Usulsüz Tebligat İle Borca Gecikmiş İtiraz Arasındaki Şekil Şartı
T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2011/2856
KARAR NO. 2011/18899
KARAR TARİHİ. 13.10.2011
> GECİKMİŞ İTİRAZ ( Ödeme Emrinin Tebliği Tarihinde Şehir Dışında Olduğunu Belirterek Borca İtirazın Kabulü Talebinin Tebligatın Usulsüzlüğü Şikayeti Olarak Değerlendirilemeyeceği )
> TEBLİGATIN USULSÜZLÜĞÜ İDDİASI BULUNMADIĞI ( Borca İtirazının Gecikmiş İtiraz Hükmü Gereğince Kabulü İle Takibin Durdurulması ve Hacizlerin Kaldırılması Talebi – Usulsüzlüğe İlişkin Hukuki Tavsif Yapılamayacağı )
> TAKİBİN DURDURULMASI/HACİZLERİN KALDIRILMASI TALEBİ ( 2004 S.K. Md.65 Gereği Borca İtirazın Kabulü Talebinin Tebligatın Usulsüzlüğü İddiası Bulunmadığı Dikkate Alınarak İnceleneceği )
> BORCA İTİRAZ ( Borçlunun Şehir Dışında Olduğunu Belirterek 2004 S.K. Md.65 Gereği Talebi/Tebligat Usulsüzlüğüne İlişkin İddiası Bulunmadığı – Talebin Ödeme Emri Tebliğinin Usulsüzlüğü Şikayeti Olarak Değerlendirilemeyeceği )
2004/m.65
7201/m.32
6100/m.33
ÖZET : Borçlu, ödeme emri tebliğ tarihinde şehir dışında olduğunu belirterek borca itirazının İİK.’nun 65 maddesi gereğince kabulü ile takibin durdurulması ve hacizlerin kaldırılmasını istemiştir. Tebligat usulsüzlüğüne ilişkin hukuki tavsif yapılması hali, bu hususun iddia edilmesine bağlıdır. Borçlunun tebligatın usulsüzlüğüne yönelik şikayeti bulunmadığı dikkate alınarak gecikmiş itiraz hükmü muvacehesinde işin esası incelmelidir.
DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : Alacaklı vekili tarafından başlatılan kira alacağına ilişkin takibe karşı borçlunun, ödeme emri tebliğ tarihinde şehir dışında olduğunu belirterek borca itirazının İİK.’nun 65 maddesi gereğince kabulü ile takibin durdurulması ve hacizlerin kaldırılması istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, talebin ödeme emri tebliğinin usulsüzlüğü şikayeti olarak değerlendirilerek istemin kabulü ile tebliğ tarihinin düzeltilmesine ve hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
İİK’nun 65. maddesine dayanan gecikmiş itirazda, tebligatın usulüne uygun olarak yapılmış olması, ancak, muhatabın bir engel nedeniyle süresinde itiraz edememesi halinde gecikmiş itirazda bulunacak kişinin mazeretini gösterir delillerle birlikte, esasla ilgili itirazlarını ve dayanaklarını, engelin kalktığı günden itibaren üç gün içinde icra mahkemesine bildirmesi gerekir. Maddeden de anlaşılacağı üzere, gecikmiş itirazın ön koşulu, usulüne uygun bir tebligatın yapılmış olmasıdır.
Usulsüz tebligatta ise, İİK.’nun 65. maddesine göre yapılacak incelemeden farklı olarak, tebligat usulüne uygun olarak yapılmamıştır. Bu durumda, mahkeme, tebliğ işleminin 7201 Sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığını inceleyecek ve aynı kanunun 32. maddesi gereğince öğrenme tarihine göre tebliğ tarihini düzeltecektir.
Borçlunun dilekçesinde, gecikmiş itirazdan söz etmesi sonuca etkili değildir. Zira, HMK.’nun 33. maddesi gereğince, hukuki sebebin ve uygulanacak yasa maddesinin tespiti hakimin görevine giren bir konudur ( HGK.5.6.1991-1991/12-258E-344K ).
