Sorularınız İçin Bizi Arayın: - 0532 113 15 08
Dil Seçimi
Menü
Sosyal Medya
Ara

Kiracıya Karşı Kiralayan Ve Malikin Takip Veya Tahliye Hakkı


T.C.
YARGITAY
6. HUKUK DAİRESİ
E. 2005/976
K. 2005/2725
T. 24.3.2005

DAVA : Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

KARAR : Dava, itirazın iptaline ilişkindir. Mahkemece itirazın kısmen iptaline karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.

Davacı vekili, davalının 1.11.2003 başlangıç tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu, iki aylık kira bedelini ödemediğinden dönem sonuna kadar muaccel kiraların tahsili için icra takibi yaptıklarını, borçlunun haksız olarak takibe itiraz ettiğini, haksız itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili müvekkilinin Kasım, Aralık 2003 kiralarını ödediğini, Ocak 2004 ve diğer ayların muaccel olmadığını, davanın reddini savunmuştur.

Dosyaya sunulan ve hükme esas alınan 1.11.2003 başlangıç tarihli, bir yıl süreli kira sözleşmesinde kiralayan Ömer Çayır adına Mustafa Çayır olup, Mustafa Çayır sözleşmeyi Ömer Çayır adına imzalamıştır. Bu durumda kiralayan Ömer Çayır'dır. Davacı Mustafa Çayır malik olduğunu da iddia etmemiştir. Kiralayan ve malik olmayan Mustafa Çayır kira alacağını talep edemez. Mustafa Çayır'ın kendi adına yaptığı takip hukuki sonuç doğurmaz. Davanın bu nedenle reddi gerekirken, yazılı gerekçeyle kısmen kabulü hatalı olmuştur.

Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 24.3.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
WWW.KARARARA.COM


T.C.
YARGITAY
HUKUK DAİRESİ 6

Esas No.2006/12639
Karar No.2007/1197
Karar Tarihi:13.02.2007

1086-HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU (HUMK)/44/47
2004-İCRA VE İFLAS KANUNU ( İİK )/272

:arrow: BİR AYLIK DAVA AÇMA SÜRESİ
:arrow: KİRALAYANLARIN BİRDEN FAZLA OLMASI
:arrow: TAAHHÜT NEDENİYLE TAHLİYE DAVASI
:arrow: ZORUNLU DAVA ARKADAŞLIĞI


ÖZET
TAAHHÜT NEDENİNE DAYALI TAHLİYE DAVASININ MUTLAKA KİRALAYAN TARAFINDAN AÇILMASI GEREKİR. KİRALAYAN DURUMUNDA OLMAYAN MALİKİN DAVA HAKKI YOKTUR. ANCAK YENİ MALİK ÖNCEKİ MALİKİN VE KİRALAYANIN HALEFİ OLARAK ESKİ MALİK ZAMANINDA VERİLMİŞ TAAHHÜDE DAYANARAK DAVA AÇABİLİR. TAAHHÜT NEDENİYLE AÇILACAK TAHLİYE DAVASININ TAAHHÜT EDİLEN TARİHİ İZLEYEN BİR AY İÇİNDE AÇILMASI VEYA BU SÜRE İÇİNDE TAAHHÜDE DAYALI OLARAK İCRA TAKİBİ YAPILMIŞ OLMASI GEREKİR. KİRA ALACAĞI NEDENİ İLE BAŞLATILAN İCRA TAKİBİNE YAPILAN İTİRAZIN İPTALİ VE TAHLİYE TAAHHÜDÜ NEDENİYLE KİRALANANIN TAHLİYESİNE İLİŞKİN DAVADA, DAVA KONUSU KİRA SÖZLEŞMESİNDE BELİRTİLEN KİRALAYAN SIFATI, KİRA PARASININ KİMLERE NE ŞEKİLDE ÖDENECEĞİNE İLİŞKİN DÜZENLEME, TAHLİYE TAAHHÜTNAMESİNİN MALİK MİRASÇILARINA VERİLMESİ VE SÖZLEŞMENİN ÖZEL MADDESİ KARŞISINDA KİRALANANIN MALİK MİRASÇILARININ TAMAMI TARAFINDAN KİRAYA VERİLDİĞİ ANLAŞILMAKTADIR. KİRA SÖZLEŞMESİNE GÖRE KİRAYA VEREN MİRASÇILAR ARASINDA ZORUNLU DAVA ARKADAŞLIĞI BULUNDUĞUNDAN, İCRA TAKİBİNİN TÜM KİRALAYANLAR TARAFINDAN YAPILMASI, YİNE TAHLİYE DAVASININ DA TÜM KİRALAYANLAR TARAFINDAN AÇILMASI GEREKİR. ZORUNLU DAVA ARKADAŞLIĞI GEREĞİ SADECE BİR KISIM KİRALAYANLARCA YAPILAN İCRA TAKİBİNİN YASANIN ÖNGÖRDÜĞÜ BİR AYLIK SÜREYİ KESİCİ VE SÖZLEŞMENİN YENİLENMESİNİ ÖNLEYİCİ NİTELİĞİ BULUNMADIĞINDAN VE TAKİP TALEPNAMESİNDEKİ BU EKSİKLİĞİN SONRADAN GİDERİLMESİ DE MÜMKÜN OLMADIĞINDAN MAHKEMECE TÜM KİRALAYANLARCA YAPILMAYAN İCRA TAKİBİNE DAYANILARAK AÇILAN DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLMESİ GEREKİR.


