Sorularınız İçin Bizi Arayın: - 0532 113 15 08
Dil Seçimi
Menü
Sosyal Medya
Ara

Mirası Reddetme Süresi Gecmiş Olması Durumunda Terekenin Borca Batıklığı

HD 04
E: 2002/001607, K: 2002/005992, Tarih: 20.05.2002[*]MİRASI REDDETME SÜRESİ[*]MİRASIN BORCA BATIK OLMASI 

Mirası reddetme süresinin geçmiş olması durumunda, miras borca batıksa bu, bir davada mirasçıların mirasın borca batık olduğunu savunmalarına engel değildir. Her ne kadar mirasın borca batık olduğu açıkça ifade edilmemişse de mirası reddettiklerini yargılama sırasında bildirmekle, davalıların mirasın borca batık olduğunu ileri sürdüklerinin kabulü gerekir.

(4721 s. MK. m. 605) (743 s. MK. m. 545)

Davacı Taşköprü Belediye Başkanlığı vekili Avukat Mustafa Kalender tarafından, davalı Gülsüm K. ve diğerleri aleyhine 5/5/2000 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 27/9/2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, dava kısmen kabul edilmiştir.

Davalılar, zarara neden olan miras bırakanlarının mirasını reddettiklerini belirterek davanın reddini istemişlerdir.

Mirası reddetme süresinin geçmiş olması durumunda, miras borca batıksa bu, bir davada mirasçıların mirasın borca batık olduğunu savunmalarına engel değildir. Her ne kadar mirasın borca batık olduğu açıkça ifade edilmemişse de mirası reddettiklerini yargılama sırasında bildirmekle, davalıların mirasın borca batık olduğunu ileri sürdüklerinin kabulü gerekir.

:arrow: Mahkemece, bu savunma üzerine yeterli araştırma yapılmamıştır. Yapılacak iş, murisin ölüm tarihine göre terekeye dahil herhangi bir mal bulunup bulunmadığının araştırılması, özellikle muris ve mirasçılar yönünden tapu sicilinden herhangi bir intikal olup olmadığının sorulması gerekir. MK.'nun (eski (545) yeni (605) md.) hükümlerinin de gözetilerek bu yolda savunmada bulunan davalılardan kanıtları da istenip, davalıların murisin ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise ancak o takdirde mirasın reddedilmiş sayılacağı gözönünde tutulup gerekli araştırma ve inceleme yapılmalıdır. Eksik araştırma ve incelemeye dayalı hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 20/5/2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.





HD 10
E: 2002/003022, K: 2002/003315, Tarih: 15.04.2002[*]TEREKENİN BORCA BATIK OLMASI[*]SOSYAL SİGORTALAR KURUMUNUN RÜCU DAVASI 

Davacı yaralanan sigortalı için yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir. Davalı anne ise ödeme gücünün bulunmadığını belirterek terekenin borca batık olduğunu iddia etmektedir. Mahkemece yapılması gereken terekenin borca batık olduğu tespit edildiği takdirde husumet nedeniyle davayı reddetmektir.


(506 s. SSK. m. 26) (4721 s. MK. m. 609)

Davacı, yaralanan sigortalı için yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.

Mahkeme,ilamında belirtildiği şekilde isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hükmün, davacı Avukatı ve davalılardan Hatice Acımaz tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice Kamışlık tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre,davacı Bağ-Kur'un itirazlarının reddi gerekir.

2-Davalı Hatice A.ın temyiz itirazlarına gelince;

Davalı anne, ödeme gücü olmadığını belirterek terekenin borca batık olduğunu iddia etmektedir. Murisin ölüm tarihinde terekenin batık olduğu suyu bulmuşsa miras reddedilmiş sayılır.Hal böyle olunca murisin, başka bir anlatımla Bağ-Kur'lu Orhan K.yi yaralayan kimsenin ölüm tarihinde terekesinin borca batık olduğunun şuyu bulup bulmadığının araştırılıp incelenmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.


:arrow: Mahkemece yapılacak iş; terekenin borca batık olduğu saptandığı taktirde davanın husumet nedeniyle reddine karar vermekten ibarettir.O halde davalı Hatice A.nın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.04.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.






