Sorularınız İçin Bizi Arayın: - 0532 113 15 08
Dil Seçimi
Menü
Sosyal Medya
Ara

Muris Muvazaası

Mirasçılardan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası)

Muris muvazaası, mirasbırakan kişilerin mallarını mirasçılarından kaçırması halinde açılacak davadır. Gerçekten de mirasbırakan kişiler, ölümlerine yakın dönemlerde mirasçılarından mal kaçırma arzusu ile taşınmazlarını mirasçılarına devretmekte, diğer mirasçılarını miras paylarından mahrum bırakmaktadır. Nitekim taşınmazların satışında ya bedel ödenmemekte ya da tapu dairesi ile gerçekte ödenen bedel arasında fark olmaktadır. Günümüzde özellikle kız çocuklarının mirastan pay almaması için sıkça yapılan muvazaa işlemleri hukuki açıdan bir şey ifade etmemekte, ilgili dava açıldığı takdirde mirasçılar hakları olan miras paylarına kavuşabilmektedir.

Genel Olarak Muris Muvazaası

Muris muvazaasında ; mirasçı gerçekte tapulu taşınmazını mirasçısı olan kişiye devretmek istemektedir. Fakat diğer mirasçılarını mirasından yoksun bırakmak amacıyla ; aslında bağışlama olan arzusunu tapu dairesinde satış olarak göstermektedir. Bu şekilde taşınmazını satmış olan mirasbırakan, diğer mirasçılarını mirastan uzak tutma gayesi taşır. Muris muvazaasının varlığı halinde muris muvazaasına dayalı olarak tapu iptali ve tescili davası açılacak ve mirasçıların hakları bu şekilde korunmaya çalışılacaktır.

Muris muvazaasının varlığı halinde Yargıtay’ın 01/04/1974 – ½ sayılı İnançları Birleştirme Kararı doğrultusunda ; miasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeniyle geçersizliğinin tespitini ve tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Burada bahsi geçen mirasçıların saklı paylı olup olmamaları önemli değildir. Mirasçı sıfatını taşıyan her kimse bu davayı açabilecektir. Yukarıda bahsettiğimiz İnançları Birleştirme Kararında şu ifadeler kullanılmıştır : ‘ özellikle küçük kırsal bölgelerde kız çocuklarını mirastan mahrum etmek amacıyla muris erkek çocuğu ile anlaşarak gerçekte bağışlamak istediği malvarlığını, kötüniyetle satış göstermek suretiyle devir işlemi gerçekleştirmektedir. Bunun yanında eşin ölümü veya boşanma sebebiyle yeniden evlenen erkek, önceki eşinden olma çocuklarını sonraki eşin etkisiyle mirastan mahrum etmek amacıyla sonraki çocuklara gerçekte bağışlamak istediği malvarlığını satış göstermek suretiyle onlara intikal ettirmektedir. Bu türlü muvazaalı tasarruflar karşısında gerek kız çocuklarını erkek çocuklarla eşit miras hakkına kavuşturmak ve gerekse murisin çocukları arasında eşitliği sağlamak amacıyla muvazaa hukuksal nedenine dayanarak dava açabilme hakkına sahiptirler ’ denilmiştir.

MURİS MUVAZAASINA DAYALI TAPU İPTALİ VE TESCİLİ DAVASI

Muris Muvazaası Davasını Kimler Açabilir ?

Muris muvazaasına dayalı olarak açılacak tapu iptali ve tescili davalarında dava açmakta hukuki yararı bulunan ve mirasçı sıfatına sahip olan kimseler davacı olabilirler. Bu davanın açılmasında mirasçılar ifadesine şu grupları dahil edebiliriz :

Yasal Mirasçılar
Atanmış Mirasçılar
Evlatlıklar ve onun alt soyu
Burada davayı açacak mirasçı, davayı tek başına açabileceği gibi diğer mirasçılarla birlikte de açabilecektir.

Muris Muvazaası Davasını Kimler Açamaz ?

Muris muvazaasına dayalı olarak açılacak tapu iptali ve tescili davalarında bazı kişiler dava açma haklarını kaybetmiş olmaktadır. Bu kişiler :

Mirası Reddeden Kişiler (Reddi Miras Hali)
Miras Hakkından Feragat Sözleşmesiyle Vazgeçen Kişiler
Mirastan Çıkarılan Kişiler
Muris Muvazaası Davası Kimlere Karşı Açılır ?

