Sorularınız İçin Bizi Arayın: - 0532 113 15 08
Dil Seçimi
Menü
Sosyal Medya
Ara

Mobbing-İşciye Piskolejik Baskı Ve Taciz Etme


T.C. Yargitay 9. Hukuk Dairesi
E. : 2007/42976
K. : 2008/17137 
T. : 23.06.2008

* Mobbing (Ofis Ici Psikolojik Siddet ve Taciz) * Calisanin Kisilik Haklarina Saldiri
* Manevi Tazminat * Isverenin Iscisini Koruma Sorumlulugu 
* Isveren Tarafindan Isciye Yonelik Sozlu Saldiri
* Isciye Psikolojik Baski Uygulanmasi


OZET: Dava, disiplin cezalarinin kaldirilmasi ve isyerindeki duygusal taciz (mobbing) nedeniyle manevi tazminat istemine iliskindir. Davacinin son donemde bes kez savunmasi istenmis, bir uyari ve kinama cezasi verilmis; isyerinde uygulanan toplu is sozlesmesinde bir yil icinde ayni disiplin sucundan uc kez kinama cezasi alinmasi isten cikarilma nedeni olarak duzenlendiginden aciklanan kosulun olusmasi nedeniyle yargilama surerken davacinin is akdi feshedilmistir. Dava konusu disiplin cezalarinin verilmesine neden olan ve davacinin kusuru bulundugu iddia edilen olaylarin bir kisminda davacinin sorumlulugu olmadigi gibi davaci, kendisi ile ilgili problem cikmasini onlemek adina bir alt gorevde calismayi dahi kabul etmistir. Dinlenen tanik anlatimlarina gore, davacinin isyerinde amirlerinin sozlu saldiri ve hakaretlerine maruz kaldigi, kisilik haklarinin cignendigi, calisma arkadaslari arasinda kucuk dusuruldugu sabittir. Bu davranislar, isciyi yildirmaya, psikolojik baski uygulayip genellikle de isten ayrilmasini saglamaya yonelik davranislar olup davaci iscinin, mesai sonrasinda aglama krizine girmesi, psikolojik tedavi gormesi, rapor almasi da bu kanaati kuvvetlendirmektedir. Mobbing kavrami, isyerinde bireylere ustleri, esit duzeyde calisanlar ya da astlari tarafindan sistematik bicimde uygulanan her tur kotu muamele, tehdit, siddet, asagilama gibi davranislari icerir. Olayda, davaciya ustleri tarafindan kotu muamele yapilip asagilanarak psikolojik taciz uygulandigi, verilen haksiz disiplin cezalari ile is akdinin feshi yoluna gidildigi, dolayisiyla gecimini emegiyle calisarak kazanan davaci iscinin maddi ve manevi kayba ugratildigi acik oldugundan davaci lehine manevi tazminata hukmedilmesi yerindedir. (4721 sayili TMK m. 2, 818 s. BK m. 49,4857 s. Kn. m. 5, 18, 19) 

DAVA: Davaci, manevi tazminatin odetilmesine karar verilmesini istemistir. Yerel mahkeme, istegi kismen hukum altina alinmistir. Hukum suresi icinde davali avukati tarafindan temyiz edilmis olmakla, dava dosyasi icin Tetkik Hakimi M. Basbayraktar Taskin tarafindan duzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, geregi konusulup dusunuldu: KARAR: Dosyadaki yazilara, kararin dayandigi delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve ozellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik gorulmemesine gore, yerinde bulunmayan butun temyiz itirazlarinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan hukmun ONANMASINA, asagida yazili temyiz giderinin temyiz edene yukletilmesine, 30.05.2008 gununde oybirligi ile karar verildi.



T.C.

