 tarihinde verildiği, harcının da yaklaşık bir yıl sonra yatırıldığı gözetildiğine karşı davanın süresinde açılmadığı ve asıl davacının itirazına uğradığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda ,HUMK'nun 203. maddesinin açık hükmü karşısında karşılık davanın süresinde açılmadığı sabittir.

Hal böyle olunca, bu durumda sözü edilen davanın bağımsız dava niteliği taşıdığından davanın usul ekonomisi ve yarar dengesi ve dilekçenin harçlandırıldığı gözetilerek davanın ayrı bir esasa kaydedilmek üzere ayrılmasına karar verilmesi gerekirken reddedilmesi doğru değildir.

Davalılı (karşı davacı) bu yöne değinen temyiz itirazı yerindedir.Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin hacrın temyiz edene geri verilmesine, 20.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.





YARGITAY
1. Hukuk Dairesi 2011/11693 E.N , 2012/189 K.N.

İlgili Kavramlar


ELATMANIN ÖNLENMESİ-ECRİMİSİL
YIKIM-TEMLİKEN TESCİL

İçtihat Metni

Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;

Davacı, kayden maliki olduğu 632 parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 1500 m2'lik bölümüne komşu 633 parsel maliki davalının ağaç dikmek suretiyle müdahale ettiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesine, muhdesatın yıkımına, 3.000,00.-TL ecrimisile karar verilmesini istemiştir.

Davalı, 633 sayılı parseli 30 yıldır ihtilafsız kullandığını, sınırlarında bir değişiklik yapılmadığını, taşınmazlar arasındaki ihata duvarının, çit ve ağılın 2008 yılında yapıldığını, iyiniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş birleşen davada ise taşkın kullanımın saptanması halinde ağaçların değerinin arzın değerinden fazla olduğunu, uygun bedel karşılığında temliken tesciline olmadığı taktirde muhdesat bedeli karşılığı 16.000,00.-TL tazminatın tahsiline karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.

Mahkemece; elatmanın önlenmesi, yıkım, ecrimisil isteklerinin kabulüne, birleşen temliken tescil davasının reddine, tazminat isteğinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karar, davacı ve davalı- birleşen davanın davacısı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi İlknur Acar'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.

-KARAR-

Asıl dava; çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım, ecrimisil, birleşen dava ise temliken tescil olmadığı taktirde tazminat isteklerine ilişkindir.

Mahkemece; elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerinin kabulüne, birleşen davada temliken tescil isteğinin reddine, tazminat isteğinin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 632 ve 633 sayılı parseller öncesinde bir bütün iken sonradan ifraz suretiyle oluştukları 632 sayılı parselin kayden davacıya, komşu 633 parselin ise davalı adına kayıtlı olduğu, davalının davacıya ait taşınmazın 1.500 m2'lik kısmına limon ağacı dikmek suretiyle müdahale ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda elatmanın önlenmesine ve ecrimisilin kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak davacının ecrimisil talebinin 3.000,00.-TL olduğu, talep ile bağlı kalınarak ecrimisile hükmedildiği halde hüküm yerinde ecrimisil miktarının 300 lira olarak belirtilmesi maddi hata olup, bu yön yeniden yargılama yapılmasını gerekli kılmadığından hüküm kısmının 2. bendindeki "…300,00.-TL." ibaresinin, "…3.000,00.-TL…" şeklinde yazılmak suretiyle düzeltilmesine, elatmanın önlenmesi ecrimisile yönelik hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA.

Ne var ki; 632 ve 633 sayılı parseller evveliyatında bir bütün iken tarafların kök murisi adına kayıtlı olduğu, miras, taksim ve satın alma yoluyla tarafların iktisap ettiği, yıkıma konu limon ağaçlarının ( 30 yıl öncesinde) ifraz öncesi dikildiği, davalının kullanımında bulunan çekişmeli bölüm ve üzerideki yıkımı istenen ağaçların davacı adına kayıtlı 632 parsel içerisinde kaldığı, davalı-(birleşen davanın davacısının) 633 sayılı parseli ifrazdan sonra kök parsel malikinin mirasçılarından satın aldığı anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere; çapa bağlanmış bir taşınmazı satın alan kişinin mülkiyet hakkı bu çapla sınırlıdır. Davalı 633 sayılı parseli satın alma yolu ile edinmiş olup, davacıya ait parsel içinde kalan ağaçlar bakımından ayni yada şahsi bir hakka sahip olduğu söylenemez. Davacının ise 4721 sayılı TMK'nun 684. maddesinde düzenlenen "Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur." kuralı gereğince arzla birlikte yıkımını istediği ağaçların da maliki olduğu gözetildiğinde taşınmazla bir ilgisi bulunmayan davalı aleyhine yıkım isteğinde bulunması doğru değildir.

Hal böyle olunca; asıl davada ağaçların yıkımı, birleşen davada da tazminat isteklerinin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile kabulüne karar verilmesi doğru değildir.

Tarafların temyiz itirazları değinilen yön itibariyle yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yorum Bırakın
Danışan Yorumları
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayınız.
Tamam
WhatsApp Destek Hattı
Google Yorumları