DAVA :

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan itirazın iptali-tahliye davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR :

Uyuşmazlık, icra takibine yapılan itirazın iptali ve tahliye taahhüdü nedeniyle kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacılar vekili, dava dilekçesinde, davalı kiracı hakkında tahliye taahhüdüne dayanılarak yapılan icra takibine karşı davalının icra takibine ve kira sözleşmesine karşı çıkarak itiraz ettiğini, davalının 10.12.2004 tarihli sözleşme ile kiralananda kiracı iken mal sahibi Mehmet'in vefatından sonra 5/8 pay sahibi eşi ve çocukları ile 10.07.2005 tarihinde kira sözleşmesini yenilediğini, gerek sözleşme, gerek taahhüt altındaki imzaların davalıya ait olduğunu, itirazın kötü niyetle ve zaman kazanmaya yönelik yapıldığını belirterek, itirazın iptalini, takibin devamını ve davalının kiralanandan tahliyesini talep etmiştir. 

Davalı, tahliye taahhüdü altındaki imzanın kendisine ait olup olmadığını bilmediğini, dava konusu kiralananın Mehmet'e ait iken ölümü ile mirasçılarına intikal ettiğini ve elbirliği mülkiyetine konu olduğunu, bu durumda davayı tüm mirasçıların birlikte açması gerektiğini, davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini savunmuştur.

Taahhüt nedenine dayalı tahliye davasının mutlaka kiralayan tarafından açılması gerekir. Kiralayan durumunda olmayan malikin dava hakkı yoktur. Ancak yeni malik önceki malikin ve kiralayanın halefi olarak eski malik zamanında verilmiş taahhüde dayanarak dava açabilir.
Taahhüt nedeniyle açılacak tahliye davasının taahhüt edilen tarihi izleyen bir ay içinde açılması veya bu süre içinde taahhüde dayalı olarak icra takibi yapılmış olması gerekir. Daha önce kiracıya bildirilen tahliye iradesinin süre koruyucu niteliği yoktur. Ancak yapılan icra takibi süreyi koruyacağından bir ay geçtikten sonra da dava açılabilir.

Olayımıza gelince; icra takibinde ve davada dayanılan ve hükme esas alınan 10.12.2004 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesini kiralayan sıfatı ile;Mehmet mirasçıları Zeynep ; imzalamış, sözleşme 10.07.2005 tarihinde düzenlenmiştir. Sözleşme içeriğine göre aylık 250 YTL kira parasının 156 YTL'si 5/8 pay sahibi kendi adına asaleten üç çocuğuna velayeten bono karşılığı Zeynep'e, 31.25'er YTL'si İ.Hakkı, Fatma ve Ayla'nın banka hesabına ödenecektir. Sözleşmenin özel şartlar bölümü 10. maddesinde de işbu sözleşmenin Mehmet mirasçılarının tereke paylaşımından sonra tekrar yenileneceği kararlaştırılmıştır. Dosyaya sunulan mirasçılık belgesinden taşınmazın maliki Mehmet'in 27.02.2005 tarihinde vefatı ile geride mirasçı olarak eşi davacı Zeynep'i, ergin olmayan davacı çocuklarını ve kira sözleşmesinde kira parası verileceği kararlaştırılan dava dışı çocuklarını bıraktığı görülmektedir.