T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2001/2-220
K. 2001/240
T. 14.3.2001
• MİRASIN HÜKMEN REDDİNİ TESBİT
• MİRASIN REDDİ ( Hakiki ve hükmi red farkı )
• MİRASIN ( HAKİKİ ) REDDİ
• MİRASIN ( HÜKMİ ) REDDİ TEREKENİN BORCA BATIK OLMASI ( Mirasın hükmen reddi )
• MİRASIN HÜKMEN REDDİNDE SÜRE
• HAKİMİN TALEPLE BAĞLILIĞI ( Terekenin borca batık olması )
2004/m.278, 72
1086/m. 72, 74, 75
743/m. 545, 546, 539
ÖZET : Medeni Kanunumuz, mirasın "hakiki reddini süre ile kayıtlı kılıp, mirasçıların tek taraflı irade açılması ya da dava yolunu öngördüğü halde; davada söz konu "hükmi reddin" sonuç doğurması için herhangi bir irade açıklaması ya da dava yolu öngörülmemiştir. Dahası reddin kendiliğinden oluştuğu kabul edilip, mirasın açılma ile mirasçılara kendiliğinden intikal edeceği yolundaki kurala bir istisna getirilmiştir. Gerçekte de mirası hükmen red etmiş sayılan kişi tereke alacaklıları aleyhine husumet yönelterek bu durumun tesbitini isteyebileceği gibi, bunu def'i yoluyla da ileri sürebilir.
DAVA VE KARAR : Taraflar arasındaki "mirasın hükmen reddi-tesbit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Trabzon Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 16.6.1999 gün ve 1997/203 E. 1999/155 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10.2.2000 gün ve 1999/14145-2000/1555 sayılı ilamı;
( ... Dava niteliği itibariyle borçtan kurtulmaya yönelik menfi tesbite ilişkindir ( MK. 545/2 ). Mahkeme tarafların iddia ve savunmaları ile bağlıdır ( HUMK.75 ). Davalının İcra İflas Kanunun 278. maddesine dayanan bir savunması ve davası yoktur. Mahkemece re'sen bu konuda artırma ve değerlendirme yapması doğru olmayıp yapılacak iş, tarafların iddia ve savunmaları ve gösterilen deliller çerçevesinde delilleri tartışıp hüküm kurmaktır. Bu dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI :
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle davacılar, Hayri Ayvaz'ın ölümünde terekesinin borca batık olduğunun tesbiti ile mirasın hükmen reddine karar verilmesini, alacaklı SSK. Genel Müdürlüğüne karşı açtıkları bu davada istemişlerdir.
Davalı davanın Medeni Kanunun 546. maddesinde gösterilen sürede açılmadığını, aynı kanunun 550. maddesi uyarınca "süresi içinde ret etmeyen mirasçı, mirası kayıtsız ve şartsız iktisap etmiş olup" aleyhine bakiye alacak davası açıldıktan sonra ret hakları olmadığını, bunun hakkın kötüye kullanılması olduğunu savunmuştur.
Mahkeme tarafların bu konuda bir iddiası olmadığı ve bu yönde bir delil gösterilmediği halde, davacılardan Fadime'nin söz konusu borcun doğumundan sonra İcra İflas Kanunun 278. maddesinde gösterilen nitelikte malı muris Hayri'den iktisap etmiş bulunması sebebiyle, terekenin açıldığı anda borca batık olduğunun kabul edilemeyeceğinden söz ederek davayı red etmiştir.
Yerel mahkeme ile Yargıtay dairesi arasında uyuşmazlık davanın hukuki nitelemesi ile hakimin bu davada tarafların iddia ve savunmaları dışına çıkıp çıkamayacağı yönlerinin belirlenmesinde toplanmaktadır.
Medeni Kanunun 545. maddesinde mirasçının mirası reddi iki cümle halinde düzenlenmiştir. Birinci cümlede yer alan kayıtsız şartsız red ( Hakiki Red ) konusu bu davada uygulama dışındadır. İkinci cümle "mütevaffanın vefatı anında terekenin borca müstağrak olduğu şayi veya sabit olursa miras red edilmiş olur" biçiminde ki, karineye ilişkindir. Bir çok yargı kararında ( 23.12.1942 tarihli 24/29 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.2.1984 tarihli 2/66-239 sayılı; Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 17.5.1977 tarihli 4007/4186 sayılı Kararları vs. ) ve ilmi