Sorularınız İçin Bizi Arayın: - 0532 113 15 08
Dil Seçimi
Menü
Sosyal Medya
Ara

Kambiyo takiplerinde imzaya itiraz ve sonuçları


Borçlunun takip konusu kambiyo senedindeki (kendisine ait olduğu iddia edilen) imzanın kendisine ait olmadığını bildirmesine (imzayı inkar etmesine) imzaya itiraz denir.

Borçlu, imzaya itiraz etmek istiyorsa, bunu (imzaya itirazını) ödeme emrine itiraz dilekçesinde açıkça bildirmek zorundadır (m. 168/4). Mesela, “senetteki imzayı inkar ediyorum”, “imzaya itiraz ediyorum”, “imza sahtedir”, “imzayı kabul etmiyorum”, “imza bana ait değildir”, “senet imza etmedim” gibi .

Borçlu, imzaya itirazım (ödeme emrinin tebliğinden itibaren) beş gün içinde bir dilekçe ile icra mahkemesine bildirir ve icra mahkemesinden itirazının kabul edilmesine karar verilmesini ister.

Borçlu, itiraz dilekçesinde imzaya itiraz ettiğini açıkça bildirmezse, (o icra takibi yönünden) kambiyo senedindeki imzayı kabul etmiş (imza borçluya ait) sayılır (m. 168/4). Mesela, borçlu itiraz dilekçesinde “borcum yoktur” demekle yetinmiş ise, kambiyo senedindeki imzayı kabul etmiş (imza borçluya ait) sayılır ; böyle bir itiraz (imzaya değil) borca itirazdır.

İmzaya itiraz, mutlak defi olduğundan, (iyi niyetli olsalar dahi) kambiyo senedinin bütün alacaklılarına (bu arada yetkili hamile) karşı ileri sürülebilir.

İmzaya itiraz da, satıştan başka icra takip işlemlerini durdurmaz (m.170,1 c.2). Fakat, icra hakimi, duruşmadan önce yapacağı incelemede, borçlunun (imzaya) itiraz dilekçesi kapsamından veya eklediği belgelerden edindiği kanaate göre imzaya itirazı ciddî görmesi halinde, alacaklıya tebliğe gerek görmeden, itirazla ilgili (esas) kararına kadar, icra takibinin geçici olarak durdurulmasına evrak (dosya) üzerinde karar verebilir.

2) İmzaya itirazın incelenmesi

İmzaya itiraz İİK m,170’de özel olarak düzenlendiğinden, imzaya itiraz hakkında İİK’nun 170.maddesinin uygulanması zorunludur ; yani, imzanın inkarı nedenine dayalı sahtelik iddiası hakkında genel nitelikte olan HMK m.209 hükmünün uygulama yeri yoktur.

Buna göre, icra mahkemesinde imzaya itiraz eden borçlu, alacaklının dayandığı senet hakkında genel mahkemede sahtelik davası (HMK m.208 vd) açarsa, bu dava, icra mahkemesinin imzaya itirazı incelemesine engel teşkil etmez. Yani, icra mahkemesi, genel mahkemedeki sahtelik davasının sonuçlanmazını bekletici sorun yapamaz. Çünkü, imzaya itiraz ve incelenmesi İİK m.l70’de özel olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle, icra mahkemesindeki imza inkarı nedenine dayalı sahtelik iddiası hakkında, genel nitelikte olan HMK m.209 hükmünün uygulama yeri yoktur.

İcra mahkemesi, imzaya itiraz hakkındaki incelemesini de mutlaka duruşmalı olarak yapar (m,170/b, m.70); duruşma yapılmadan dosya (evrak) üzerinde inceleme ile yetinilerek, imzaya itiraz hakkında nihaî karar verilmesi kanuna aykırıdır .

İcra mahkemesi, imza incelemesini, m.68/a,IV hükmüne göre yapar (m. 170,111).