Davalı ise 10.07.2005 tarihinde verdiği adi yazılı tahliye taahhütnamesi ile bir süredir kiracısı olduğu taşınmazı 10.12.2005 tarihinde tahliye etmeyi kabul ve taahhüt etmiştir. Kira sözleşmesinde belirtilen kiralayan sıfatı, kira parasının kimlere ne şekilde ödeneceğine ilişkin düzenleme, tahliye taahhütnamesinin Mehmet mirasçılarına verilmesi ve sözleşmenin özel 10. maddesi karşısında kiralananın Mehmet mirasçılarının tamamı tarafından kiraya verildiği anlaşılmaktadır. Kira sözleşmesine göre kiraya veren Mehmet mirasçıları arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan, icra takibinin tüm kiralayanlar tarafından yapılması, yine tahliye davasının da tüm kiralayanlar tarafından açılması gerekir. Olayımızda ise tahliye taahhüdüne dayanılarak icra takibi sadece davacı Zeynep tarafından kendi adına asaleten ve ergin olmayan davacı çocukları Havva, Ayhan ve Cennet adına yapılmış, itirazın iptali ve kiralananın tahliyesine yönelik dava da sadece icra takibi yapan kiralayanlarca açılmıştır. Zorunlu dava arkadaşlığı gereği sadece bir kısım kiralayanlarca yapılan icra takibinin yasanın öngördüğü bir aylık süreyi kesici ve sözleşmenin yenilenmesini önleyici niteliği bulunmadığından ve takip talepnamesindeki bu eksikliğin sonradan giderilmesi de mümkün olmadığından mahkemece tüm kiralayanlarca yapılmayan icra takibine dayanılarak açılan davanın bu hukuki durum dikkate alınarak reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek yazılı şekilde tahliyeye hükmedilmesi hatalı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ :
Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'nın 428. maddesi uyarınca hükmün ( BOZULMASINA ), istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 13.02.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
WWW.KARARARA.COM





T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2001/3-1165
K. 2001/1186
T. 26.12.2001
 
DAVA : Taraflar arasındaki "itirazın iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Uşak Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 10.05.2001 gün ve 2000/1800 E-2001/770 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 09.07.2001 gün ve 2001/5995-6570 sayılı ilamı ile; (...Davacı vekili, müvekkiline ait evin sözlü kira sözleşmesi ile 1996 yılında davalıya kiralandığını, 2000 yılı Mart-Ağustos dahil 6 aylık kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine icra takibine geçildiğini beyanla takibe vaki itirazın iptali ile %40 icar inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 

Davalı, evi kiralayanın davacı değil, dava dışı Yüksel Mercan olduğunu, uzun süre kira bedellerini Yüksel Mercan adına yatırıldığını, daha sonra davacı Ümit Adına yatırılmaya başlandığını, davacının kiralayan olmaması nedeniyle dava açma sıfatı bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. 

Mahkemece, evin davacı bacanağı olan Yüksel Mercan tarafından davalıya kiralandığının anlaşılmasına göre dava açma sıfatı olmayan davacı tarafından açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. 

Taraflar arasında yazılı kira sözleşmesi yoktur. Davacı, maliki olduğu mecurun kendisi namına Yüksel Mercan tarafından kiraya verildiğini ileri sürmüştür. Uyuşmazlık, kiralayan durumunda olmayan mal sahibinin bu davayı açıp açamayacağı noktasında toplanmaktadır. 

Yargılama sırasında dinlenen tanıklar ve özellikle hükme dayanak yapılan tahliye davasındaki Yüksel Mercan beyanından; evin davalıya, davacı malik namına kiraya verildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca 1999 yılının son ayı ve 2000 yılının ilk iki ayının kira bedellerinin davalı tarafından davacı malikin banka hesabına yatırıldığı ihtilafsızdır. 

Halin icabından kiraya veren dava dışı Yüksel ile mal sahibi davacı arasında temsil ilişkisi bulunduğu anlaşıldığına göre, Borçlar Kanunu 32.maddesi hükmünce,mal sahibinin sözlü kira sözleşmesine dayanarak böyle bir dava açabileceğinin kabulü gerekir. Açıklanan nedenlerle işin esasına girilerek toplanan delillere göre uygun sonuç dairesinde bir karar vermek gerekirken, davacının dava açma sıfatı olmadığından davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. 

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: 

KARAR : Davacı vekili, davacıya ait taşınmazda sözlü akit ile kiracı bulunan davalının,2000 yılı mart-ağustos ayları arasındaki döneme ait toplam altı aylık kira parasını ödemediğini, yapılan icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir. 

Davalı vekili, kiralayanın davacı değil, dava dışı Yüksel Mercan olduğunu, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. 