Muris muvazaasına dayalı olarak açılacak tapu iptali ve tescili davalarında davalı sıfatı önem taşımaktadır. Bu davalarda davalı ; taşınmazı mirasbırakandan devralan kişi olacaktır. Bu kişi ölmüş ise bu dava ölenin mirasçılarına veya aynı taşınmazı kötüniyetli olarak devralan 3. kişilere karşı açılacaktır.

Muris Muvazaası Davasında Yetkili Mahkeme

Muris muvazaasına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescili davalarında genel yetki kuralları geçerli olacaktır. Buna binaen ilgili dava taşınmazın bağlı bulunduğu yerleşim yeri mahkemesinde açılacaktır.

Muris Muvazaası Davasında Görevli Mahkeme

Muris muvazaasına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescili davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Nitekim görevli mahkeme eski usül kanununda taşınmazın değerine göre belirlense de Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile bu ayrım kalkmış, malvarlığına ilişkin davaların Asliye Hukuk Mahkemelerinde görüleceği belirtilmiştir.

Muris Muvazaasına Dayalı Tapu İptali ve Tescili Davası Ne Zaman Açılır ?

Mirasbırakan anne babanız veya mirasbırakacak her kimse, şayet mallarının size kalmaması için taşınmazını başka bir mirasçıya satmış ise açılacak dava muris muvazaasına dayalı olarak tapu iptali ve tescili davasıdır. Burada davanın ne zaman açılacağı sorun teşkil etmektedir. Bu tür davalarda, davanın açılması için belirlenmiş bir zamanaşımı süresi söz konusu değildir. Yargıtay’ın da kararlarında belirtildiği üzere bu tür davalarda zamanaşımı veya hak düşürücü sürenin uygulama olanağı bulunmamaktadır.

Her ne kadar hak düşürücü süre veya zamanaşımının olmadığından bahsetsek de muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescili davası ancak mirasbırakanın ölümünden sonra açılabilir. Mirasbırakan kişi hayatta iken bu davanın açılmasının imkanı yoktur.

Muris Muvazaasında Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süre

Muris muvazaası yapısı itibariyle zamanaşımı veya hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı dava türüdür. Nitekim Yargıtay da kararlarında bu hususu hep vurgulamış olup bu tür davaların süreye tabi kılınmaksızın her zaman ileri sürülmesinin olanaklı bulunduğunu belirtmiştir. İşbu nedenle muris muvazaasına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescili davası herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir.

Muris Muvazaası Davasında Dava Süreci

Muris muvazaasına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescili davalarında esas olarak araştırılan husus murisin gerçek iradesidir. Nitekim murisin iradesi satışa yönelik de olabilir. Bu hususun belirlenmesinde murisin mali durumu, devralan mirasçının mali durumu ilk olarak araştırılacak hususlardır. Yargıtay Kararlarında dikkat edilen kriterleri şu şekilde sıralayabiliriz :

Yörenin gelenekleri (O bölgede kızların mirastan pay almayacağına dair genel bir kanı söz konusu ise)
Toplumsal eğilimler
Mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin olup olmadığı
Davalının ekonomik gücü
Mirasbırakanın ekonomik gücü
Satış bedeli ile gerçek bedel arasındaki fark
Aile içi ilişkiler
Yukarıda sayılan hususların irdelenmesi ile birlikte mirabırakanın gerçek iradesi saptanmaya çalışılacaktır. Mirasbırakanın gerçek iradesinin tespiti ile birlikte yapılan satış işleminin gerçekten bir satış mı yoksa bağış mı olduğu tespit edilecek, yapılan tasarrufun muvazaa olup olmadığı neticelenecektir.

Muris Muvazaası Davasında Deliller

Muris muvazaasına dayalı olarak açılan Tapu İptali ve Tescili davalarında, davacı taraf mirasbırakanın kendilerinden mal kaçırdığını her türlü delille ispat edebilir. Nitekim Hukuk Genel Kurulu da vermiş olduğu bir kararında mirasçıların muvazaa iddialarını her türlü delille ispatlayabileceğini belirtmiştir.

Hangi Hallerde Muris Muvazaasından Bahsedilebilir ?