“İİK’nun 170/3 maddesinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takipler yönünden imza incelemesinin ne şekilde yapılacağı hakkında İİK'nun 62 ve 68/a maddelerine atıf yapılmıştır. - Borçlunun imzaya itirazı halinde; icra mahkemesindeki ilk duruşmada bizzat bulunmak zorunda olmasından dolayı, icra mahkemesinin borçluya göndereceği meşruhatlı duruşma davetiyesine IİK'nun 68/a-5. maddesi gereğince; “mazeretini daha önce bildirip belgelendirmediği takdirde duruşmada bizzat bulunmak zorunda olduğu, (madde 68/a-2) aksi halde icra mahkemesince başka inceleme yapılmaksızın yalnız bu nedenle itirazın geçici kaldırılmasına karar verileceği” ihtarının yazılması gerekir. İmzaya itirazda bulunan borçlunun yukarıda açıklanan şerhi taşımayan davetiyenin tebliği üzerine duruşmaya çağrıldığı oturuma katılmadığı görülmektedir. O halde, yasal düzenlemeye uygun düşmeyen davetiyenin tebliği ile bunun sonrasında da borçlunun takip ve ispat edemediğinden bahisle yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi isbatesizdir” .

“Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz, İİK.nun 170.maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddenin üçüncü fıkrasında icra mahkemesince imza incelemesinin aynı kanunun 68/a maddesi dördüncü fıkrasına göre yapılması gerektiği vurgulanmıştır. İİK.nun 68/a maddesinin dördüncü fıkrasında ise “imza tatbikinde HUMK’nun (şimdi: HMK’nun) bilirkişiye ait hükümleri ile aynı kanunun 309. maddesinin 2, 3 ve 4.fıkralan ve 310, 311 ve 312. madde (şimdi: HMK m.211/b, 208/2, 217) hükümleri uygulanır” denilmektedir. Anılan hükümde atıf yapılan HUMK’nun 308 ve devamı maddelerinde imza inkarı halinde mahkemelerce yapılacak usulü işlemler düzenlenmiş, 309.maddesinin 2, 3, 4.fıkraları aynen “Ehlihibre vasıtasıyla tahkikata karar verildiği takdirde, medarı tatbik olacak yazı ve ehlihibrenin tahkikatı icra edeceği gün hakim tarafından tayin olunur. Mahkeme bu bapta ancak iki tarafın ittifak ettikleri her nevi evrak ile senedatı resmiyeden olan ve bir kimse tarafından hasbelmemuriye veya mahkeme huzurunda tahrir veya imza edilen evrakı tatbika esas addedilebilir. Tatbika esas ittihaz olunabilecek evrak olmadığı veyahut olup da derecei kifayede bulunmadığı takdirde ehlihibre tarafından terkip olunacak ibarelerle münkir olan kimseye yazı yazdırılarak tatbikat icra olunur” düzenlemesi yer almıştır. Ayrıca anılan belgelerin tamamlanması konusunda, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.04.2006 tarih, 2006/12-259 E- 231 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere eldeki davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu göz ardı edilmemeli ve ispat yükünü ters çevirecek bir uygulamaya da gidilmemelidir (HGK.nun 2008/12-77 E, 90 K. sayılı karan). - Sonuç itibari ile bilirkişi incelemesine esas alınacak örnekler yasa maddeleri dikkate alınarak toplanmış ve bunlara göre de kanaat oluşturan rapor düzenlenmiş ve imzanın borçlu eli ürünü olmadığı saptanmış iken, imza itirazı yapılmaksızın kesinleşen dosyanın konusu olan çekteki imzanın yasa maddelerine göre medarı tatbik imza olarak kabulü mümkün bulunmadığından bu çekteki imzaya itibar edilerek hüküm kurulması doğru değildir” .

