Şirket
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
Tarih: 07/11/2001 Esas No: 2001 / 13-1026 Karar No: 2001 / 765
Özü : DAVA, KANUN VEYA ANA SÖZLEŞMEDEN DOĞAN YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ GEREĞİ GİBİ YERİNE GETİRMEYEN VE ŞİRKETİN ZARARINA NEDEN OLAN ŞİRKET YÖNETİM KURULU ÜYESİ, ŞİRKET MÜDÜRÜ VE ONLARIN EYLEMİNE KATILAN DİĞER DAVALILARDAN, OLUŞAN ZARARIN TAHSİLİ TALEBİNE İLİŞKİNDİR. UYUŞMAZLIK, ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN Mİ YOKSA İŞ MAHKEMESİNİN Mİ GÖREVLİ OLDUĞU NOKTASINDA TOPLANMAKTADIR. BİR UYUŞMAZLIĞIN İŞ MAHKEMESİNDE GÖRÜLEBİLMESİ İÇİN TARAFLARIN İŞÇİ VE İŞVEREN OLMASI VE UYUŞMAZLIĞIN İŞ KANUNLARINDAN KAYNAKLANMIŞ OLMASI GEREKİR. SOMUT OLAYDA, DAVACI ŞİRKET YÖNETİM KURULU BAŞKANI VE MURAHHAS ÜYESİ İLE ŞİRKET MÜDÜRÜNÜN SATIM AKDİNDE GEREKLİ ÖZENİ GÖSTERMEYEREK ŞİRKETİ ZARARA UĞRATTIKLARI İDDİA EDİLMEKTEDİR. UYUŞMAZLIK, YÖNETİCİ VE ŞİRKET MÜDÜRÜNÜN SORUMLULUĞU İLE İLGİLİ HUKUK DAVASIDIR. YÖNETİM KURULU ÜYESİ VE ŞİRKET MÜDÜRÜNÜN SORUMLULUĞU TİCARET KANUNUNDA DÜZENLENMİŞTİR. BU NEDENLE SÖZKONUSU DAVA MUTLAK TİCARİ DAVA OLUP GÖREVLİ MAHKEME ASLİYE TİCARET MAHKEMESİDİR.
DAVA : Taraflar arasındaki “istirdat ve bakiye semen alacağı” davasından dolayı yapılan .yargılama sonunda; İstanbul A. 8. Ticaret Mahkemesince davanın reddine, karşı davanın kabulüne dair verilen 21.10.1999 gün ve 1996/1160 E- 1999/1259 K. sayılı kararın incelenmesi davacı-karşı davalı tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 25.5.2000 gün ve 2000/4617-5158 sayılı ilamı ile; (…Taraflar arasındaki ilişki hizmet sözleşmesine dayanmaktadır. Bu gibi hizmet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklara ilişkin davaların İş Mahkemelerinde görülmesi 1475 ve 5521 sayılı Kanunların 1. maddeleri hükümleri gereğidir. İstanbul ‘da ayrıca İş Mahkemesi bulunduğuna göre bu husus gözetilerek dava dilekçesinin görev yönünden reddi gerekirken mahkemece işin esasına girişilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Hukuk Genel Kurulu ‘nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Dava, kanun veya ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen ve böylece şirketin zarar görmesine neden olan şirket yönetim kurulu üyesi, şirket müdürü ve onların eylemine katılan diğer davalılardan, oluşan şirket zararının tahsili ile şirkete verilmesi, karşı dava ise bakiye semen alacağı ödenmediğinden bunun davacı, karşı davalı şirketten tahsiline ilişkindir. Yerel mahkemece, asıl davanın reddine karşı davanın kabulüne ilişkin olarak kurulan hüküm, özel dairece yukarıda belirtilen gerekçe ile bozulmuştur. Özel Daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık, görev konusunda bulunmaktadır. Somut olayın irdelenmesinden önce davada yer alan bazı kişilerin statülerinin incelenmesi gerekir. V İnşaat Restorasyon ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu ‘nun 3.6.1994 gün 1994/6 sayılı kararı ile Yönetim Kurulu Başkanı V K. ‘un bu sıfatına ilaveten murahhas üye ve genel müdür olarak görevlendirildiği ve tek imza ile şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındığı anlaşılmaktadır. Diğer davalı A. ‘in 6.6.1996 tarihli ifade tutanağı ve mahkemeye verdiği savunma dilekçesindeki kabulüne göre, adı geçenin bu satım akdinden önce davacı şirkete girdiği ve imzaya yetkili genel koordinatör, şirket Genel Müdür Yardımcısı bulunduğu dosyadaki bilgi ve belgeler ile sabit olmaktadır. Diğer davalı F. ‘in, A. Ticaret Firmasının yetkilisi bulunduğu, satım akdinde diğer davalılarla birlikte hareket etmek suretiyle, şirketi zarara uğrattığı iddiası ile, hakkında bu davanın açıldığı