Sorularınız İçin Bizi Arayın: - 0532 113 15 08
Dil Seçimi
Menü
Sosyal Medya
Ara

Muavaza-Tapu İptali-Tescil Ve Alacak İstekleri

T.C. YARGITAY

14.Hukuk Dairesi

Esas: 2002/2523

Karar: 2002/4222

Karar Tarihi: 28.05.2002

(1086 S. K. m. 163)

Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.5.1999 ve 1.10.1998 gününde verilen dilekçeler ile tapu iptali, tescil ve alacak istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 2.7.2001 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 28.5.2002 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. Hasan Tahsin Akalın geldi, karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı.Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlendi duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

Karar: Dava; inanç sözleşmesi ve muvazaa iddialarına dayalı tapu iptali, tescil ve alacak isteklerine ilişkin bulunmaktadır.

Davacı ileri sürdüğü iddiaları kanıtlamak için bazı belge fotokopilerini sunmuş mahkemece 26.4.2001 tarihli oturumda ibraz edilen belge asıllarını 31.5.2001 tarihli bir sonraki oturuma kadar sunması için davacı vekiline kesin süre vermiş, bu süre içinde belge asıllarını sunmayan davacı vekili; müvekkilinin yabancı olması nedeniyle yeni bir süre verilmesini talep etmiş, fakat bu istek kabul edilmemiştir.

Mahkeme; tapu iptali ve tescil isteğinin, davacının yabancı olması, taşınmazın bulunduğu bölgede yabancıların mülk edinmesinin yasak olması nedeniyle reddine, birleştirilen dosyadaki alacak isteğinin ise, verilen kesin sürede belge asıllarının sunulmaması, iddianın yazılı delille kanıtlanamaması nedeniyle reddine karar vermiştir.

Davacının yabancı uyruklu olduğu, Türkiye’de ikamet etmediği anlaşılmaktadır. Bu bakımdan davacı ile ilgili olarak kesin mehil verilirken onun bu durumu dikkate alınmalı durumuna uygun bir süre verilmelidir. Yurt içi tebligatlarda dahi posta idaresinin bir aydan kısa sürede yapılması öngörülen tebligat işlemlerini kabul etmediği dikkate alınacak olursa davacı vekiline ilk defa verilen sürenin otuzbeş günle sınırlı tutulması ve de bu sürenin kesin süre olduğunun belirtilmesi savunma hakkının kısıtlanması mahiyetinde olup usul ve yasaya aykırıdır.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde iadesine, ( 250.000.000 ) Lira duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine 28.5.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yorum Bırakın
Danışan Yorumları
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayınız.
Tamam
WhatsApp Destek Hattı
Google Yorumları