“Alacaklı vekili tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine başlandığı, borçluya ömek 10 numaralı ödeme emri tebliği üzerine adı geçenin yasal sürede icra mahkemesine başvurarak, imzaya itiraz ettiği anlaşılmıştır. - HUMK.nun olaya uygulanması gerekli 309/4. (şimdi: HMK m.211/b) maddesinde (imza incelemesinin bilirkişi tarafından yapılmasına karar verilmesi halinde) borçlunun uygulamaya elverişli imzasının bulunmadığı hallerde adı geçene hakim huzurunda yazı yazdınlacağı ve imza attınlacağı ifade edildikten sonra, inkar edene yazdırılacak ibarelerin bilirkişi tarafından hazırlanacağı hüküm altına alınmıştır. (Prof. Dr. Baki Kum Hukuk Muhakemeleri Usulü 2.cilt sf:2092). - Somut olayda mahkemece, borçlu vekiline müvekkili şirketin yetkilisine ait imzaların bulunduğu resmi yerleri bildirip buralardaki belge aşıtlarının celbi konusunda masraf verip müzekkere yazdırması için kesin süre verildiği ve kesin süreye riayet edilmediği nedeniyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir (HGK.nun 26.04.2006 tarih ve 2006/12-259 esas - 2006/231 sayılı kararı). Bu nedenle yukarıda açıklanan şekilde borçluya kesin süre verilmek suretiyle sonuca gidilemez. O halde mahkemece, borçlunun imzaya itirazı yöntemince incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu itirazının reddine karar verilmesi isabetsizdir” .

“Borçluların takip dayanağı bonodaki murislerine ait imzayı inkar etmeleri sonucunda Mahkemece yaptırılan incelemede; Adli Tıp Kurulunca imzanın murisin eli ürünü olduğuna karar verilmiştir. Ancak Cumhuriyet Savcılığında yaptırılan inceleme sırasında Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarları Başkanlığında yaptırılan incelemede ise, alınan raporda, imzanın murisin elinden çıkmadığı, mukayese imzalarının model alınması suretiyle atılmış sahte imzalar olduğu sonucuna varılmıştır. Resmi kurumlardan alınan her iki rapor da nitelik açısından eşdeğerli olup, mahkemece raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekir” .

3) İmzaya itirazın kabulü kararı

İcra mahkemesi, yapacağı veya bilirkişiye yaptıracağı inceleme sonunda, inkar (itiraz) edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse, itirazın kabulüne (ve takibin durdurulmasına) karar verir.

“ÎİK’nun 170/3 maddesinde, inkar edilen imzanın borçluya ait olduğu “anlaşılırsa” itirazın reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır. - Somut olayda, düzenlenen raporda inkar edilen imzanın borçluya ait olup olmadığının tespit edilemediğinin açıklandığı görülmektedir. Bu durumda yasada öngörülen “inkar edilen imzanın borçluya ait olduğunun anlaşılması” koşulu gerçekleşmemiştir. Senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti, senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir (HGK.nun 26.04.2006 tarih 2006/12-223 E. 2006/235 K. sayılı kararı). - O halde, mahkemece, borçlunun imzaya itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken yeni imza örneklerinin verilen kesin sürede borçlu vekilince ibraz edilmediği gerekçesi ile reddi isabetsizdir” .

İmzaya itirazın kabulüne (ve takibin durdurulmasına) karar veren icra mahkemesi, alacaklının kambiyo senedini takibe koymada kötü niyeti veya kast veya ağır ihmali bulunduğunu tespit ederse, aynı karar (itirazın kabulü kararı) ile, alacaklıyı , borçlu lehine , kambiyo senedine dayanan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm eder.

“Olayda borçlunun imzaya itirazının kabulüne karar verilip takibin durdurulmasına karar verilmesi yerindedir. Ancak, takibin lehtar tarafından keşideciye karşı yapıldığı, bu nedenle yetkili hamil olan lehtarın bonodaki imzanın borçluya ait olup olmadığını bilebilecek durumda bulunduğu anlaşıldığından, İİK’nun 170/son maddesi gereğince alacaklı ağır kusurludur. Bu durumda mahkemece alacaklının, alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata ve %10 para cezasına mahkûm edilmesi gerekirken koşulları bulunmadığından bahisle bu istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

“Takip alacaklısı, (takip konusu) bonolarda lehdar sıfatını taşımakta olup, lehtar, bonodaki imzanın keşideci borçluya ait olup olmadığını bilebilecek durumdadır. Bonodaki imzaların borçluların eli ürünü olduğunu kontrol etmeden ya da imzaların huzurunda atılmasını sağlamadan bonoyu alan alacaklı imzaya itirazları kabul edilenlere karşı başlattığı takipte kast veya ağır ihmalli kabul edilmelidir. O halde, mahkemece alacaklının takip konusu asıl alacağın % 20'si nispetinde icra inkar tazminatına mahkûm edilmesi gerekir"

