İhtiyati Tedbir Talebinin Reddi-Gerekçesiz Kısa Karar Temyiz
T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 2012/327
K. 2012/1023
T. 30.1.2012
• İHTİYATİ TEDBİR TALEBİ ( Reddi Halinde Kanun Yoluna Başvurma Olanağı Getirildiği - Temyiz İncelemesinin Yapılabilmesi İçin Öncelikle Kararın Taraflara Usulüne Uygun Olarak Tebliğ Edilmesi ve Süresi İçerisinde Temyiz Edilmiş Olması Gerektiği/Ayrıca Gerekçeli Karar Şeklinde Yazılması Gerektiği )
• KANUN YOLUNA BAŞVURU OLANAĞI ( İhtiyati Tedbir Talebinin Reddi Halinde Başvurulabileceği - Temyiz İncelemesinin Yapılabilmesi İçin Öncelikle Kararın Taraflara Usulüne Uygun Olarak Tebliğ Edilmesi ve Süresi İçerisinde Temyiz Edilmiş Olması Gerektiği )
• GEREKÇELİ KARAR ( İhtiyati Tedbir Talebinin Reddine Dair Karar Verilmesi Üzerine HMK.'nun 391/2 Md.sine Uygun Olarak Gerekçeli Karar Yazılmamış Olduğundan Kararın Bozulması Gerektiği )
ÖZET : HMK'nun 391/3 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebinin reddi halinde kanun yoluna başvurma olanağı getirilmiştir. Ancak temyiz edilen bir kararın Yargıtay tarafından temyiz incelemesinin yapılabilmesi için öncelikle kararın taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi ve süresi içerisinde temyiz edilmiş olması gerekmektedir. Bundan başka, ihtiyati tedbir kararının HMK'nun 391/2 maddesi uyarınca gerekçeli karar şeklinde yazılması gerekmekte olup, esasen Yargıtay denetiminin de gerekçeli karar üzerinden yapılması mümkündür. 1982 Anayasası'nın 141. maddesine göre, tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerekmektedir. Temyiz edilen kısa karar, bu hususları kapsamadığından, temyiz denetimi mümkün değildir. Bu durumda, mahkemece, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair karar verilmesi üzerine, HMK.'nun 391/2 maddesine uygun olarak, gerekçeli karar yazılmamış olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
DAVA : Taraflar arasında görülen davada Beypazarı Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 29/09/2011 tarih ve 2011/59-2011/59 D-iş sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mehmet Alper Bostancı tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, davalılar hakkında başlatılan icra takibine davalı borçluların itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, icra takibinin devamına ve davalıların adına kayıtlı olan mal ve haklar üzerine ihtiyati tedbir konulması talebinde bulunmuştur.
Davalı borçlu vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tensip kararı ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İhtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Alacaklı Türkiye Ziraat Bankası A.Ş. tarafından yapılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında ihtiyati tedbir kararı talep edilmiş olup, bu istemin, tensip tutanağı ile reddine karar verilmiş, ancak ayrı bir gerekçeli karar yazılmamıştır.
HMK'nun 391/3 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebinin reddi halinde kanun yoluna başvurma olanağı getirilmiştir. Ancak temyiz edilen bir kararın Yargıtay tarafından temyiz incelemesinin yapılabilmesi için öncelikle kararın taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi ve süresi içerisinde temyiz edilmiş olması gerekmektedir. Bundan başka, ihtiyati tedbir kararının HMK'nun 391/2 maddesi uyarınca gerekçeli karar şeklinde yazılması gerekmekte olup, esasen Yargıtay denetiminin de gerekçeli karar üzerinden yapılması mümkündür. 1982 Anayasası'nın 141. maddesine göre, tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerekmektedir. Temyiz edilen kısa karar, bu hususları kapsamadığından, temyiz denetimi mümkün değildir. Bu durumda, mahkemece, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair karar verilmesi üzerine, HMK.'nun 391/2 maddesine uygun olarak, gerekçeli karar yazılmamış olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığı 30.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
NOT:::: Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
T.C.
YARGITAY
9. Hukuk Dairesi
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO : 2011/47825
KARAR NO : 2011/41222
Karar Tarihi : 25.10.2011)
DAVA : Davacı kooperatif vekili, davalı kooperatif çalışanı davalının kooperatifte görev yaptığı sırada bir dizi usulsüz kanuna aykırı işlemlerde bulunup, zimmetine para geçirdiğinin müfettiş raporu ile belirlendiğini, bir kısmını soruşturma safhasında ödediğini, hakkında suç duyurusu yapıldığını, davalı işçinin davacı kooperatife verdiği zararın tahsiline, ancak mal kaçırma ihtimali bulunması nedeni ile dava dilekçesinde belirtikleri taşınmazları ve aracı ile üzerine kayıtlı diğer taşınmazlar, diğer araçlar ve banka hesaplarına kooperatifte bulunan hak ve alacaklarına davalının harçtan muaf olması nedeni ile teminatsız ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tensiple gerekçesiz tedbir isteminin reddine karar verilmiştir.