dava dilekçesi münderecatından anlaşılmaktadır. T.K. ‘nun 319. maddesi uyarınca Ana Sözleşmede mevcut düzenlemeye göre Yönetim işlerinin hepsinin veya bir kısmının yönetim kurulu Başkan ve üyelerinden birine murahhas üye sıfatıyla bırakılması mümkündür. Aynı yasanın 342. maddesi, ortaklık işlerinin dış ilişkide icrasıyla görevli müdürlerin tayinine izin vermiştir. Bunlar T.K. 319. maddede düzenlenen murahhas müdürlerden farklıdır. Murahhas müdür tayini, Ana sözleşmede buna izin veren bir hüküm bulunmasına bağlı olduğu halde, icra organı olan müdürlerin tayin edilebilmesi için ana sözleşmede bir hükmün bulunmasına gerek bulunmamaktadır. Bu tür müdürlerin ortaklardan, yönetim kurulu üyelerinden veya üçüncü kişilerden tayin edilmesi mümkündür. Müdürler ortaklığın günlük işlerini görürler. Müdür tayini, ortaklık ile müdür arasında düzenlenen bir sözleşmeye dayanır. Uygulamada çoğunlukla sözleşmenin bir hizmet sözleşmesi olduğu görülür. Yönetim Kurulu üyeleri, kanun ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmedikleri takdirde bu yüzden oluşan zararlardan dolayı ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludurlar (Bkz. T.K. 308, 336, 338, 339, 346 md.). Sorumluluk davası olarak anılan bu davanın kendine özgü şartlan vardır. Sorumluluk davasında asıl dava hakkına sahip kişi ortaklığın kendi dir. Ortaklığın dava açabilmesi için Genel Kurul ‘un bu yolda karar alması gerekir (TK. 341). Sorumluluk açısından müdürler de, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu düzenleyen hükümlere tabidir. (TTK. 342) Aynen Yönetim Kurulu üyesi gibi, görevlerini ifa sırasında kusurlu ve özensiz davranışlarıyla ortaklığa verdikleri zararlar nedeniyle ortaklığa ve alacaklılara karşı sorumludurlar. (Bkz. Poray / T. / Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku 8. Bası sh. 342, 327 vd.) Bu genel açıklamadan sonra davaya genel mahkeme olan bu işle görevli A. Ticaret Mahkemesi mi yoksa Özel mahiyette olan iş Mahkemesi mi bakacaktır sorununun çözümlenmesi gerekir. Ticaret Mahkemelerinin iş sahası ve hangi davalara bakacağı TTK. 5. maddesin de belirtilmiştir, bu maddeye göre “Aksine hüküm olmadıkça, dava olunan şeyin değerine göre A. Hukuk veya Sulh Hukuk Mahkemesi ticari davalara dahi bakmakla vazifelidir. Şu kadar ki; bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa A. Hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4 ‘üncü maddesi hükmünce ticari sayılan davalarla, hususi hükümler uyarınca Ticaret Mahkemesinde görülecek diğer işlere Ticaret Mahkemesinde bakılır.” hükmünü getirmiştir. TK. ‘nun 4 ‘üncü maddesi hangi davaların ticari dava olarak kabul edildiğini göstermiştir. Bu madde ye göre “TK. 21. maddenin birinci fıkrası gereğince her iki taraf için ticari sayılan hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın:
1- Bu kanunda,
2- Medeni Kanunun, rehin mukabilinde ikraz ile meşgul olanlar hakkındaki 876 ila 883 ‘ncü maddelerinden,
3- B. Kanununun, bir işletmesinin satılması veya diğeriyle birleştirilmesi hakkındaki 179 ve 180, rekabet memnuiyetine dair 348 ve 352, nesir mukavelesi hakkındaki 372 ila 385, itibar mektubu ve itibar emri hakkındaki 399 ile 403, komisyona dair 416 ila 429, ticari mümessiller ve diğer ticari vekiller hakkındaki 449 ila 456; havale hakkındaki 457 ila 462, vedia hakkındaki 463 ila 482 maddelerinde;
4- Alameti farika, ihtira berati ve Telif hakkına müteallik mevzuatta;
5- Bu Kanunun 135 maddesinde yazılı ticarete mahsus yerler hakkındaki hükümlerde;
