K.Mülkyet:Yönetici İle Kat Maliki Arasında Alacak Sulh Hukuk
T.C.
YARGITAY
18. Hukuk Dairesi
E:2006/1579
K:2006/1917
T:13.03.2006
4822 s. Yasa m. 22
Davacı Apartman Yöneticisi ile davalı kat maliki arasındaki alacak davası hakkında Kırşehir Sulh Hukuk Mahkemesince kesin olarak verilen 16/5/2005 günlü ve 2005/270-441 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Cumhuriyet Başsavcılığının 7.9.2005 gün ve Hukuk-168164 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Apartman yöneticisi davacı 11/3/2005 günlü dava dilekçesinde, davalı Sevim Şentürk'ün anataşınmazın ortak giderlerden payına düşen 122.000.000 TL. ortak gideri ödemediğinden bu paranın faizi ile birlikte tahsili için hakkında icra takibi yapıldığını, borçlunun bu borca itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibe konu alacağın faizi ile birlikte tahsili ile % 40 icra inkar tazminatını davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yargılamanın ilk oturumunda taraflar arasındaki uyuşmazlığın (miktar da gözönünde tutularak) 4822 sayılı Yasanın 22. maddesi uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Kurulu tarafından çözümlenmesi gerektiği gerekcesiyle görev yönünden davanın kesin olarak reddine karar verilmiş; bu karara karşı HUMK'nun 427. maddesi gereğince Adalet Bakanlığının gordüğü lüzum uzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılıgınca kanun yararına temyız yoluna basvurulmuştur.
Dosyadaki bilgi ve belgelere ve özellikle Dairenin geri çevirme kararı üzerine dosyaya getirtilen tapu kayıtları içeriğine göre dava konusu edilen ortak gider alacağının dayanağını oluşturan anataşınmazda kat mülkiyetinin kurulmuş olduğu davacının bu taşınmazda yönetici ve davalının da bağımsız bölüm maliki olduğu anlaşılmaktadır. Kat Mülkiyeti Yasasının 20. maddesi hükmü gereğince kat maliklerinden herbirinin payına düşen ortak gideri ödemekle yükümlü bulunduğu ödememesi durumunda yöneticinin o kişi hakkında icra takibi yapabileceği ve dava acabilecegi öngorülmüştur. Somut olayda taraflar arasındaki uyusmazlık yasanın bu maddesınden kaynaklanmaktadır.
Kat Mülkiyeti Yasasının ek 1. maddesi hükmüne göre bu yasadan kaynaklanan her türlü anlaşmazlığın-değerine bakılmaksızın- Sulh Hukuk Mahkemesinde çözümleneceği düşünülmeden mahkemece uygulama yeri olmayan 4822 sayılı Yasaya dayanılarak görevsizlik kararı verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 13/3/2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu 2010/18-740 E.N , 2011/63 K.N.
İlgili Kavramlar
İTİRAZIN İPTALİ
İçtihat Metni
Taraflar arasındaki "İtirazın iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Uşak 1.Sulh Hukuk Mahkemesince davanın görev yönünden reddine dair verilen 17.02.2009 gün ve 2006/2204 E., 2009/79 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 18.Hukuk Dairesinin 25.01.2010 gün ve 2009/7169 E., 2010/521 K. sayılı ilamı ile;
Dava ve birleştirilen dava dilekçelerinde, kat mülkiyeti kurulu olan anataşınmazın genel giderlerinden davalılara ait bağımsız bölümlerin payına düşen kısımların ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takiplerine yapılan itirazların iptali istenmiş, mahkemece davaya genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılmak üzere dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Kat mülkiyetli bir anagayrimenkulde ödenmeyen genel gider paylarının tahsili amacıyla yapılan takiplere itirazların iptali istemine ilişkin uyuşmazlıkların Kat Mülkiyeti Yasası hükümlerinin uygulanmasıyla çözümlenmesi gerekmekte olup, sözü edilen yasanın Ek 1.maddesi hükmüne göre bu tür uyuşmazlıklar, dava değerine bakılmaksızın, Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevi dahilindedir.
