Senette Tahrifat-Takipteki Senedi İnceleme Görevi
T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
E. 2006/1881
K. 2006/5468
T. 16.3.2006
ÖZET : Takip dayanağı senet üzerinde tahrifat yapıldığına ilişkin borçlu itirazının incelenmesi İcra Mahkemesinin görev alanındadır.
DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : Alacaklı M vekili tarafından borçlu SK haklarında 8.000.00 YTL asıl alacağın tahsili için kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine geçilmiş ve örnek 163 numaralı ödeme emri 11.4.2005 tarihinde adı geçene tebliğ edilmiştir.
Borçlu tarafından İİK'nın 168/5. maddesinde öngörülen 5 günlük yasal süresi içerisinde icra mahkemesine başvurularak. takip dayanağı bononun başlangıçta 8.000.000 TL bedel için düzenlenmesine rağmen, sonradan gerek rakamla ve gerekse yazı ile değer bildiren bölümlerde tahrifat yapıldığı ve bu miktarın 8.000.000.000 TL ye dönüştürüldüğü ileri sürülmüş ve takibin sekiz milyon lira dışında kalan kısmına itiraz edilmiştir.
Mahkemece, tahrifat iddiasının bilirkişi incelemesini gerektirdiği belirtilerek bu itiraz nedeninin dar yetkili icra mahkemesinde ileri sürülemeyeceği ifade edilmiş ve bir ödeme belgesi sunulmadığından bahisle itiraz red edilmiştir.
Üzerinde değişiklik ( tahrifat ) yapılmış olan senedin takibe konu edilmesi halinde, borçlu bu hususu ileri sürerek İİK'nın 168/5. maddesi hükmüne göre ( borçlu olmadığı ) itirazında bulunabilir. ( Talih Uyar, İcra Hukukunda Kambiyo Senetleri, 1. Cilt, Sahife 867 ve 1157 ).
Sözü edilen itiraz nedeninin mahkeme gerekçesinin aksine icra mahkemesinde incelenmesi anılan mahkemenin görevi dahilindedir. Bu inceleme HUMK'un 275. maddesi gereğince çözümü özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden mahkemece, bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi yerine eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK'un 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), 16.03.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi
2010/3354 Esas-2010/11524 Karar
Karar Tarihi:18.10.2010
Özet: Senedin rakamla yazılı bedel kısmında tahrifat olduğu gözle anlaşıldığı gibi, davalı vekilinin beyanında da bu husustan bahsedildiği gözetilmeden, mahkemece tahrifat iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle hüküm kurulması, doğru değildir. Mahkemece, senette tahrifat yapıldığı kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin, davalının kiracısı olan dava dışı M.A'ın yaklaşık 8.000.-TL. tutarındaki elektrik borcunu üstlenerek, teminat olmak üzere takibe konu senede 10.000.-TL. yazıp davalıya verdiğini, ancak davalı tarafından 10.000.-TL. olan miktarın <1> rakamı <2> olarak değiştirilmek suretiyle 20.000.-TL.