6- Bankalar ve ödünç para verme işleri kanunlarında tanzim olunan hususlardan doğan, hukuk davaları ticari dava sayılır. Şu kadar ki; herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve telif hakkından doğan davalar bundan müstesnadır.” Diyerek ticari davaları açık bir şekilde belirtmiştir. Yasada anılan davalara mutlak ticari dava denilmektedir. Ticaret Yasasının 4 ‘üncü maddesinde sayılan mutlak ticari davalar yanında bazı özel yasalarda da mutlak ticari davalar düzenlenmiş olup, bunlar da tarafların sıfatına ve ticari işletmeye ilişkin bulunmasa bile ticaret mahkemesinde bakılacağı kararlaştırılmıştır. Örneğin 1163 sayılı yasanın 99 maddesi, 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanununun 22. maddesi, 3226 sayılı yasanın 31 ‘inci, İİK. ‘nun 154, 182, 296 maddelerinden doğan davalar da mutlak ticari dava sayılır. Nispi Ticari davalara gelince, bir davanın bu tür bir dava sayılabilmesi için a) Her iki tarafın tacir olması, b) Uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması gerekir. Ayrıca bu iki unsurun bir arada bulunması zorunludur. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1. maddesi ve 29/6/1960 tarih 1960/113- 15 sayılı YİBK. kararında, İş Mahkemelerinin, işçi sayılan kimselerle (kanunun değiştirilen 2 ‘nci maddesinin C, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuki uyuşmazlıkların bu mahkemelerde çözümleneceği açıklanmıştır. Bu mahkemeler ayrıca 5018 sayılı Kanunun 4 ‘ncü maddesinin (E) fıkrasına göre sendikaların açacakları ve bu sıfatla aleyhine açılacak hukuk davalarına işçi sigortaları Kanunu ile sigortalılar veya yerine kaim olan hak sahipleri arasındaki uyuşmazlıklardan doğan itiraz ve davalara da bakar. Özel yasalardaki özel düzenlemeler nedeniyle 2821 sayılı Sendikalar Kanunu, Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu, 854 sayılı D. İş Kanunu, 1479 sayılı Bağ-Kur Yasasından doğan uyuşmazlıklar İş Mahkemelerinde çözümlenir. 5521 sayılı Yasa hükmüne göre bir uyuşmazlığın İş mahkemesinde görülebilmesi için tarafların İş Kanununa göre işçi, işveren olması ve uyuşmazlığın İş Kanunundan veya yukarıda yazılı kanunlardan doğan hukuki uyuşmazlık olması gerekir. Somut olaya gelince; davacı karşı davalı V İnşaat – Restorasyon ve Ticaret A.Ş., Kazakistan ‘da üstlenmiş olduğu bir işle ilgili olarak gerekli olan E. N. A. Ticaret Firmasından satın alınması nedeniyle, davacı şirket yönetim kurulu başkanı ve Murahhas Üyesi V. K. ve şirket müdürü A. ‘in satım akdinde gerekli özeni göstermeyerek şirketi zarara uğrattıklarından dolayı bu kişilere karşı T.K. 336. maddesi uyarınca açılmış sorumluluk davasıdır. Davalı F. (A. Ticaret yetkilisi) sıfatı ile satım akdinde, şirket yetkilileriyle birlikte hareket ederek şirketi zarara uğrattığı iddia edilmiştir. Görüldüğü gibi uyuşmazlık TTK. ‘nun 336 vd. maddelerinde gösterilen yönetici ve şirket müdürünün sorumluluğu ile ilgili hukuk davasıdır. Uyuşmazlık A. ile onu çalıştıran şirket arasındaki hizmet akdinden, İş Kanunundan doğan bir uyuşmazlık değildir. Yönetim Kurulu Üyesi ve şirket müdürünün birlikte sorumluluğu TK. ‘da özel olarak düzenlenmiştir. O halde TK. 4/1. madde uyarınca mutlak ticari davadır. TK. 5 ‘nci maddesi uyarınca bu davalara o yerde Ticaret Mahkemesi varsa, bu mahkemenin bakması yasa buyruğudur. Bu durumda yerel mahkemenin davada A. Ticaret Mahkemesinin görevli bulunduğuna ilişkin direnme kararı usul ve yasaya uygun bulunmaktadır. Ne var ki Özel Dairece esasa ilişkin temyiz itirazları incelenmediğinden dosya Özel Dairesine gönderilmelidir.
SONUÇ : Yukarıda belirtilen gerekçeye göre, işin esasına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 13. HUKUK DAİRESİNE, gönderilmesine, 7.11.2001 gününde, oyçokluğu ile karar verildi