Mahkemece bu yön gözetilerek, davanın esasının incelenmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir...")
gerekçesiyle şimdilik diğer yönler incelenmeksizin bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Davacı vekili, dava ve birleştirilen dava dilekçelerinde ...107 nolu binayı imal edecek müteahhidin inşaatı terk etmesi sebebi ile binanın yıkılma ve iskeletinin zarar görme ihtimalinin söz konusu olduğunu, bu sebeple kat maliklerince binanın tamamlanmasına karar verildiğini, ancak davalılara ait bağımsız bölümlerin payına düşen kısımların ödenmemesi nedeniyle icra takibi başlatıldığını davalıların takibe itiraz ettiğini belirterek yapılan itirazların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın usul ve esastan reddini savunmuştur.
Yerel Mahkemece "...dava müşterek mülkiyete tabi taşınmazın ortak giderlerinin tahsili için icra takibine vaki itirazın iptalin talebine ilişindir. Kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmamış taşınmaza ilişkin davalarda görevli mahkeme dava değerine göre belirlenir..." gerekçesi ile davanın görev yönünden reddine ilişkin olarak verilen karar, Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçe ile bozulmuştur.
Yerel Mahkeme önceki kararında direnmiş; hükmü Davacılar vekili temyiz etmiştir.
Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık mahkemenin görevi noktasındadır.
Dava, itirazın iptali istemlidir.
Sulh Mahkemesince, değer ölçütü esas alınarak görevsizlik kararı verilmiş; Özel Dairece Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğinden davaya bakma görevinin Kanun gereği mahkemeye ait olduğuna işaretle karar bozulmuştur.
O halde, uyuşmazlığın göreve ilişkin olması nedeniyle görevli mahkemenin belirlenmesine esas olmak üzere Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinin somut olayda uygulanıp uygulanamayacağının öncelikle belirlenmesi gerekmektedir.
Davaya konu taşınmazın dosyada bulunan tapu kaydı kapsamı ile taşınmaz üzerinde kat irtifakı kurulduğu belirgindir.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu (KMK) 17.maddesinde, kat irtifakı sahibinin hakları düzenlenmiş olup;
"Kat irtifakı sahipleri, ortak arsa üzerinde yapılacak yapının, sözleşmede yazılı süre içinde başlaması ve tamamlanması için kendilerine düşen borçların yerine getirilmesini, karşılıklı olarak isteme ve dava etme hakkına sahiptirler.
Kat irtifakı sahipleri yapının tamamlanması için kendi aralarından veya dışarıdan bir veya birkaç kişiyi yönetici olarak tayin edebilirler. Kat mülkiyeti yöneticisinin görev, yetki ve sorumluluklarına dair hükümler, bu yönetici hakkında da uygulanır.
Kat irtifakı kurulmuş gayrimenkullerde yapı fiilen tamamlanmış ve bağımsız bölümlerin üçte ikisi fiilen kullanılmaya başlanmışsa, kat mülkiyetine geçilmemiş olsa dahi anagayrimenkulün yönetiminde kat mülkiyeti hükümleri uygulanır."
hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanunun Ek 1.maddesinde de "Bu Kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık sulh mahkemelerinde çözümlenir." hükmü getirilerek görevli mahkeme "Kanun"la Sulh Hukuk Mahkemesi olarak düzenlenmiştir.
Bu hükümler göstermektedir ki, kat irtifakı kurulu taşınmazda yapının tamamlanması için gereken giderlerin tahsili için yapılan takibe itirazın iptali davalarına da sulh mahkemelerinde bakılacaktır.
Şu hale göre, dava konusu taşınmazda kat irtifakının kurulmuş olduğu dosya kapsamı ile belli olduğu halde, mahkemece bu husus göz ardı edilerek kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesis edilmediğinden bahisle değer ölçütü esas alınarak görevsizlik kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Öte yandan Özel Daire bozma ilamında "kat mülkiyetli" ibaresine yer verilmişse de dava konusu taşınmazda kat mülkiyetine geçilmemiş olduğu anlaşılmakla bozma ilamı metninden "kat mülkiyetli" ibaresi çıkarılmak suretiyle değişiklik yapılarak yerine "kat irtifaklı" ibaresi eklenmesine karar verilmiştir.