Somut olayda, borçlunun başvuru dilekçesinde, ödeme emri tebligatı usulsüzlüğünü ileri sürmediği, ödeme emri tebliğ tarihinde şehir dışında olduğundan bahisle tebligattan ancak, döndükten sonra haberdar olduğunu belirterek İİK.’nun 65.maddesine göre itirazının kabulünü talep ettiği görülmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere, mahkemece, tebligat usulsüzlüğüne ilişkin hukuki tavsif yapılması hali, bu hususun iddia edilmesine bağlıdır.
O halde, mahkemece, borçlunun tebligatın usulsüzlüğüne yönelik şikayeti bulunmadığı dikkate alınarak İİK.nun 65.maddesi muvacehesinde işin esası incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 13.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2012/11661
KARAR NO. 2012/14729
KARAR TARİ. 11.6.2012
> İTİRAZIN İPTALİ TALEBİ ( Ödeme Emrinin Usulsüz Olarak Tebliğ Edildiği – Borçlunun Süresi Geçtikten Sonra Yapmış Olduğu İtirazın Kabulü Gereği )
> USULSÜZ TEBLİGAT ( Belli Bir Yerde Devamlı Meslek veya Sanatını İcra Edenler Yerlerinde Bulunmadıkları Takdirde Daimi Çalışanına Tebligat Yapılabileceği – Borçlunun İşçisine Tebligat Yapıldığı Ancak Kendisinin O Yerde Bulunmadığının Yazılmamasının Hukuka Aykırı Olduğu )
> BELİRLİ BİR YERDE DEVAMLI OLARAK MESLEK VE SANATINI İCRA EDENLER ( O Yerde Bulunmadıkları Takdirde Tebliğin Daimi Müstahdemlerinden Birine Yapılacağı – Muhatabın O Yerde Bulunmadığının Tebliğ Evrakına Yazılması Gereği )
> ÖDEME EMRİNE İTİRAZ SÜRESİ ( İlamsız Takiplerde 7 Gün Olduğu/Ödeme Emrinin Usulsüz Olarak Tebliğ Edildiği – Borçlunun Süresi Geçtikten Sonra Yapmış Olduğu İtirazın Kabulü Gereği )
2004/m.62, 65, 67
7201/m.17
ÖZET : Dava; alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemidir. İlamsız icra takiplerinde ödeme emrine itiraz süresi yedi gündür. Ödeme emri davalının işçisine tebliğ edilmiştir. Belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Bu şekilde yapılan tebligatın geçerli olabilmesi için muhatabın o yerde bulunmadığının tebliğ evrakına yazılması gerekir. Somut olayda, muhatabın o yerde bulunmadığı tebliğ evrakına yazılmadığı için sözü edilen tebligat usulsüz olup davalının ödeme emrinin tebliğini izleyen 8. günde yaptığı itiraz bu sebeple süresinde kabul edilmelidir.
DAVA : Dava dilekçesinde 4.392,11 TL için itirazın iptali ile inkar tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
KARAR : Dava; alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemidir.
Mahkemece; borçlunun ilamsız icra takibine yedi günlük itiraz süresi içinde itiraz etmediği bu nedenle alacaklı davacının itirazın iptali davası açmasında menfaati bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlamsız icra takiplerinde ödeme emrine itiraz süresi yedi gündür. Bu süre, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar. Borçlu yedi gün içinde ödeme emrine itiraz etmez ise, ödeme emri ve icra takibi kesinleşir. Ödeme emri tebliği usulsüz ise, ödeme emrinin tebliğ edildiği tarih, borçlunun usulsüz tebliği öğrendiğini bildirdiği tarihtir ve yedi günlük normal itiraz süresi bu tarihten itibaren başlar.