SAKARYA . 1. IDARE MAHKEMESI


ESAS NO : 2010/474

KARARNO : 2011187

DAVACI: HÜLYA SAKIZ

DAVACI VEKİLİ: AV. OZTURK TURKDOGAN

DAVALI: Bolu Valiliği

Necatibey Caddesi No. 82/13 - Kızılay/ANKARA

DAVANIN ÖZETİ: Bolu İli, Gerede İlçe Devlet Hastanesi'nde başhemşire olarak görev yapan davacı; 11.03.2009 tarihinden itibaren hakkında 6 tane soruşturma yapıldığı ve bu soruşturmalar sonucu 4 tane disiplin cezası verildiği, geçici görevlendirme ile başka bir hastaneye görevlendirildiği, sonuç olarak bu cezaların yıldırma amaçlı olduğu, kişilik haklarının zedelendiği ve ruh sağlığının bozulmasına sebep olduğunu ileri sürerek 20,OOO.-TL manevi tazminat istenmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacıya iki farklı başhekim tarafından disiplin cezalarının verildiği, iki ki:;ininde davacının ki:;ilik haklan ile uğraşma ihtimalinin olmadığı, davacının depresyon tanılı raporlarının bulunduğu, ki:;inin ruhi sorunlarının bulunduğu, idari yargı mercilerinde "mobbing" uygulaması şeklinde dava açılamayacağı, davacıya verilen cezaların hukuka uygun olduğu belirtilerek tazminat isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Sakarya 1. Idare Mahkemesince, dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü.

Dava, davacının "mobbing" uygulaması olarak ifade ettiği verilen disiplin cezaları sonucu kişilik haklarının zedelendiği ve ruh sağlığının bozulmasına sebep olduğunu ileri sürerek 20,000.- TL manevi tazminat istemiyle açılmıştır.

Oncelikle davacıya disiplin cezalarının verildiği tarihte disiplin cezalarına karşı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümleri gereği yargı yolu kapalı olduğundan davacıya verilen cezaların tazminata hükmedilip hükmedilmemesi yönünden irdelenmesi gerekmektedir. 

657 sayılı Devlet memurları Kanunu'nun 125/A-a maddesinde "Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak" (t) fıkrasında" Görevine veya iş sahiplerine karşı kayıtsızlık göstermek veya ilgisiz kalmak" fiillerinin uyarma, ı 25/8-a maddesinde" Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımından kusurlu davranmak" ve (j) fıkrasında "Verilen emirlere itiraz etmek," fiillerinin kınama cezası ile cezalandırılacağı yine aynı maddenin son fıkralarında "Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş; bir fiil veya halin cezaların sicilden silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir. Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve iyi veya çok iyi derecede sicil alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir." hükmüne yer verilmiştir.

Anayasanın 12. maddesinde; herkesin, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahip olduğu, 17.maddesinde; herkesin, yapama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu,56. maddesinde; Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak olduğu kurala bağlanmıştır.

Manevi zarar, kişinin fizik yapısını zedeleyen, yaşama gücünü azaltan olaylar nedeniyle duyulan acıyı, ıstırabı veya kişilik haklarının zedelenmesi nedeniyle şeref ve haysiyetin rencide edilmesini ifade ettiği gibi; günlük yaşamı zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı da kapsamaktadır. Ancak kişinin kendi tutum ve davranışları nedeniyle duyduğu üzüntü ve acı nedeniyle idarece tazmini gereken manevi zararın doğduğundan söz edilemeyeceği de açıktır. 

Manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafıfletmeyi amaçlar. 

Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.