’ye çıkartılıp alacak miktarının yazıldığı bölüme de yazı ile <yirmi bin TL> yazılarak takibe konulduğunu, müvekkili tarafından elektrik borcunun yaklaşık 10.000.-TL.’lik bölümünün ödendiğini, müvekkilinin senet nedeniyle borcunun kalmadığını bildirerek davalıya 22.544.73.-TL. tutarında borçlu olmadığının tespitine, % 40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bonoda tahrifat bulunmadığını ve teminat senedi olmadığını, bononun düzenlenmesinden ve noterlik protestosundan sonra itiraz ve şikayette bulunulmadığını bildirerek davanın reddi ile % 40 tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi raporunda senetteki 1 ve 2 rakamlarının hangisinin önce yer aldığı, evvelce yer alan rakamın 1 mi 2 mi olduğu kesin olarak saptanamadığı bildirilmiş olup,
senette tahrifat yapıldığı ispatlanamadığından senette yazı ve rakamla yazılan iki bedel arasında fark bulunduğu takdirde yazı ile yazılan miktara itibar edilmesi gerektiğinden senette de yazı ile <yirmi bin TL.> yazıldığından icra takibinin de bu miktar üzerinden yapıldığından davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Senedin rakamla yazılı bedel kısmında tahrifat olduğu gözle anlaşıldığı gibi, davalı vekilinin 18.09.2008 tarihli celsedeki beyanında da bu husustan bahsedildiği gözetilmeden, mahkemece tahrifat iddiasının
ispatlanamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Bu bakımdan, mahkemece senette tahrifat yapıldığı kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin öteki temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
1999/979 Esas-1999/3323 Esas
Karar Tarihi:22.02.1999
ÖZET: Mahkemece Adli Tıp Marifeti ile senet üzerinde inceleme yaptırılmış ve gerçekten 1 rakamı ilave edilmek sureti ile senette tahrifat yapıldığı, senedin metnindeki <yüzyirmimilyon> sözcüklerinin sonradan ilave edildiği görüş olarak bildirilmiştir. Senedin sonradan tahrif edildiğinin anlaşılması, düzenlenen gerçek senet muhtevasına göre buzdolabı bedelinin alıcısı tarafından ödendiği ve böylece davacının iddiasının gerçeğe uygun olduğu anlaşıldığı halde açığa atılan imzadan davacı işçinin sorumlu tutulacağı şeklindeki görüşten hareketle davacının isteğinin reddine karar verilmesi hatalıdır.
Dava: Davacı, borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi davalıya ait işyerinde çalışırken dava dışı V. Giley'e bir buzdolabı satıldığını adı geçenin 20.000.000 liralık emre muharrer bir bono senedi düzenleyerek kendisini de kefil gösterdiğini bu üçüncü şahsın buzdolabı bedelini ödemesine rağmen davalı işverenin 20.000.000 rakamının önüne 1 rakamını yazmak sureti ile senedi sanki 120.000.000 üzerinden düzenlenmiş gibi icraya koyduğunu ve kendisinin de bu parayı yapılan takip karşısında ödemek zorunda kaldığını iddia ederek 120.000.000 TL. yi masraf ve faizleri ile birlikte daha yüksek miktarda ödediği meblağın istirdadına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece Adli Tıp Marifeti ile senet üzerinde inceleme yaptırılmış ve gerçekten 1 rakamı ilave edilmek sureti ilesenette tahrifat yapıldığı, senedin metnindeki "yüzyirmimilyon" sözcüklerinin sonradan ilave edildiği görüş olarak bildirilmiştir. Dosya içinde bulunan V. Giley'in 20 milyon lirayı ödediği buzdolabını aldığı konusundaki davalı işverene ait belgeler dedavacının iddiasını doğrular niteliktedir. Senedin sonradan tahrif edildiğinin anlaşılması, düzenlenen gerçek senet muhtevasına göre buzdolabı bedelinin alıcısı tarafından ödendiği ve böylece davacının iddiasının gerçeğe uygun olduğu anlaşıldığı halde açığa atılan imzadan davacı işçinin sorumlu tutulacağı şeklindeki görüşten hareketle davacının isteğinin reddine karar verilmesi hatalıdır.
İşçi işveren ilişkilerinde işçinin zayıf durumda bulunduğu, hata, hile, ikrah gibi hallerde işçinin iradesine değer verilemeyeceği somut olayda olduğu gibi tahrifat olgusu kanıtlanmış bulunduğuna göre artık imzanın bağlayıcılığından söz edilerek bonodan davacının sorumlu tutulması sonucuna varılamaz. Bir başka anlatımla davacı işçi kendisinin yanıltıldığını senette tahrifat yapıldığını her türlü delille ispat etme hakkına sahiptir. Somut olayda da bu durum kanıtlanmış olduğundan istek doğrultusunda hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde davarım reddine karar verilmesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.2.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.