Direnme kararı açıklanan değişik nedenlerle bozulmalıdır.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile bozma ilamı metninde yer alan "…kat mülkiyetli..." ibaresinin "...kat irtifaklı..." olarak düzeltilmesine , direnme kararının yukarıda açıklanan değişik nedenlerden dolayı HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 06.04.2011 gününde, oybirliği ile karar verildi.
T.C. YARGITAY
3.Hukuk Dairesi
Esas: 2001/6416
Karar: 2001/7919
Karar Tarihi: 20.09.2001
İTİRAZIN KALDIRILMASI DAVASI - TAŞINMAZDA KAT MÜLKİYETİ VE KAT İRTİFAKININ KURULMAMIŞ OLMASI - GÖREVSİZLİK KARARI VERİLMESİ GEREĞİ - AKTİF DAVA AÇMA EHLİYETİ BULUNMADIĞI GEREKÇESİ
ÖZET: Mahkemece ana gayrimenkulde kat mülkiyeti ve kat irtifakı kurulmadığı tespit edildiğine göre davanın hukuki dayanağı dikkate alınarak, Kat Mülkiyeti Kanunun uygulanamayacağı gözetilmeden, talep edilen miktar itibariyle davaya Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılmak üzere dava dilekçesinin reddi gerekirken davacının aktif dava açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle reddi doğru görülmemiştir.
(634 S. K. m. 33, Ek. m.1) (1086 S. K. m. 8)
Dava: Dava dilekçesinde 246.623.180 lira birleştirilen davada 128.708.000 lira alacak için takibe vaki itirazın iptali, % 40 inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın davacının aktif dava açma ehliyeti bulunmadığından reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili 30.11.1999 tarihli dava dilekçesi ile; bağımsız bölüm maliki olan davalıdan Şubat-1999 ile Eylül 1999 dönemine ilişkin 246.623.180 lira aidat gideri ile birleştirilen dosyada 128.708.000 lira ortak giderin tahsili için yapılan takibe vaki itirazın kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı, ana taşınmazda kat mülkiyeti ve kat irtifakı kurulmadığından Kat Mülkiyeti Kanunun uygulanamayacağını bu nedenle dava konusu miktar da nazara alındığında davalının ikametgahı olan Bakırköy İcra Daireleri ile Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, davacının yasal yönetici olmaması nedeniyle husumet ehliyeti de bulunmadığından davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacı yönetimin aktif dava açma ehliyeti bulunmadığından davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyaya getirtilen tapu kaydına göre taşınmaz arsa vasfı ile kayıtlı olup, kat irtifakı ve kat mülkiyeti kurulmamıştır.
Kat Mülkiyeti Kanunun 33. ve ek 1. maddeleri hükümlerine göre kat mülkiyetinden doğan her türlü anlaşmazlık, müddeabihin miktar ve değerine bakılmaksızın Sulh Mahkemesinde çözümlenir.
Sulh Mahkemesinin bu davaya bakabilmesi için ana gayrimenkulde kat mülkiyeti kurulmuş olması ya da Kat Mülkiyeti Kanunun 17. maddesinin son fıkrasındaki koşulları gerçekleşmiş kat irtifakı kurulu bulunması, davanın yönetici ya da aynı gayrimenkulde (aynı parsel üzerinde inşa edilmiş binada) bağımsız bölüm maliki olan kişi tarafından açılmış olması gerekir.
Bu koşullar oluşmadığı takdirde genel hükümler uyarınca müddeabihin miktarına göre görevli mahkeme belirlenir. Bu husus kamu düzeni ile ilgili olduğundan, yönetim şeklini belirlemek üzere düzenlenen yönetim planında hüküm bulunmayan hallerde Kat Mülkiyeti Kanunun uygulanacağının kabul edilmesi ile görevli mahkeme değiştirilemez.
O halde, mahkemece ana gayrimenkulde kat mülkiyeti ve kat irtifakı kurulmadığı tespit edildiğine göre davanın hukuki dayanağı dikkate alınarak, Kat Mülkiyeti Kanunun uygulanamayacağı gözetilmeden, talep edilen miktar itibariyle davaya Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılmak üzere dava dilekçesinin reddi gerekirken davacının aktif dava açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, şimdilik diğer yönlerin incelenmesine mahal olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.9.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.