Dava dosyasının incelenmesinden, davacıya Başhekim Dr. .............. tarafından 25.02.2008 tarih ve 284 sayılı işlem ve 14.03.2008 tarih ve 5248 sayılı işlem ile 657 sayılı Yasa'nın 125/A-a maddesi uyarınca 2 adet, 20.02.2008 tarih ve 813 sayılı işlem ile 125/A-f maddesi uyarınca 1 adet uyarma cezası verildiği, 125/A-f maddesi gereği verilen cezanın itiraz üzerine kaldırıldığı, daha sonra göreve gelen Dr. ................ tarafından davacıya 25.03.2009 tarih ve 1371 sayılı işlem ile 125(B/j) maddesi uyarınca kınama. 15.04.2009 tarih ve i 721 sayılı işlem, 04.05.2009 tarih ve 1857 sayılı işlem, 09.07.2009 tarih ve 305 i sayılı işlemler ile i 25/B-a maddesi uyarınca 3 adet kınama cezasının verildiği, ayrıca davacının 27.05.2009-27.08.2009 tarihleri arasında İ.B Devlet Hastanesi'nde geçici olarak görevlendirildiği, davacının 02.02.2010 tarihinde aldığı disiplin cezalarından dolayı 20.000.-TL manevi tazminat istemiyle Sağlık Bakanlığı'na başvuru yaptığı, başvurusunun Sağlık Bakanlığı tarafından Bolu Valiliği 'ne yönlendirildiği ve Bolu Valiliği'nin 08.04.20 i O gün ve 455 sayılı işlemi ile başvurusunun reddi üzerine, 20.000.- TL manevi tazminat istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

22.12.2007 tarihinde G........ Devlet Hastanesi acil servisinde sargı bezi kalmaması konusu ile ilgili olarak yapılan soruşturma sonucu davacının personel üzerinde otoritesinin kalmaması ve izole hale getirilmiş olması ile görev ve sorumluluklarını tam olarak yapmaması fiilinin uyarma cezası ile cezalandırıldığı, davacının olay anında hastanede görevli olmadığı; soruşturmada asıl sorumlunun Başhekim olarak gösterilmesine karşın başhekime verilen uyarma cezasının itiraz üzerine kaldırıldığı, 20.02.2008 tarihinde davacının şifai olarak verilen emirleri yazılı olarak Başhekimlik makamına sunmadığından ve bazı servislerin bakım ve temizliğinin yapılmadığından 125/A-f uyarınca disiplin cezası ile cezalandırıldığı, ancak bu cezanın itiraz üzerine kaldırıldığı, davacıya ayrıca 24.03.2008 tarih ve 5248 sayılı işlem ile ihale komisyonu üyesi olduğu bir ihalede herhangi bir kasıt ve art niyet olmadan usulsüz işlem yaptığından bahisle 125/ A-a uyarınca Sağlık Bakanlığı tarafından uyarma cezasıyla cezalandırıldığı görülmüştür.

2009 yılında ise hastane başhekiminin değişmesi sonrası davacının ilk olarak 11.03.2009 tarihinde "Tıbbi Sarf ve Ilaç Taşınır Kayıt Kontrol Yetkilisi" olarak görevlendirildiği, davacının bu görevi kabul etmemesi üzerine hakkında tutanak düzenlenerek 25.03.2009 tarihinde 125/B-j uyarınca kınama cezası ile cezalandırıldığı, cezaya yapılan itirazın reddedildiği, davacının kendisinin başhemşire olarak böyle bir görevinin bulunmadığını ve bu görevi yerine getirecek bilgisinin bulunmadığını belirttiği, Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı 'nın 02.11.2007 tarihli yazılarında taşınır kayıt kontrol yetkilisi olarak ayniyat saymanı ve ambar memurlarının görevlendirilmesinin istenildiği görülmüştür.

Davacıya 15.04.2009 tarih ve 1721 sayılı l25/B-a maddesi uyarınca verilen kınama cezasının hastane başhekimince 30.03.2009 ve 06.04.2009 tarihlerinde hastane servislerinde kontrol yapıldığı ve her serviste bir hemşire ve başhekim tarafından başhemşirenin katları kontrol etmediği şeklinde tutanak tutulduğu ve davacının bu sebeple disiplin cezası ile cezalandırıldığı, davacının ne şekilde servisleri kontrol etmediğinin veya yaşanan olumsuzlukların ortaya konulmadığı, davacının cezaya itiraz ettiği ve itirazının reddedildiği, 08.04.2009 tarihinde hastanede nöbetçi iki hemşirenin aralarında tartıştığı, davacının olay ile ilgili tutanak tuttuğu, başhekim tarafından davacının tutanak tutmasına rağmen olayı savuşturarak çözüme kavuşturmadığı ve yasal işlem yapmadığı gerekçesiyle 04.05.2009 tarih ve 1857 sayılı işlem ile 125/B-a uyarınca kınama cezası ile cezalandırıldığı davacının bu cezaya yaptığı itirazında reddedildiği anlaşılmaktadır.