Yerel mahkemenin, davacıya ait meskeni,davalıya kiralayanın davacı değil, dava dışı Yüksel Mercan olduğu, bu durumda davacının kiralayan sıfatının ve görülmekte olan davayı açma yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine yönelik olarak verdiği karar, Yüksek Özel Daire'ce yukarıdaki gerekçeyle bozulmuştur. 

Davacının maliki olduğu meskenin, kendisinin Almanya'da bulunması nedeniyle, dava dışı Yüksel Mercan tarafından davalıya 1996 yılında sözlü akit ile kiralandığı; kira paralarının 1999 yılı aralık ayına kadar anılan kişiye ödendiği; bilahare,12.12.1999 ve 21.3.2000 tarihlerinde, toplam üç aylık kira parasının ise davacının banka hesabına yatırıldığı,taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. 

Uyuşmazlık, mal sahibi durumunda olup, kiralayan sıfatını taşımayan davacının, kira paralarının kendisine ödenmesini isteme ve ödenmeyen kira paralarından dolayı icra takibi yapma, itiraz edildiği takdirde itirazın iptali davasını açma hak ve yetkisinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. 

Hemen belirtilmelidir ki, kiralayan ve mal sahipliği sıfatlarının aynı kişide toplanması zorunluluğu yoktur. Başkasına ait taşınmazın kiraya verilmesi mümkün ve buna ilişkin sözleşme hukuken geçerlidir. Eş söyleyişle, mal sahibinin tarafı durumunda bulunmadığı bir kira sözleşmesi yapılabilir ve kural olarak o sözleşmeden doğan hak ve borçlar, sözleşmenin taraflarına ait olur. Ne var ki, Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, mal sahibi, kiralananın kendi mülkiyetinde olduğunu kiracıya ihbar ederek, salt bu sıfatına dayanmak suretiyle,tarafı bulunmadığı sözleşmedeki kira bedelinin kendisine ödenmesini istemek; ödenmediği takdirde icra takibi ve dava yoluna başvurmak, hatta, koşulları gerçekleştiği takdirde temerrüde dayalı tahliye isteminde bulunmak hak ve yetkisine sahiptir. 

Mal sahibinin kiracıya bu yönde yapacağı ihbar, kural olarak herhangi bir şekle tabi değildir ve her türlü delille kanıtlanabilir. 

Yukarıda değinildiği üzere, davalının,12.12.1999 ve 21.3.2000 tarihlerinde toplam üç aylık kira bedelini davacıya ait banka hesabına yatırdığı uyuşmazlık konusu değildir. Davalı vekili de, 17.4.2001 günlü duruşmada,kiralayan Yüksel Mercan'ın talimatı üzerine,anılan kira paralarının davacının banka hesabına yatırıldığını açıkça bildirmiş; takip konusu döneme ait dört aylık kira borcunun varlığını da kabul etmiştir. Bu durum, Aralık 1999 tarihinden önce, kiralananın malikinin davacı olduğunun ve o tarihten sonraki kira paralarının davacıya ödenmesi gerektiğinin davalı tarafından öğrenildiğini; başka bir ifadeyle, bu yönde bir ihbarın kendisine ulaştığını gösterir. Hal böyle olunca, davalı, anılan tarihten sonraki kira ödemelerini davacıya yapmakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün doğal sonucu olarak, davacı, ödenmediğini ileri sürdüğü kira paralarının ödetilmesi istemiyle davalı hakkında icra takibi yapabileceği ve itiraz edilmesi durumunda da, itirazın iptali isteminde bulunabileceği açıktır. 

O halde, davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu benimsenmek suretiyle, işin esasına girişilip, tarafların delilleri toplanarak, ortaya çıkacak uygun sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulması gerekirken, bu yönler gözden kaçırılmak suretiyle direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır. 

SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile,direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 26.12.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
WWW.KARARARA.COM



T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 1994/6-213
K. 1994/259
T. 27.4.1994


• TAHLİYE DAVASI ( Kira Parasının Ödenmemesinden Mütevellit Temerrüt Nedeniyle Tahliye İstenilmesi )
• TEMERRÜT NEDİNİYLE TAHLİYE ( Kira Bedellerinin Ödenmesi Konusunda Yapılan Taleplerin ve Temerrüt İhtarının Sonuçsuz Kalması Durumunda Tahliye Davası Açılması )
• KİRA PARASININ ÖDENMEMESİ SEBEBİYLE İHTAR ( Kira Bedellerinin Ödenmesi Konusunda Yapılan İhbarın ve Temerrüt İhtarının Sonuçsuz Kalması Durumunda Tahliye Davası Açılması )
• HUSUMET ( Temerrüt Sebebine Dayalı Tahliye Davasını Kiralayanın Açmasının Gerekmesi )
• DAVA HAKKI ( Kiralayan Durumunda Olmayan Malikin veya Kiralananı Sonradan İktisap Eden Kimsenin Önceden Kiracıya İhbar Göndererek Paranın Ödenmesinin İstenilmesi Sonuçsuz Kalırsa İhtar Çekmesi )
818/m.260
ÖZET : B.K. 260. maddesi uyarınca temerrüt sebebine dayalı tahliye davasını kiralayanın 