“Takip alacaklısı, söz (takip) konusu çekleri, imzaya itiraz eden borçlu cirosuyla almış olup, imzanın bu cirantaya ait olup olmadığını bilebilecek durumdadır. Çeklerdeki imzaların borçlunun eli ürünü olduğunu kontrol etmeden ya da imzaların huzurunda atılmasını sağlamadan çekleri alan alacaklı, imzaya itirazı kabul edilen borçluya karşı başlattığı takipte kast veya ağır ihmalli kabul edilmelidir. - O halde, mahkemece alacaklının takip konusu alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere, icra inkar tazminatına mahkûm edilmesi gerekir” .

“İcra mahkemesi nezdinde yapılan imzaya itiraz sonucunda bilirkişi incelemesinden sonraki aşamada alacaklının takipten feragat etmesi İjK'nun 170/4 maddesi koşullarında (lehdar konumunda olması nedeniyle) aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini engellemez. Mahkemece İİK'nun 170/4. maddesi gereğince alacaklının % 20'den aşağı olmamak üzere tazminatla sorumlu tutulması gerekir” .

Yargıtay’a göre, bilirkişi incelemesi yaptırılmadan imza itirazının kabulüne karar verilmesi halinde, icra mahkemesi, borçlu lehine tazminata karar verilemez .

îmzaya itirazın kabulüne (ve takibin durdurulmasına) karar veren icra mahkemesi, alacaklının kambiyo senedini takibe koymada kötü niyeti veya kast veya ağır ihmali bulunduğunu tespit ederse, aynı karar (itirazın kabulü karan) ile, (yukarda incelenen yüzde yirmi tazminattan başka), alacaklıyı, Hazine lehine, alacağın yüzde onu oranında para cezasına da mahkûm eder..

İcra mahkemesinin imzaya itirazın kabulü kararı ile de, icra takibi durur (m. 170,111 c.2); itirazın kabulü karannın kesinleşmesi üzerine icra takibi iptal edilir. Borçlunun malları haczedilmiş idi ise, haciz kalkar; borçludan haczedilen (icra veznesindeki) para alacaklıya ödenmiş idi ise, icra dairesi, (ayrıca hükme hacet kalmaksızın) ödediği parayı alacaklıdan geri alır ve borçluya öder .

“İcra mahkemesince imzaya itirazın kabulü kararı ile icra takibi durur (m. 170,111 c.2). İtirazın kabulü kararının kesinleşmesi üzerine icra takibi iptal edilir. Borçlunun malları haczedilmiş ise, haciz kalkar; borçludan haczedilen para alacaklıya ödenmiş ise, icra dairesi, ‘ayrıca hükme hacet kalmaksızın’ ödediği parayı alacaklıdan geri alır ve borçluya öder (m.361); (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı s.680). - Somut olayda, İcra Hukuk Mahkemesi’nin 30.12.2010 günlü kararı ile borçlu Emine’nin imzaya itirazının kabulüne ve hakkındaki icra takibinin durdurulmasına hükmedilmiş, bu karara istinaden talep uyarınca, icra müdürlüğünce 09.02.2011 tarihinde borçlu Emine hakkındaki hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiştir. Yukarıda da ifade edildiği üzere, borçlunun malları üzerine konulan hacizlerin kaldırılabilmesi için takibin iptali, bunun için de imzaya itirazın kabulü yönündeki kararın kesinleşmesi gerekir. Karar kesinleşmeden icra takibi durmaya devam edeceğinden, dolayısıyla bu aşamada takibin iptali söz konusu olamayacağından imzaya itirazın kabulüne dair karara istinaden hacizlerin kaldırılması da mümkün değildir” .

İcra mahkemesinin (imzaya) itirazın kabulü kararı, takip konusu alacakta ihtilaflı kalan miktarın temyiz sınırını geçmesi şartı ile, temyiz edilebilir (m.363/3).

İcra mahkemesi kararları maddî anlamda kesin hüküm (HMK m.303) teşkil etmediğinden, icra mahkemesinin (imzaya) itirazın kabulü karan ile yaptığı takip iptal edilmiş olan alacaklı, takip konusu yapmış olduğu alacak için, genel mahkemede bir alacak davası açabilir.