yazılarda ( Prof. Dr. Zahit İmre, Prof. Dr. Hasan Erman, Miras Hukuku, 1995, sf. 343 vd.; Prof. Dr.N. Kocayusufpaşaoğlu, Miras Hukuku, 1987, sf. 619, vd ;Prof. Dr. Bülent Köprülü, Miras Hukuku Dersleri, 1985, sf.374 vd.; Prof. Dr. M.Kemal Oğuzman, Miras Hukuku, 1990, sf. 343 vd. Prof. Dr. Ali Naim İnan, Prof. Dr. Şeref Ertaş, Miras Hukuku 2000, sf. 424 vd. ) bu ret, hükmi red olarak isimlendirilmektedir. Kanunumuz hakiki rette süre ile kayıtlı ve mirasçıların tek taraflı irade açıklamasını öngördüğü halde, söz konusu "hükmi reddin" sonuç doğurması için herhangi bir irade açıklaması ya da dava yolu öngörülmemiştir. Dahası Reddin kendiliğinden oluştuğu kabul edilip mirasın açılma ile kendiliğinden mirasçıya intikal edeceği ( M.K. 539 ) yönündeki kurala bir istisna getirilmiştir. Meğer ki mirasçı olabilecek kişi sarih irade beyanıyla ya da Medeni Kanunun 550. maddesinin ikinci cümlesinde açıklanan davranışlarla mirası kabul etmiş olsun.
Gerçekte de mirası hükmen red etmiş sayılan kişi, tereke alacaklıları aleyhine husumet yönelterek bu durumun tesbitini isteyebileceği gibi; bunu def'i yolu ile de ileri sürebilir. Esasen borç tehdit altında bulunan kişinin bu tesbit davası icra iflas kanunun 72. maddesinde düzenlenen menfi tesbit davasından ibarettir. O nedenle borçtan kurtulmada, diğer davalardaki usuli prosedür çerçevesinde incelenip karara bağlanacağı açıktır.
"Hakim iki taraftan birinin talebi olmaksızın re'sen bir davayı tetkik ve hal edemez" ( HUMK. 72 ) "Kanunu Medeni ile muayyen hükümler mahfuz olmak üzere hakim her iki tarafın iddia ve müdafaaları ile mukayyettir..." ( HUMK.74 ) "Kanunun tayin eylediği istisnalardan başka hakim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya iddia sebeplerini re'sen nazarı dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek hallerde dahi bulunamaz" ( HUMK. 75/1 )Ancak, tarafların ortaya koydukları iddialar ve bunların sabit olduğunu gösteren, yine taraflarca getirtilen deliller çerçevesinde" ...re'sen Türk kanunları mucibince hüküm verir" ( HUMK.75/1 ).
Şu halde, terekenin açıldığı anda borca batık olup olmadığı ölüm anında murise ait olan mallar, alacaklar ve borçlar dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Gerek İcra İflas Kanunun 277 ve müteakip maddelerinde gösterilen borçlunun ( murisin ) mallarının borca yetmemesi halinde başkalarına geçmiş olan mallara müracaat imkanı ve gerekse Medeni Kanunun, 558. maddesinde belirlenen murisin iadeye tabi tasarruflarına müracaat imkanı doğrudan gözetilemez. Bunlar terekenin ( tesahüp ) sahiplenildiğini gösteren davranışlar değildir. Zira her iki hal de de mirasçının böyle bir malı sahiplenmesi mirasın açılmasından önce oluşmuş olaylardır. Ancak şartları oluştuğunda alacaklıların, gerek İcra İflas Kanunun 278. maddesi uyarınca ve gerekse Medeni Kanunun 558. maddesi uyarınca, muristen bir mal iktisap eden; fakat mirası red etmiş olan mirasçıya, müracaat edebilecekleri tabiidir. Böyle bir iddia ortaya konmadan ( HUMK.74 ) hakim İcra İflas Kanunun 278. maddesi uyarınca iptal davası ya da bir sav varmış gibi, davacının iktisaplarına ait tasarrufun iptal edilebileceğinden, söz ederek terekenin borca batıklığı sebebi ile davacıların borçlu olmadığını tesbitine ilişkin davayı mahkemenin reddetmesi usule ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
SONUÇ : Davacı vekillinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı ( BOZULMASINA ) oybirliği ile karar verildi.

Yorum Bırakın
Danışan Yorumları
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayınız.
Tamam
WhatsApp Destek Hattı
Google Yorumları