06.05.2009 tarihinde ameliyat yapılacak bir hastayı kontrole gelen Anestezi uzmanı ile ameliyat yapacak Kadın Doğum Uzmanı arasında tartışma yaşandığı, Anestezi uzmanının olayı tutanağa bağladığı, bu olayda da davacının sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle 125/B-a maddesi uyarınca 09.07.2009 tarih ve 3051 sayılı işlem ile kınama cezası ile cezalandırıldığı yine 06.04.2009 tarihinde davacının imza çizelgesini erken imzalayarak 16:30'da mesaiden ayrıldığı gerekçesiyle hakkında tutanak tutulduğu ve savunmasının istenildiği, ancak savunması yeterli görülerek ceza verilmediği, 30.04.2009 tarih ve 1844 sayılı Başhekimlik yazısı ile davacının idarecilik yönünden yeterli olmadığı, başhemşirelik görevlerini yerine getirmediğinin görüldüğü ve eğitim görmesi gerekçesiyle geçici görevlendirilmesinin teklif edildiği ve davacının başka bir kuruma geçici olarak görevlendirildiği görülmüştür.

Olayların bir bütün olarak değerlendirilmesinden ve Ilçe Sağlık Grup Başkanı'nın G....... Devlet Hastanesi Acil Servisinde meydana gelen sargı bezi soruşturma raporunda sonuç kısmında yer alan ifadelerden hastanede uzun süredir personel arasında münakaşaların yaşandığı kişilerin birbirleri hakkında tutanaklar düzenlendiği, başhekimler tarafından davacının hastanede yaşanan olayların sorumlusu olarak cezalandırıldığı, 2007-2009 yılları arasında davacıya disiplin cezalarının kapsamlı bir soruşturma yapılmadan tutulan tutanaklar üzerine verildiği, başhemşirenin denetim gözetim görevi olduğu gibi başhekiminde denetim gözetim görevinin olduğu, yaşanan bazı olaylarda asıl sorumluların tespit edilebilmesi için kapsamlı soruşturma yapılması, tanık ifadelerinin alınması gerekirken davacıya tek sorumlu olarak ceza verildiği, davacının 2009 sicil notu haricinde sicillerinin 90 ve üzeri olduğu, 2009 yılında ise sicilinin 67 olarak düzenlendiği, davacıya aynı nedenlerden disiplin cezası verilmesine rağmen tekerrür hükmü uygulanmadığından davacının hak arama hürriyetini kullanamadığı görülmüştür.

Bu durumda, davalı idarenin disiplin cezaları ve geçici görevlendirmeler ile davacının kişilik haklarının ve manevi bütünlüğünü zarara uğrattığı sonucuna varıldığından davalı idare tarafından davacıya takdiren 5.000.- TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. 

Açıklanan nedenlerle; davacının tazminat isteminin 5.000,00.-TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 02.02.2010 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte kabulüne, tazminat isteminin 15.000,00.-TL'ye yönelik kısmının ise reddine, dava kısmen kabul kısmen ret ile sonuçlandığından, aşağıda. dökümü yapılan 350,50.- TL'lik yargılama giderinin 87,63.-TL'sinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, diğer yargılama giderinin. davacı üzerinde bırakılmasına, kararın verildiği tarihte geçerli olan Avukatlık Asgari Ucret Tarifesi uyarınca nispi 600,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan posta giderinin istemi halinde davacıya iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 17/01/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yorum Bırakın
Danışan Yorumları
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayınız.
Tamam
WhatsApp Destek Hattı
Google Yorumları