İtiraz eden işveren vekili, ihtiyati tedbir kararına karşı yaptıkları itirazın tedbir kararının yerine getirilmesi nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, başka bir gün grev oylaması yapılmasının hukuken mümkün olduğunu, bu nedenle bu hususun kararda açıklanması için kararın tavzih edilmesini mahkemesinden talep etmiştir.
Davacı işveren vekili ihtiyati tedbir kararının reddi kararını 6100 sayılı HMK,un geçici 3/1 maddesi uyarınca kanun yoluna getirmiş olup, Dairemizin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ve geçici 3/1 maddesi uyarınca kanun yoluna tabi ret kararını denetleme görev olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı tarım kredi kooperatifi teftiş raporu ile davalı çalışanın bir takım usulsüz kanuna aykırı işlemlerle zimmetine para geçirdiğinin saptandığını, bir miktarını ödediğini ancak zimmetine geçirdiği ______ TL kurum zararının davalıdan tahsiline, ancak zimmet eylemini işleyen davacının mal kaçırabileceğini, bu nedenle dava dilekçesinde belirtilen taşınmazları, aracı, belirlenecek diğer taşınmaz, araç, bankadaki mevduatlarına ve kooperatiflerdeki hak ve alacaklarına yargılama sonunda kadar HMK.'nun 389 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece ihtiyati tedbir istemi tensibin 7.maddesi ile gerekçesiz olarak reddedilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 389 ve devamı maddelerine göre "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir.
Öncelikle mahkemece tedbir isteminin gerekçesiz reddi yasaya aykırıdır.
Dava dilekçesine ekli müfettiş raporuna, davalı işçinin müfettiş tarafından alınan beyanına, bir miktar ödemelerde bulunmasına, davalı işçi hakkında zimmet suçundan suç duyurusunda bulunmasına, alacağın miktarına göre davacı Kurumun ihtiyati tedbir isteminde hukuki yararı vardır. Zira davalının mal varlığında gelebilecek bir değişim nedeni ile ilerde belirlenecek Kurum zararının elde edilmesi zorlaşabileceği gibi tamamen imkansız hale gelebilecektir.
Dava dilekçesine ekli delillere göre Dairemizce HMK.'nun 391/3 gereğince aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR : Yukarda açıklanan gerekçe ile
1. Yerel mahkemenin gerekçesiz ihtiyati tedbir isteminin reddi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA
2. Davacının ihtiyati tedbir isteminin KABULÜ ile
a) Davacı Kurumun dava dilekçesinde belirttiği davalı -----ait taşınmazlara, aracı ile dilekçede belirtilemeyen, ancak belirlenecek diğer taşınmaz, araç, banka mevduat hesaplarına, kooperatifteki hak ve alacaklarına 3.şahıslara devirlerinin önlenmesi amacıyla dava dilekçesinde belirtilen 195.167,87 TL miktarla sınırlı olmak üzere İHTİYATİ TEBİR KONULMASINA, kararın yerel mahkemesince uygulanmasına,
b) Davacının kamu kurumu olması davalının müfettişteki beyanı ve kısmi ödemede bulunması dikkate alınarak teminat alınmasına yer olmadığına
c) Hukuk Muhakemeleri Kanununun 391/3 maddesi uyarınca 25.10.2011 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi.
[u]İHTİYATİ TEDBİR KARARI TEMYİZE TABİ DEĞİLDİR[/u]
T.C.
YARGITAY
17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6898
KARAR NO : 2013/8269
KARAR TARİHİ:3.6.2013
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, davalıya ait aracın tam kusurlu olarak sebebiyet verdiği trafik kazası sonucunda, müvekkil şirkete kasko sigortalı araçta hasar oluştuğunu ve hasar bedelinin ödenmek zorunda kaldığını belirterek araç üzerine teminatsız olarak tedbir konulmasını talep etmiştir.
Mahkemece, davacını tedbir konulmasını istediği aracın uyuşmazlık konusu olmadığı anlaşıldığından HMK’nun 389/1. maddesine göre talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “ihtiyati tedbir” kenar başlıklı 391. maddesinin (3) numaralı fıkrasında “İhtiyati tedbir talebinin reddi hâlinde, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır” hükmüne yer verilmiştir.
HMK’nin “İhtiyati tedbir kararına karşı itiraz” başlıklı 394. maddesinin (5) numaralı fıkrası ise “İtiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Kanun yoluna başvurulmuş olması, tedbirin uygulanmasını durdurmaz” şeklindedir.
HMK’nin “Kanun Yolları” başlıklı sekizinci kısmının birinci bölümünde “istinaf” kanun yolu düzenlenmiş ve 341. maddesinin (1) numaralı fıkrasında “İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir” hükmünü içermektedir.
HMK’nin 391/3. ve 394/5. maddelerinde ihtiyati tedbire dair belirtilen (ilk derece) mahkeme kararlarına karşı kanun yoluna başvurulabileceği öngörülmüş; bu kanun yolunun ne anlama geldiği ise HMK’nın 341/1. maddesinde “ilk derece mahkemelerinden verilen … ihtiyati tedbir … taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir” hükmü ile istinaf olarak açıkça belirtilmiştir.