Somut olayda; ödeme emri 30.11.2010 tarihinde davalının işçisine tebliğ edilmiş, davalı 08.12.2010 günü, ödeme emrinin tebliğini izleyen 8. gün itirazını yapmıştır. Davalı itirazını yedi günlük itiraz süresi içinde yapmamıştır. Ancak davalıya yapılan ödeme emri tebliği usulsüzdür. Zira; 7201 Sayılı Tebligat Kanununun 17. maddesi ile Tebligat Tüzüğünün 23. maddesine göre belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Bu şekilde yapılan tebligatın geçerli olabilmesi için muhatabın
o yerde bulunmadığının tebliğ evrakına yazılması gerekir. Somut olayda, muhatabın o yerde bulunmadığı tebliğ evrakına yazılmadığı için sözü edilen tebligat usulsüz olup davalının ödeme emrinin tebliğini izleyen 8. günde yaptığı itiraz bu sebeple süresinde kabul edilmelidir.
O halde mahkemece yapılacak iş; itirazın iptali davasının esasına girip, tarafların tüm delillerini toplayıp hasıl olacak sonuca göre karar vermek olmalıdır.
SONUÇ : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
ESAS NO. 2007/12-179
KARAR NO. 2007/198
KARAR TARİHİ. 11.4.2007
> TEBLİGATIN USULSÜZLÜĞÜ ŞİKAYETİ ( Başvurunun Bu Nitelikte Kabulü – Borçlu Vekilinin Mahkemeye Verdiği Dilekçede Gecikmiş İtiraz Deyimini Kullanması/Hukuki Tavsifin Hakime Ait Olduğu )
> HUKUKİ TAVSİFİN HAKİME AİT OLDUĞU ( Borçlu Vekilinin Mahkemeye Verdiği Dilekçede Gecikmiş İtiraz Deyimini Kullanması – Sonuca Etkili Olmadığı/Tebligat Usulsüzlüğü Şikayeti Olarak Kabulü )
> GECİKMİŞ İTİRAZ ( Borçlu Vekilinin Mahkemeye Verdiği Dilekçede Gecikmiş İtiraz Deyimini Kullanması/Tebligat Usulsüzlüğü Şikayeti Olarak Kabulü – Hukuki Tavsifin Hakime Ait Olduğu )
> USULSÜZ TEBLİGAT ( Muhatabın Şikayet Yoluyla Öğrendiği Tarihin Geçerli Tebliğ Tarihi Olarak Tespitini İsteyebileceği – İcra Mahkemesinin Yapacağı İşin Muhatabın Öğrendiğini Bildirdiği Tarihin “Tebliğ Tarihi” Olarak Tespitine Karar Vermekten İbaret Olduğu )
2004/m. 65
7201/m. 32
1086/m. 76
ÖZET : Borçlu vekilinin Mahkemeye verdiği dilekçede gecikmiş itiraz deyimini kullanması, HUMK’nun 76. maddesi uyarınca hukuki tavsifin hakime ait olması nedeniyle sonuca etkili olmayıp, başvuru bu hali ile 7201 Sayılı Yasanın 32. maddesine dayalı tebligat usulsüzlüğü şikayetidir.
Gecikmiş itiraz; tebligatın usulüne uygun olarak yapılmasına karşın, muhatabın bir engel nedeniyle itiraz edememiş olması halinde devreye giren özel bir itiraz yoludur.
Tebliğin usulüne aykırı olarak yapılması durumunda ise; muhatap şikayet yoluyla usulsüz tebliği öğrendiği tarihin geçerli tebliğ tarihi olarak tespitini isteyebilir. Burada İcra Mahkemesinin yapacağı iş; muhatabın usulsüz tebliği öğrendiğini bildirdiği tarihi “tebliğ tarihi” olarak tespitine karar vermekten ibarettir.
DAVA : Taraflar arasındaki “Şikayet” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadıköy 3. İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin kabulüne dair verilen 15.06.2005 gün ve 2004/1395-2005/849 sayılı kararın incelenmesi davalı ( alacaklı ) vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 06.12.2005 gün ve 2005/20275-24140 sayılı ilamı ile;
( … Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; İİK’nun 65. maddesine dayanan gecikmiş itirazda, tebligatın usulüne uygun olarak yapılmış olması, ancak, muhatabın bir engel nedeniyle süresinde itiraz edememiş olması halinde gecikmiş itirazda bulunacak kişinin mazeretini gösterir delillerle birlikte, esasla ilgili itirazlarını ve dayanaklarını, engelin kalktığı günden itibaren üç gün içinde İcra Mahkemesine bildirilmesi gerekir. Maddeden de anlaşılacağı üzere gecikmiş itirazın ön koşulu usulüne uygun bir tebligatın yapılmış olmasıdır.
Somut olayda borçlu Fatma’ya ( Şükran ) ödeme emri 7201 Sayılı Kanunun 21. maddesine göre tebliğ edildiği halde, muhatabın adreste bulunmama nedenleri Tebligat Tüzüğü’nün 28. maddesi uyarınca ilgililerin imzalarını taşıyan tutanakla tespit edilmediğinden sözü edilen tebligat usulsüzdür. ( Hukuk Genel Kurulu’nun 18.04.2001 tarih 2001/6-386 esas 2001/389 karar sayılı kararı. ) Bu durumda uyuşmazlığın İİK’nun 65. maddesinde yer alan gecikmiş itiraz kurallarına göre değil, 7201 Sayılı Kanunun 32. maddesine göre çözümlenmesi gerekir. ( HGK’nın 5.6.1991 tarih ve 1991/12-258 E. 1991/344K. )
7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 32. maddesinde, “Tebliğ, usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur” hükmüne yer verilmiştir. Borçlunun usulsüz tebliği öğrendiği tarih olarak bildirdiği 11.10.2004 tarihinden sonra 13.10.2004 tarihinde mahkemeye yaptığı başvurusu yasal 7 günlük sürededir.
Borçlu vekilinin Mahkemeye verdiği dilekçede gecikmiş itiraz deyimini kullanması, HUMK’nun 76. maddesi uyarınca hukuki tavsifin hakime ait olması nedeniyle sonuca etkili olmayıp, başvuru bu hali ile 7201 Sayılı Yasanın 32. maddesine dayalı tebligat usulsüzlüğü şikayetidir. ( Hukuk Genel Kurulu’nun 05.06.2001 tarih ve 1991/12-258 esas 1991/344 karar sayılı kararı. )
7201 Sayılı Yasanın, 32. maddesi gereğince muhatabın usulsüz tebliği öğrendiği tarihten itibaren takibin şekline göre icra dairesine itiraz etmemiş olması, tebligatın usulsüzlüğünün tespiti halinde mal beyanında bulunma tarihi ve takip kesinleşmeden haciz konulamayacağı cihetle uygulanan hacizlerin kaldırılacağı sonucunu doğuracağından borçlunun şikayette hukuki yararının bulunması nedeniyle, mercii nezdinde yapılan tebligatın usulsüzlüğüne ilişkin şikayetin incelenmesine engel teşkil etmez. ( Hukuk Genel Kurulu’nun 7.06.2001 tarih ve 2001/12-543 esas 2001/560 karar sayılı kararı. )
O halde Mahkemece tebligatın usulsüzlüğüne yönelik şikayetin kabulü ile Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca borçlunun usulsüz tebligatı öğrendiği tarih olarak bildirdiği ve borçlu vekilince karşı çıkılmayan 31.10.2003 ( 11.10.2004 ) tarihinin tebliğ tarihi olarak tespitine karar vermek gerekirken, başvurunun İİK’nun 65. maddesinde düzenlenen gecikmiş itiraz olarak nitelenip yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir… ),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Ne var ki, açıklanan gerekçeyle içeriği itibariyle usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamında yazım hatası bulunmakta olup; “Somut olayda” ibaresi ile başlayan ikinci paragrafında borçlunun “Fatma” olarak yazılan isminin “Şükran”; “O halde” ibaresi ile başlayan son paragrafında yer alan “31.10.2003” tarihinin de “11.10.2004” olarak düzeltilmesi gerekmiş; bu yazım hatalarının düzeltilmiş şekliyle direnme kararının bozma ilamında yer alan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Davalı ( alacaklı ) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK’un 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 11.04.2007 gününde, oybirliği ile karar verildi.