Alacaklı genel mahkemede alacak davası açarsa, icra mahkemesinin alacaklı aleyhine hükmetmiş olduğu (tazminatın) ve para cezasının tahsili, bu alacak davasının sonuna kadar ertelenir (tehir olunur) ve alacaklı bu davayı kazanırsa (icra mahkemesinin hükmetmiş olduğu) tazminat (ve para cezası) kalkar.

Alacaklı, genel mahkemede açtığı alacak davasını kazanırsa, icra mahkemesinin (imzaya) itirazın kabulü kararının kesinleşmesi ile iptal edilmiş olan, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe devam edilmesini isteyemez ; yeniden (ilamlı) icra takibi yapabilir.

4) İmzaya itirazın reddi kararı

İcra mahkemesi, (m.68/a,IV’e göre) yapacağı veya bilirkişiye yaptıracağı inceleme sonunda, inkar (itiraz) edilen imzanın borçluya ait olduğunu anlarsa, (imzaya) itirazın reddine karar verir.

İmzaya itirazın reddine karar veren icra mahkemesi, daha önce icra takibinin geçici olarak durdurulmasına karar vermiş idi ise (m. 170,11), aynı karar ile, borçluyu kambiyo senedine dayanan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkûm eder (m. 170,111 c.4) .

Yargıtay’a göre, bilirkişi incelemesi yaptırılmadan imza itirazının reddine karar verilmesi halinde, daha önce icra takibinin geçici olarak durdurulmasına karar vermiş olsa dahi, icra mahkemesi, alacaklı lehine inkar tazminatına karar veremez .

Yargıtay, İİK'nun 170/b maddesinin yaptığı yollama nedeniyle 67. maddenin 3. fıkrası hükmünün burada da uygulanacağına ve imzaya itiraz edenin, kambiyo senedi borçlusunun velisi, vasisi veya mirasçısı olması halinde, alacaklı lehine asgarî yüzde yirmi inkar tazminatına hükme- dilebilmesi için, bu kişilerin kötü niyetle (imzanın borçluya ait olduğunu bildikleri halde) imzaya itiraz ettiklerinin ispat edilmiş olması gerektiğine karar vermektedir . Yargıtay'ın vardığı bu sonuç haklı görülmekte ise de, 170/b maddesindeki yollamanın (atfın) bu derece kapsamlı anlaşılamayacağı kanısındayız.

İmzaya itirazın reddine karar veren icra mahkemesi, daha önce icra takibinin geçici olarak durdurulmasına karar vermiş idi ise (itirazın reddi kararında), (yukarda incelenen yüzde yirmi inkar tazminatından başka), borçluyu, Hazine lehine, takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezasına da mahkûm eder..

İcra mahkemesinin imzaya itirazın reddi kararı üzerine, alacaklı, hemen takibe devam edilmesini isteyebilir. İcra mahkemesi daha önce takibin geçici olarak durdurulmasına karar vermiş (m. 170,11) olsa bile, imzaya itirazın reddi kararı üzerine, alacaklı, hemen takibe devam edilmesini isteyebilir.

İcra mahkemesinin (imzaya) itirazın reddi kararı, takip konusu alacakta ihtilaflı kalan miktarın temyiz sınırını geçmesi şartı ile, temyiz edilebilir (m.363/3).

icra mahkemesi kararları maddî anlamda kesin hüküm (HMK m.303) teşkil etmediğinden, imzaya itirazının reddine karar verilmiş olan borçlu, borçlu olmadığının tespiti veya ödediği paranın geri alınması için menfî tespit veya istirdat davası açabilir.

Borçlu menfî tespit veya istirdat davası açarsa, icra mahkemesinin alacaklı (davalı) lehine hükmetmiş olduğu inkar tazminatının ve para cezasının tahsili, bu davanın sonuna kadar ertelenir (tehir olunur) ve borçlu davayı kazanırsa, (icra mahkemesinin hükmetmiş olduğu) inkar tazminatı ve para cezası kalkar.

Yorum Bırakın
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayınız.
Kabul Et
WhatsApp Destek Hattı
Google Yorumları