açması gerekir. Kiralayan durumunda olmayan malik veya kiralananı sonradan iktisap eden kimsenin önceden kiracıya ihbar göndererek malik olduğunu kira bedellerinin bundan sonra kendisine ödenmesini istemesi bu sonuçsuz kalırsa şartlara haiz temerrüt ihtarı tebliğ ettirmesi ondan sonra dava açması gerekir. Dava hakkına ilişkin bu hususun mahkemece kendiliğinden gözetilmesi icabeder. Kiracıya tebliğ edilen ihtarın yasal şartları taşıması istenen kira parasının muaccel olması ve bu kira bedelinin en az verilen 30 günlük süre içinde ödenmemiş olması gerekir. Kira parası götürülüp kiralayanın ayağında ödenmesi gereken borçlardan olduğundan ona götürülerek elden verilmesi veya masrafı kiracıya ait olmak şartıyla konutta ödemeli olarak gönderilmesi gerekir. Buna uygun olmayan ödemeler yasal değildir. Ancak buna aykırı bir ödeme teamülü taraflar arasında yerleşmişse ona uygun ödeme de geçerli sayılır. Kiracı veya kiralayanın temerrüdü bu esaslara göre çözümlenir. 

DAVA : Taraflar arasındaki tahliye davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kartal 1. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 22.7-1993 gün ve 418-686 sayılı kararın incelenmesi davalı tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 8.11.1993 gün ve 11111-11437 sayılı ilamı ile ; ( ...B.K.260. maddesi uyarınca temerrüt sebebine dayalı tahliye davasını kiralayanın açması gerekir. Kiralayan durumunda olmayan malik veya kiralananı sonradan iktisap eden kimsenin önceden kiracıya ihbar göndererek malik olduğunu kira bedellerinin bundan sonra kendisine ödenmesini istemesi bu sonuçsuz kalırsa şartlara haiz temerrüt ihtarı tebliğ ettirmesi ondan sonra dava açması gerekir. Dava hakkına ilişkin bu hususun mahkemece kendiliğinden gözetilmesi icabeder. Kiracıya tebliğ edilen ihtarın yasal şartları taşıması istenen kira parasının muaccel olması ve bu kira bedelinin en az verilen 30 günlük süre içinde ödenmemiş olması gerekir. Kira parası götürülüp kiralayanın ayağında ödenmesi gereken borçlardan olduğundan ona götürülerek elden verilmesi veya masrafı kiracıya ait olmak şartıyla konutta ödemeli olarak gönderilmesi gerekir. Buna uygun olmayan ödemeler yasal değildir. Ancak buna aykırı bir ödeme teamülü taraflar arasında yerleşmişse ona uygun ödeme de geçerli sayılır. Kiracı veya kiralayanın temerrüdü bu esaslara göre çözümlenir. 

Olayımızda; davacı bizzat keşide ettiği temerrüt ihtarnamesine dayanmamış alacak isteğiyle ilgili icra tabikindeki ödeme emrine dayanarak bu davayı açmıştır. Kartal 3.İcra Müdürlüğünün 1993/324 esas sayılı icra takibinin asıl dayanağını teşkil eden 2.3.1993 tarihli takip talepnamesi sadece alacak istemine ilişkindir ve haciz yolu ile takip istenmiştir. O talepnamede tahliye istemi mevcut değildir. Bu sebeple icraca keşide edilen ödeme emrinde ödemenin yapılmaması halinde tahliye istenebileceğine ilişkin uyarının bir dayanağı bulunmamaktadır. Hal böyle ölünce davanın dayanağı ölen ihtarnamenin yasal unsurları taşıdığı kabul edilemeyeceğinden davanın reddi icabeder; Bundan zuhul edilerek kabulü şekilde karar verilmesi hatalıdır... )gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonun da; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. 

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: 

KARAR : Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. 

SONUÇ : Davalının temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 27.4.1994 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yorum Bırakın
Danışan Yorumları
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayınız.
Tamam
WhatsApp Destek Hattı
Google Yorumları