Sorularınız İçin Bizi Arayın: - 0532 113 15 08
Dil Seçimi
Menü
Sosyal Medya
Ara

Kazandırıcı Zamanaşımı Tanık Sair Deliller

Yargıtay 16. Hukuk Dairesi Esas No: 2010/4127 Karar No: 2010/3784

Kadastro sırasında 134 ada 2-121 parsel sayılı 15.993,42 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 1972 yılında 4753 sayılı Kanun uyarınca çalışan 54 numaralı Toprak Komisyonu tarafından Hazine'ye bırakılan yerlerden olduğu belirtilerek Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Lütfi Solak, süresi içinde özetle “çekişmeli taşınmazı, kendi adına tespit gören komşu 134 ada 48 parsel sayılı taşınmazla birlikte bütün olarak 35 yıldan beri nizasız, fasılasız ve hüsnüniyetle zilyet ve tasarrufunda bulundurduğu” iddiası ve taşınmazın adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının dava dilekçesinde dava sebep ve delillerini bildirmediği gibi çıkarılan meşruhatlı davetiyeye rağmen duruşmada hazır bulunmak suretiyle de bu eksikliği gidermediği gerekçesiyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 28/2. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına, 134 ada 48 ve 134 ada 121 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş ve hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. 

Davacı vekilinin başvurusu üzerine T.C. Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’nün 26/4/2010 tarihli yazılarıyla "davacının dava dilekçesinde dava sebep ve delillerini bildirmiş olduğunun kabulü gerektiği" düşüncesiyle kanun yararına bozma yoluna başvurulması istenmiş ve T.C. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11/5/2010 tarih ve 2010/107505 sayılı tebliğnamesi ile "davacının dava dilekçesinde, taşınmazın zilyetlik nedeniyle kazanıldığını iddia edip davasını kadastro tutanakları, keşif ve tanık beyanları ile ispat edeceğini belirttiği dikkate alındığında davacının, dava sebep ve delillerini bildirmiş kabul edilmesi gerekirken, dosyaya uygun düşmeyecek şekilde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 28/2. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin doğru görülmediği” düşüncesiyle H.U.M.K.'nın 427/6. maddesi uyarınca kanun yararına bozma talebinde bulunulmuştur.
Mahkemece, davacının dava dilekçesinde dava sebep ve delillerini bildirmediği gibi çıkarılan meşruhatlı davetiyeye rağmen duruşmada hazır bulunarak bu eksikliği gidermediğinden söz edilerek 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 28/2. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de verilen karar dosya kapsamına uygun düşmediği gibi yerleşik Yargıtay içtihatlarına da aykırı bulunmaktadır. Davacı, dava dilekçesinde "çekişmeli taşınmazın kendi adına tespit edilen 134 ada 48 parsel sayılı taşınmaz ile birlikte bir bütün olarak 35 yıldan beri nizasız, fasılasız ve hüsnüniyetle zilyetliğinde bulundurduğu” iddiasına dayanarak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde açıklanan kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle mülk edinme sebebine dayanmıştır. Yine dava dilekçesinde sübut delilleri olarak "kadastro tutanakları, keşif, tanık beyanları ve sair deliller" denmek suretiyle delillerinin neler olduğu da bildirilmiştir. Bu ifade 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 28/2. maddesinde sözü edilen "deliller" için yeterli olup ayrıca tanık isimlerinin, dayanılan belgelerin ve sair tüm delillerin dava dilekçesine ekli olmasına gerek bulunmamaktadır. Kadastro Mahkemelerinde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 409. maddesinin uygulama yeri bulunmadığından davacının duruşmaya katılma zorunluluğu da yoktur. Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş, dava konusu yapılan 134 ada 121 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tutanak aslı ile dava dışı 134 ada 48 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tutanak örneğini, her iki parseli çevreleyen kadastro tutanak örnekleri ile dayanağı belgeleri ve kadastro tutanağında sözü edilen 54 numaralı Toprak Komisyonunun çekişmeli taşınmazla ilgili tutanak ve haritaları ile tutanaklarda sözü edilen belgeleri dosya içine getirtmek suretiyle dosya keşfe hazır hale getirildikten sonra davacıya, varsa tanık listesini bildirmesi ve keşif giderlerini karşılaması hususunda yöntemine uygun kesin mehiller vererek sonucuna göre inceleme ve araştırma yapıp bir karar vermektir. Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 28/2. maddesi hükmü ile dosya kapsamına yanlış anlam yüklenerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Açıklanan nedenlerle, kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427/6. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, kararın onaylı bir örneğinin Resmî Gazete'de yayınlanmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 25/5/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yorum Bırakın
Danışan Yorumları
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayınız.
Tamam
WhatsApp Destek Hattı
Google Yorumları