Sorularınız İçin Bizi Arayın: - 0532 113 15 08
Dil Seçimi
Menü
Sosyal Medya
Ara

İş:Yurt Dışı Borçlanma Süresinin Eksik Hesaplanması

T.C.
YARGITAY 
10.Hukuk Dairesi

Esas Karar
2010/8020 2011/16066

Y A R G I T A Y İ L Â M I

Dava, davacıya kısmi yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin Kurum işleminin yerinde olmadığının ve tam yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi Meral Yıldırım tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 
Dava dosyası üzerinde yapılan incelemede, davacının talebinin tam olarak ne olduğunun açık olarak ortaya konulamadığı anlaşılmıştır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. Maddesi, uyuşmazlığını çözümü için aydınlatılması zorunlu olan hususlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz, yahut çelişki bulunan durumlarda, hakimin taraflara açıklama yaptırılabileceği, soru sorabileceği, delil göstermelerini isteyebileceği düzenlemiş olup; davacının, bağlanan aylığa hangi nedenlerle itiraz ettiğinin tespiti için HMK 169 ve devamı maddeleri gereği isticvap edilerek, talebi açıklattırıldıktan sonra, sonucuna göre, araştırma ve değerlendirme yapılması zorunludur.
Dosya kapsamına göre davacıya, yurt dışına çıkmadan önceki SSK ve Bağ-Kur kapsamındaki sigortalılık süreleriyle, yurt dışında çalıştığı sürelere ilişkin olarak yaptığı yurt dışı borçlanma süresi birleştirilmek suretiyle, aylık bağlandığı anlaşılmaktadır.Şayet, davacının iddia ve talebi, 3201 sayılı Yasa uyarınca yapılan borçlanma süresinin eksik hesaplandığına ilişkin ise; davacının yurt dışı hizmet borçlanma talebi ve ödemeye ilişkin belgeler Kurumdan getirtilerek,davacının borçlandığı sürenin ve ödeme miktarının tespit edilmesi ve yaşlılık aylığı bağlanırken bu sürenin tamamının değerlendirmeye alınıp alınmadığının tespiti gereklidir. Diğer taraftan, davanın aylık bağlama oranı ve aylık bağlanırken esas alınan basamağa ilişkin olduğu anlaşılacak olursa, bu kapsamda inceleme ve değerlendirme yapılması gerekmektedir. 
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurularak karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün hükmün yukarıda açıklanan gerekçelerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 24.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yorum Bırakın
Danışan Yorumları
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayınız.
Tamam
WhatsApp Destek Hattı
Google Yorumları