HMK’nin geçici 3. maddesinde, “(1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
(2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
(3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Görüldüğü gibi geçici 3. maddeyle, 5235 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi gereğince Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar istinafa ilişkin hükümler ve dolayısıyla 341. madde de henüz yürürlüğe girmemiştir.
Burada çözümü gereken sorun, HMK’nin 391. ve 394. maddelerindeki ihtiyati tedbire dair verilen ara kararı ve buna itiraz sonucu verilen karara karşı getirilen kanun yolunun, temyiz kanun yolu olarak anlaşılıp anlaşılmayacağıdır.
HMK’nin geçici 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasında istinaf mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar “1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı” vurgulandıktan sonra, (2) numaralı fıkrada “Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur” denilerek HUMK’nın uygulanmasına devam edilecek hükümlerine açıklık getirilmiştir.
HUMK’nın uygulanmaya devam edilecek hükümleri, 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454. maddelerdir. Buna göre, HUMK’nın 5236 sayılı Kanunla istinafa başvurma imkânı getiren 426/A ve devamı maddeleri, “1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki” ibaresi ile açıkça kapsam dışı bırakılmıştır. Burada uygulanacağı söylenen HUMK’nın anılan 427 ilâ 454. maddeleri, temyiz incelemesinin usulü ve temyize tâbi kararların kapsamını belirlemektedir ve bu kapsam içerisinde, ihtiyati tedbire ilişkin kararlar yoktur. Başka bir ifadeyle, yollama yapılan HUMK’de ihtiyati tedbir kararlarına yönelik temyiz yolu öngörülmemiştir.
Ayrıca Geçici 3. maddenin (3) numaralı fıkrasında yer alan “Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır” hükmü gereğince ihtiyati tedbir kararına karşı kanun yolunu temyiz yolu olarak kabul etmekte her iki kanun yolunun mahiyetleri ve yaptıkları denetimin farklılığı nedeniyle mümkün değildir. İstinaf kanun yolunda, “yerindelik” ve “hukukilik” denetimi yapılırken; temyiz kanun yolunda ise sadece “hukukilik” denetimi yapılmaktadır. İstinafta yeniden inceleme yapıldığından, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden bir karar verilebilir; temyizde ise, hukukî denetim yapıldığından yeni bir karar verilmeyip, alt derece mahkemesinin kararı bozulur veya onanır. Bu bakımdan ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararına yapılan kanun yolu incelemesinde istinaf mahkemesi, başvuruyu yerinde görürse, sadece kanun yolu başvurusunun kabulüne karar vermeyecek, işin esası olan ihtiyati tedbir kararının kabulüne de karar verecektir. Oysa temyiz yolunda, başvuru yerinde ise yalnızca kararın bozulmasına karar verilebilecektir. Nitekim yukarıda belirtilen HMK’nin 341. maddesinin gerekçesinde de istinaf kanun yolu ile ihtiyati tedbir kararına yönelik yerindelik ve hukukilik denetiminin yapılmasını gerektiren nedenler belirtilmektedir.
Diğer yandan, HUMK’nın temyize ilişkin hükümleri, HMK’deki ihtiyati tedbire dair öngörülen kanun yolunda istinaf mahkemelerine getirilen göreve uymadığı gibi, HMK’ye de aykırılık taşımaktadır.
HMK’nin “Temyiz edilemeyen kararlar” kenar başlıklı 362. maddesindeki, “(1) Bölge adliye mahkemelerinin aşağıdaki kararları hakkında temyiz yoluna başvurulamaz: … f) Geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararlar…” şeklindeki hükümde, ihtiyati tedbire ilişkin istinaf mahkemesine yapılacak kanun yolu başvurusunda verilecek kararlara karşı temyiz yoluna başvurulamayacaktır.
HMK’nin 362. maddesinin konuyla ilgili gerekçesinde, “Maddede dava konusu olayın iki dereceli yargılamadan geçmiş bulunduğu göz önüne alınarak, bölge adliye mahkemesinin bazı kararlarına karşı temyiz yoluna gidilemeyeceği öngörülmüş ve böylece Yargıtayın iş yükünün hafifletilmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda … ve geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararlar bakımından da, iki dereceli yargılamanın yeterli güvence teşkil ettiği mülahazasıyla, bu işlerde verilen kararlara karşı temyiz yolu kapatılmıştır” denilmiştir.
Belirtelim ki, HMK ile ihtiyati tedbir konusunda öngörülen kanun yolu, “iki dereceli yargılama”dır. Başka bir ifadeyle “ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesinden oluşan iki dereceli yargılamadır. Bunun sonucu olarak, ihtiyati tedbirle ilgili getirilen kanun yolunun, temyiz olarak anlaşılması, işin mahiyetine, esasına ve amacına uymamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ilk derece mahkemesinin ara kararına yönelik temyiz başvurusunun, söz konusu karara temyiz başvuru imkânı bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 3.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi