Sorularınız İçin Bizi Arayın: - 0532 113 15 08
Dil Seçimi
Menü
Sosyal Medya
Ara

KORONAVİRÜS COVID-19 (PANDEMİ)
SÖZLEŞMELERE ETKİSİ
VE
MÜCBİR SEBEP OLUP OLMADIĞI

connection-4884862_640

Türkiye'de dahil olmak üzere tüm dünyaya yayılmış olan başlangıçta 2019 yılı Aralık ayı itibariyle Çin'de ortaya çıkmış ve hali hazırda hızlı bir şekilde yayılmaya devam eden korona virüs covıd-19 (pandemi) salgın, insanlarda her geçen gün korku ve paniğe yol açmakta ve can güvenliği sebebiyle alınan tedbirler, hukuk alanındaki kısıtlamalar, ekonomik alanda olan küresel sorunlar neticesinde hukuki olarak yapılan sözleşmeler ve verilen taahhütler yine bu sözleşmelere bağlı olarak ceza-i şartlar ve maddi yükümlülükler kısmı herkes açısından büyük önem arz etmektedir.

Makalemizin hazırlandığı 24.03.2020 tarihi itibariyle henüz Türk hukuk sisteminde sürelere bağlı olarak alınmış bir karar olmayıp, evden çıkılmaması yönünde telkinlerde bulunulmasına rağmen hukuki tüm süreçler ve bu süreçlere bağlı kesin süreler devam etmektedir.

24.03.2020 tarihi itibariyle maalesef ki ülkemizde koronavirüste vaka sayısı Sağlık bakanlığının açıkladığı üzere 1529, can kaybı 37'ye yükselmiş durumdadır.

Fakat sokağa çıkma yasağı ilan edilen 65 yaş üstü vatandaşlarımız halen gezmek amacıyla sokağa çıkmaya maalesef devam etmektedirler.

Can güvenliği olmayan ve bu korkuyu gerek kendisi gerekse ailesi ve çevresindeki insanlar için her an hisseden bireyin mevcut ortamda, sözleşmelere ve vermiş olduğu taahhütlere de elinde olmayan sebeplerle pek uyması mümkün görünmemektedir.

Adana ilinde bir çok etnik kökene sahip insanın oluşu ve göç bölgesi, mültecilerin de olması sebebiyle yine Mersin ve İskenderun limanlarına da yakın olmasından dolayı uluslararası Ticaret alanında da bir çok sözleşmeler ve bu sözleşmelere ilişkin olarak yerine getirilmesi gereken yükümlülükler olmakla bu hususlarda gerek ülke içinde gerekse uluslar arası alanda bir çok yaptırıma da maruz kalınması söz konusudur.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından söz konusu Korana virüs covıd-19 “pandemi” olarak ilan edilmiştir.
Son günlerde söz konusu salgının başlangıç noktası olan Çin'de salgın kontrol altına alınmış olarak lanse edilmekte ise de , tüm dünyada hızla yayılmaya devam ettiği ve bazı kanallarda maalesef ki seçim sandığı gibi enfekte olan hasta sayısı, iyileşen hasta sayısı ve vefat eden kişi sayısı sürekli anlık olarak gösterilmektedir. Bu durum insanlarda endişe ve korkuya sebep olmakta ve yine gerek ülkemizde gerekse dünya'da stok yapmaya sebep olmaktadır.

Salgının hızla yayılması hemen hemen her gün gerek ülkemizde gerekse dünya'da bir çok ülkede mecburi tedbirlerin alınmasına yol açmakta ve alınan her tedbir ekonomik olarak ülkeleri ve dolayısıyla vatandaşlarını daha fazla zora sokmaktadır.

On binlerce kişinin hayatını kaybettiği corona virüs salgını nedeniyle bazı ülkelerde hayat durma noktasına gelirken, salgının küresel ekonomiye etkileri de her geçen gün telafisi güç olacak şekilde büyümektedir.

covid-19-4908692_640
Futbol kulüplerinin bir çoğunun uzayan salgın sebebiyle yapılan sözleşmeler, futbolculara ödenecek maaşlar nedeniyle iflas noktasına geldiği yine bir çok sektörde de aynı durumun olduğu ortadadır.

Tüm kültür, sanat, spor organizasyonlarının ertelendiği yine eğitimin ertelendiği ve bunların ne zamana kadar ertelenmiş olduğunun hiç kimse tarafından bilinmediği ortamda söz konusu salgının telafisi olamayacak kadar büyük yıkımlara sebep olacağı ön görülmektedir.

Söz konusu salgının ekonomiye ve yaşama etkilerini görmek için haber sitelerindeki paylaşımlar durumun iyiye gitmediğini ortaya koymaktadır.
Söz konusu paylaşımlardan bir kaç örnek vermek gerekirse;
"Korona virüs nedeniyle çiçek sektörünün zararı 30 milyon dolar
Çin'de ortaya çıkan ve tüm dünyaya yayılan koronavirüs salgını dünya ekonomisini de olumsuz etkiledi. Turizm kenti Antalya'da ise tamamı örtü altında yetiştirilen renk renk kesme çiçekler elde kaldı. Süs Bitkileri İhracatçıları Derneği Başkanı Harun Yeter, "Sektörümüzün yaklaşık 30 milyon dolar gibi bir zararı var" dedi.
Son Dakika: Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi süresiz olarak ertelendi
UEFA, daha önce Mayıs ayına ertelenen Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi'ni süresiz olarak erteledi.

Yine bu süreçte bazı bankalar vatandaşın yaşadığı soruna maddi kaygılardan uzak ve kamu yararı gözeterek kararlar almışlardır.
Şöyle ki; Korona virüs salgını sebebiyle nakit akışında yaşanan bozulma nedeniyle kredi borçlarını ödeyemeyecek duruma gelenler için bankalar harekete geçmiş ve Kamu bankaları öncülüğünde başlatılan borç erteleme seferberliğine özel bankalar da katılınca toplamda 12 banka çeşitli zaman dilimlerdeki borçlar için erteleme ve esnek ödeme modellerini hayata geçirmiş oldu. Türkiye Bankalar Birliği'nin de kredi kanallarının açık tutulması, yapılandırma taleplerinin hızla sonuçlandırılması, vade, ödeme, taksit ödeme ve teminat koşullarında esneklik sağlanması yönündeki tavsiyesinin ardından kamu bankaları tarafından yapılan destek paketi açıklamalarına özel bankalar da katıldı.

Yine devletin bu hususlarda önlemleri günden güne ortaya konulmaktadır.
Şöyle ki; KDV beyannamelerine ilişkin ödemeler ötelendi. İkinci çeyrekteki KDV beyannamelerine ilişkin ödemeler 6 ay ötelendi. Tüm gelir vergisi mükellefleri mücbir sebep hali kapsamına alındı.Nisan, Mayıs, Haziran’da muhtasar ve KDV beyannamelerine ilişkin ödemeleri 6 ay ötelendi; bu aylarda verilmesi gereken Muhtasar ve KDV beyannameleri de verilmeyecek. Bu beyannameleri 27 Temmuz’a kadar ertelenmiştir.
Yine 65 yaşın üzerinde olması ya da kronik rahatsızlığı bulunması nedeniyle sokağa çıkamayacak olan vergi mükellefi vatandaşlar ise beyanname ve ödemeleri yasağın sonuna kadar ertelenmiştir.

Ekonomik olarak istikrarın kalmadığı gibi en güvenilir yatırım olarak görülen altın'ın dahi gramının bir gün 305.00 TL bir başka gün 330.00 TL'ye çıktığı görülmektedir.

Dünya'da ve Türkiye'de Teknoloji, Gıda, oyuncak, otomotiv, turizm, sinema,, akıllı cihazlar endüstrisi, çip üretimi, havacılık, sinema, alışveriş ve daha birçok ürün ve hizmet Çin'e bağlı durumdadır.
Çin dünyanın en büyük mal ve hizmet üreticisi durumunda olup 1,4 milyar nüfusuyla dünyanın en kalabalık ülkesi olan Çin aynı zamanda önemli bir ham madde tüketicisi durumundadır.
Çin'de başlayan bu salgının ve devamındaki ekonomik sorunların tüm dünyayı etkisi altına almasının kaçınılmaz olduğu ortadadır.

coronavirus-4984915_640

Bu kapsamda, öncelikle birçok uluslararası tedarik zincirinin parçası olan Çin’de, sonrasında ise ülkemizle ticari ilişkisi en yoğun olan ülkeleri barındıran Avrupa’da çeşitli devletler salgını sınırlandırabilmek amacıyla olağanüstü hal ve acil durum ilan etmiş, kimi yerlerde sokağa çıkma yasağına varacak şekilde günlük hayatı yüksek seviyede kısıtlayıcı önlemler almak durumunda kalınmıştır.

Ülkemizde de Covid-19 Korona virüs salgını ile ilgili olarak bir çok kısıtlayıcı önlemler hayata geçirilmeye başlanmıştır.

Tüm dünyada tek gündem haline gelen bu salgın ile yalnızca günlük hayatımız değil, ulusal ve uluslararası ticari hayat da etkilenmektedir. Salgın ile mücadele kapsamında alınan önlemler üretim, lojistik ve uluslararası tedarik zincirlerinde aksaklıklara neden olabilmektedir.

Haliyle, tacirler arasında akdedilen sözleşmelerde yaşanan bu aksaklıkların mücbir sebep olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği de merak konusu olmaya başlamıştır.

Tüm bu hususlar dikkate alındığında Ticaret erbaplarının sözleşmelere uyma yükümlülükleri fakat işçi istihdam edilmesinin mevcut salgın nedeniyle can güvenliği olmadığından pek mümkün görünmemektedir.

Özellikle turizm ve ulaşım sektörü, ihracat ve ithalat ile uğraşan şirketler son derece ciddi ekonomik sorunlar yaşamakta ve kısa sürede iflasın eşiğine gelmiş durumdalar.

Zira özellikle Türkiye'de son yıllarda mevcut enflasyon neticesinde bir çok büyük şirketin konkordato ilan etmesi ve devamında bu süreci iyi yönetememesi neticesinde iflas etmeleri bazı şirketlerin ise halen konkordato sürecinde oldukları düşünüldüğünde söz konusu salgının direnen bu şirketlerinde iflasına sebep olacağı ortadadır.

Söz konusu yaşanan sorunların ve Covid-19 Korona virüs salgınının taraflar arasında imzalanan sözleşmelere etkileri hususunda değerlendirme yapılmaktadır.

Söz konusu değerlendirmeler tavsiye niteliğinde olup , değerlendirmeler ile yetinmemeniz ve Adana'da Ticaret Hukuku alanında uzmanlaşmış Avukat meslektaşlarımdan, mevcut durumlar itibariyle yüz yüze değil sesli yada görüntülü iletişim kanalları ile destek almanız tavsiye edilmektedir.

Yine bu süreçte tüm Avukatların kullandıkları ve yine bazı tacirlerin kullandıkları elektronik imza ve mobil imzaların da yaygınlaşmaya başlaması söz konusu olacak olup şirketlerin sözleşmeleri ıslak imza yerine elektronik yada mobil imzaları ile imzalamaları söz konusu olacaktır.

Yine aynı şekilde hukuki destek sürecinde de Avukatınız ile imzalayacağınız Avukatlık ücret sözleşmesini elektronik yada mobil imza ile imzalamanızda söz konusu olabilecektir.

coronavirus-4817450_640


COVID-19 KORONAVİRÜS SALGINI MÜCBİR SEBEP MİDİR?

Mücbir Sebep Nedir?
Mücbir sebep kavramı genel olarak Kıta Avrupası hukuk sistemlerinin bir ürünü olsa da, bugün Anglo-Sakson hukuk sistemleri de dahil olmak üzere, hemen hemen tüm ticari sözleşmelerde yer alan genelgeçer bir hüküm olarak kullanılmaktadır.
Mücbir sebep, önceden öngörülemeyen, tarafların kontrolü dışında meydana gelen, ifa güçlüğü oluşturan ve bu sebeple de taraflara sözleşmeyi feshetme, kısmen veya tamamen ifadan kaçınma, askıya alma veya ifa için ek süre talebi öne sürme gibi çeşitli haklar tanıyan sebep olarak tanımlanabilir.
Ancak, mücbir sebep tanımına Türk hukukunda yer verilmemiştir. Mücbir sebebin tanımına ve esaslarına Türk kanunlarında yer verilmediği için, uygulama alanının çerçevesini doktrin ve Yargıtay içtihatları çizmektedir. Yargıtay kararları göz önüne alındığında, mücbir sebebin varlığının her bir somut olay bakımından ayrı ayrı değerlendirildiği ve genellikle tacirler açısından dar yorumlandığı söylenebilir.

covid-19-5009498_640

Mücbir sebebin şartlarına daha detaylı bakmak gerektiğinde;
• Oluşan mücbir sebebin tarafların kontrol alanlarının dışında gerçekleşmiş olması,
• Hukuki ilişkinin kurulduğu tarihte mücbir sebebin öngörülemeyecek olması veya olay
öngörülse dahi, olayın somut etkisinin bu denli büyük olacağının öngörülememesi,
• Tüm önlemler alınmasına rağmen mücbir sebebin sözleşme edimini ifayı imkansız hale
getirmesinin önlenememesi,
• Cereyan etmiş olayın sözleşmede mücbir sebep olarak öngörülmüş olması,
• Mücbir sebep oluşturduğu iddia edilen olayın ülke genelinde etkili olup olmadığı,
• Benzer hukuki ilişkilere etkisi,
• Tarafların tacir olup olmadığı da önem arz etmektedir.

Bu kapsamda Covid-19 Korona virüs salgınının bir sözleşme nezdinde mücbir sebep olarak kabul edilip edilemeyeceğine ilişkin inceleme yaparken, yapılması gereken ilk şey sözleşmeye uygulanacak hukukun tespitidir. Farklı hukuk sistemlerinin mücbir sebep hallerine bakışı farklılık gösterebilmektedir. Özellikle uluslararası ticari sözleşmelerde, sözleşmeye uygulanacak hukuk taraflardan birinin hukuku veya doğrudan üçüncü bir hukuk sistemi olarak seçilmiş olabilir. Dolayısıyla, öncelikle ilk adım uygulanacak hukuka dair taraflar arasında sözleşmede bir madde olup olmadığına bakmak olacak olup eğer yok ise kanunlar ihtilafı düzenlemeleri kapsamında sözleşmeye uygulanacak hukuku tespit etmektir.

Tarafların Türkiye'de tacir olmaları durumunda ise birinin mücbir sebepten dolayı edimini ifa etmesini imkansız hale getiren bir durumun ortaya çıkması halinde Türk Borçlar Kanunu 136. maddesinde yer alan sonraki ifa imkansızlığına ilişkin hükümler uygulanacaktır.

Bir çok kişiyi fazlasıyla ilgilendiren bir durum olan Kira sözleşmeleri bu hususta öncelikle değerlendirmeye alınacaktır. Tarafların imzaladıkları sözleşme, sözleşme tarafının yaptığı iş kolu ve bu konuda alınmış herkesçe uygulanmak zorunda olan tedbirler hepsi bir değerlendirilmek zorunda olup mücbir sebep-olağanüstü haller durumunda sözleşme şartların da değişiklik ya da farklı bir fesih yöntemi öngörülüp öngörülmediği değerlendirilmelidir.

Bu kapsamda taraflar, emredici hükümler, kamu düzeni ve genel ahlak kuralları ile herhalde bağlı olmakla beraber serbest iradeleri ile belirledikleri hükümlerle de bağlıdırlar.

Mücbir sebep halinde, kişi ile meydana gelen sonuç arasındaki nedensellik bağının kalktığından, oluşan sonuca mücbir sebep oluşturan olayın yol açtığından ve iradesi dışında meydana gelen sonuç sebebiyle kişiye yüklenebilecek hiçbir kusurun bulunmadığından söz edilir.
Uygulanacak hukukun tespitinden sonra, Covid-19 Korona virüs salgınının sözleşmede olan yükümlülüklere etkisinin değerlendirilmesi gerekecektir.

corona-5012844_640

Bu değerlendirme yapılırken belli sorular sorulması gerekecektir. Bu sorular;
Sözleşme kapsamında düzenlenen mücbir sebep halleri sınırlı sayıda mıdır? Eğer sınırlı sayıda değil ise; Covid-19 Korona virüs salgını ve salgın kapsamında alınan önlemler kanun veya sözleşme nezdinde sayılan şartları sağlamakta mıdır?
Sözleşme nezdinde pandemi veya salgın hastalık halleri özel olarak mücbir sebep örneği olarak sayılmış mıdır?
Sözleşmenin ifasına esas olan yer bakımından, alınan Covid-19 Korona virüs salgın kısıtlama önlemleri sözleşmenin ifasını etkileyecek düzeyde midir?
Yüklenici bu etkileri ortadan kaldırmak, veya en aza indirgemek için hangi adımları atmıştır?Yüklenicinin kısıtlayıcı önlemler sebebiyle meydana gelen aksaklığı ortadan kaldırmak için başvurabileceği alternatif yöntemler bulunmakta mıdır?
Sözleşme kapsamında düzenlenen şekil şartlarına uygun bildirimde bulunulmuş mudur?

Bu ve bunun gibi mevcut işe ve sözleşmeye dair bir çok soru dikkate alınarak mevcut somut örneğin taraflar arasındaki sözleşmeye etkileri mevcut hukuk maddeleri ve sözleşme şartlarına göre birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.

Kimi sözleşmelerde mücbir sebeplerden etkilenen tarafa, mücbir sebebin meydana gelmesinden itibaren karşı tarafı derhal veya zamanında talebini iletme ve mücbir sebebin borcun ifa edilememesine nasıl sebep olduğuna ilişkin tevsik edici belge sunma gibi ilave yükümlülükler getirilebilmiş olabilir. Böyle bir halde, sözleşmede belirlenen şekil şartları uyarınca zamanında bildirim yapmayan veya mücbir sebebe ve etkilerine ilişkin tevsik edici belge sunmayan tarafın, mücbir sebepten etkileniyor da olsa, karşı tarafın uğradığı zararlardan sorumlu tutulabilmesi gündeme gelebilecektir.

Mevcut durum itibariyle Ülkemizde de cereyan etmiş Covid-19 Korona virüs salgınının bu kapsamda değerlendirilip değerlendirilmeyeceği halen tartışma konusudur.
Zira bu hususta henüz alınmış resmi bir karar da söz konusu değildir.

Söz konusu salgın Dünya Sağlık Örgütü tarafından da Korana virüs “pandemi” olarak ilan edilmiş olmakla tüm dünya insanları için bir tehdit olduğu ortada olmakla, niteliği itibari ile mücbir sebep tanımına uyan, tamamen dış etkenler sonucu ortaya çıkmış, tarafın kusurunun olmadığı bir olaydır.

• Fakat burada dikkat edilmesi gereken salgının taraflara doğrudan etkileri ile beraber aradaki nedensellik bağının varlığı olmalıdır.
• Mücbir sebep değerlendirmesinde hukuken önemli olan, mücbir sebep iddia eden tarafın,
sözleşmeyi yerine getirme kabiliyetlerinin söz konusu salgın ve yine bu salgına bağlı olarak alınan tedbirler nedeniyle “bozulmuş” veya "imkânsız" olduğunu kanıtlamalarıdır.
• Bu nedenle, her sözleşme, her edim ve her taraf ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

corona-4938929_640

Şöyle ki işleri söz konusu salgın nedeniyle artan sektörlerden kolonya ve hijyen maddeleri üreticileri, eldiven, maske üreticileri gibi gıda toptancılarının söz konusu mücbir sebebi öne sürerek sözleşme şartlarına uymamaları söz konusu olamayacaktır.
Öte yandan ticari işletmesi devlet tarafından geçici olarak kapatılan ve hiçbir iş yapamayıp gelir elde edemeyen eğlence yeri yada kıraathane sahibinin durumu elbette farklı olacaktır. Bu kişiler mücbir sebep nedeniyle sözleşmeden dolayı uyarlama talep edebilecekler ve sözleşme şartlarında değişikliğe gidebileceklerdir.

Sonuç olarak, Covid-19 Korona virüs salgınının objektif olarak birçok hukuk sistemi ve sözleşme nezdinde mücbir sebep olarak kabul edilebilme yeterliliği olsa da, bu konunun her bir sözleşme nezdinde somut olayın özellikleri dikkate alınarak yine sözleşme taraflarının yaptıkları iş kolununda incelenmesi büyük önem teşkil etmektedir.

Tüm bu hususlar dikkate alındığında görülecektir ki sözleşme maddelerine yada genel hükümlere dayanarak sözleşmenin feshinin gündeme gelmesi halinde sözleşmeyi fesheden taraf dayanak olarak yalnızca Covid-19 korona virüs salgınını göstermesi yeterli olmayacaktır. Feshin yargıya taşınması halinde salgının, kanunda veya sözleşmede sayılan koşulları oluşturduğunun ispatı yargıya taşıyan taraf tarafından ispatlanması gerekecektir.

Yukarıda örnekleriyle de belirtildiği üzere mevcut durum itibariyle virüs salgını sebebiyle ekonomik olarak işletilemez hale gelen yahut kriz yaşayan işletmeler olmakla birlikte salgının hiçbir şekilde etkilemediği, ticari hayatına devam eden işletmeler de mevcuttur. Dolayısıyla her bir sözleşme ve tarafları için somut duruma ve anlık duruma göre değerlendirme yapılması yerinde olacaktır.
Yani devlet tarafından alınan tedbirlerin zamanları ve bu hususların insanlar üzerindeki etkileri, sözleşmelerin imzalanma tarihleri ile birlikte değerlendirme yapılmak zorunluluktur.

Salgın tehdidi ile ilgili devletimiz tarafından tedbirler alınmaya başladıktan sonra imzalanan bir sözleşme ile, bunların öngörülmesinin mümkün olmadığı geçmiş bir tarihte imzalanmış sözleşmenin taraflarının aynı şekilde bu nedenleri ile sürebileceği kabul edilemez.

Yargıtay’ın geçmişte verdiği kararları incelendiğinde daha önce Ülkemizde de yaşanmış olan kuş ve domuz gribi gibi diğer salgın hastalıklara kıyasla Covid-19 Korona virüsün çok daha büyük bir salgın olduğu ortadadır.

Bu nedenle de mevcut durum itibariyle geçmişten gelen yakın tarihte bu boyutta ülkemizde salgın söz konusu olmadığından dolayı mevcutta tarafların yargıya gitmesi neticesinde yerel mahkemelerde verilen kararın öncelikle İstinaf'a verilecek karar Temyiz yolu açık olması halinde Yargıtay'a taşındığında mücbir sebep olarak değerlendirme yapılması ve emsal olarak değerlendirmeye alınması söz konusu olabilecektir.

Ancak, detaylarını yukarıda belirttiğimiz gibi; Yargıtay mücbir sebep değerlendirmesi yaparken her olayı ayrı ayrı somut olay bazında değerlendirip karar verecektir.

Bu nedenlerle olay, taraflar, sözleşme, sözleşme imzalanma tarihi, sözleşmeden cayma iradesinin ortaya konulduğu ve olayın yargıya taşındığı tarihlerinin tamamının birlikte değerlendirilmesi gerekmekte bu nedenle de genelleme yapılarak Covid-19 Korona virüs Mücbir sebep'tir demek mümkün değildir.

Yine Yargıtay; basiretli davranması beklenen tacirler söz konusu olduğunda, sözleşmede mücbir sebebin ne şekilde tanımlandığına ve ne tür olayları kapsadığını da inceleyip değerlendirme konusu yapacak olup bu konudaki iradelerin geciktirilmeden ortaya konmasını da usul olarak öncelikle ele alacaktır.
Mücbir sebeplerin dışında olay ve koşullara göre başkaca hukuki değerlendirme ve yollara başvuruda bulunulabilecek olmakla bu durumlar, geçici hukuki imkansızlık nedeniyle ifa yükümünü ortadan kaldıran yada geciktiren haller, aşırı ifa güçlüğü (Tbk m. 138) kapsamında sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını istenmesi, aşırı ifa güçlüğü kapsamında sözleşmenin askıya alınması-ertelenmesinin istenmesi ile yine sözleşmesinin önemli sebeplerle olağanüstü feshi (TBK m.331) işlem temelinin çökmesi hali olarak seçenek olarak değerlendirilebilecektir.

Yukarıda verilen bilgiler ışığında değerlendirme yapılmaksızın mücbir sebep yada belirtilen diğer hukuki yollarla ilgili iddialarda bulunmak ve ifadan kaçınmak, ortaya çıkabilecek ihtilaflarda hak kaybına sebep olabilecektir.
Söz konusu mevcut durum itibariyle Adanada Ticaret hukuku alanında uzmanlaşmış bir Avukattan destek almak menfaatinize olacaktır.

Tüm dünyayı etkileyen ve her geçen gün daha fazlaca vatandaşımızın can kaybına neden olan Covid-19 Korona virüs salgınının bir an evvel son bulması ve günlük hayatımıza yeniden kaldığımız yerden devam etmemiz temennisiyle iyi günler dileriz.24.03.2020

empire-state-building-5024307_640


Av.Aytaç ER
24.03.2020
Reşatbey Mah.Türkkuşu Cad.Günep Panorama İş Merkezi B Blok No:801 Seyhan/Adana
Tel:03224584432 Gsm: 05321131508 - Web:www.avaytacer.com Mail: info@avaytacer.com

Korona virüs covıd-19 (pandemi) sözleşmelere etkisi ve mücbir sebep olup olmadığı konu başlıklı makale Av.Aytaç ER tarafından 24.03.2020 tarihinde üretilmiştir.
Yazılı iznim alınmadan ve kaynak gösterilmeden makale bir başka internet sitesinde ya da bir başka mecrada yayınlanmaz, kopyalanamaz ve çoğaltılamaz. İzinsiz şekilde kopyalama, çoğaltma veya yayın yapanlar hakkında hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.

Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayınız.
Kabul Et
WhatsApp Destek Hattı
Google Yorumları