Uygulamada sıkça karşılaştığımız muris muvazaası hallerini sıralamak gerekmektedir. Nitekim yurttaşlar hangi hallerde mirastan pay alabileceklerini bilememektedir. İşbu nedenle şu hallerde mirasçılar, mirastaki paylarının kaçırıldığından bahisle dava açabilmektedirler :

Babanın veya annenin, taşınmazını (ev, arsa, apartman, daire, bağ, bahçe vs.) mirasçılardan birisine devretmesi/satması halinde,
Babanın, taşınmazını önceki evliliğinden olan çocuklarına devretmesi/satması halinde,
Babanın, taşınmazını ikinci evliliğinden olan eşine veya çocuklarına devretmesi/satması halinde,
Babanın, taşınmazını kız çocuklarından kaçırarak erkek çocuklara devretmesi/satması halinde,
Babanın, taşınmazını ikinci eşine devretmesi/satması halinde vb.
Bu hallerde muris muvazaasından bahsedilebilir. Mirasçılardan mal kaçıran mirabırakan kişiler yoğunluklu olarak bu şekildeNitekim bugün bize başvurusunu gerçekleştiren müvekkiller yoğunluklu olarak ‘babam taşınmazını kardeşime satmış, ikinci eşine satmış, ilk eşinden olma çocuklarına satmış, ikinci eşinden olma çocuklarına satmış’ vb. cümlelerle başvurularını gerçekleştiriyorlar. İşbu nedenle böyle bir devir işlemi söz konusu ise muris muvazaasına dayanarak tapu iptali ve tescili davası açmak yerinde olacaktır.

MURİS MUVAZAASI DAVALARIMİRAS BIRAKANIN DANIŞIKLI İŞLEMİ
I. GİRİŞ:
Ülkemizde sıkça görülen olaylardan biride kız çocuklarından mal kaçırmak amacıyla miras bırakan ile erkek mirasçıları arasında yapılan gizli anlaşmalardır. Bu makalemizde hukukumuzda muris muvazaası davası olarak bilinen bu dava türünü inceleyeceğiz.
II. MUVAZAA (DANIŞIKLI İŞLEM) NEDİR? :
Tarafların isteyerek ve bilerek iradeleri ile beyanları arasında meydana getirdikleri uygunsuzluğa muvazaa denir. Tarafların irade ve beyanları aralarında isteyerek uygunsuzluk yaratmalarındaki amaç üçüncü kişileri yanıltmaktır. Yeni Türk Medeni Kanunu’nda “muvazaa” kavramının yerini aynı anlama gelen “danışıklı işlem” almıştır.
III. MURİS MUVAZAASI (DANIŞIKLI İŞLEM) NEDİR? :
Muris, kelime anlamıyla miras bırakan kişi anlamına gelmektedir. Muris muvazaası da miras bırakanın danışıklı işlemi olarak tanımlanabilir. Bu tanım ışığında miras bırakan tarafından ölümünden önce görünüşte yasal olan ancak gerçekte mirasçılarını mirasından mahrum etmek amacıyla gizli bir anlaşmaya dayanarak yapmış olduğu işlemlere muris muvazaası ya da miras bırakanın danışıklı işlemi diyebiliriz. 
Muris muvazaası olarak bilinen davaların konusunu çoğunlukla kız çocuklarından kaçırılmak istenen tapulu taşınmazlar oluşturmaktadır.
IV. HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU’NA GÖRE GÖREVLİ MAHKEME:
Muris muvazaası davasında görevli mahkeme Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 2/I’de yer alan Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir” hükmüne göre asliye hukuk mahkemeleridir. Çünkü muris muvazaası davaları mamelek hukukundan doğan dava türü olduğundan dava konusu hakkın değerine göre görevli mahkeme belirlenmektedir.
V. HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU’NA GÖRE YETKİLİ MAHKEME:
Muris muvazaası davasının konusunu oluşturan mal varlığı değeri eğer tapulu taşınmaz ise; HMK m. 12/I’e göre “Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.”
Muris muvazaası davalarında tenkis talebinde de bulunulabilir. Tenkis davalarındaHMK m. 11/I,a hükmüne göre ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Ancak muris muvazaası sebebiyle açılacak davada ayrıca tenkis de kademeli olarak talep edilmiş olsa bile muris muvazaası davaları daha kapsamlı davalar olması nedeniyle yetkili mahkeme HMK m. 12/I’e göre belirlenecektir. Yani yetkili mahkeme taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.
Davaya konu taşınmazların birden fazla olması ve her birinin ayrı mahkemelerin yetkisi içine girmesi durumunda HMK m.12/III’e göre taşınmazlardan birinin bulunduğu yer mahkemesinde diğer bütün taşınmazlar içinde dava açılabilir.
VI. HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU’NA GÖRE YARGILAMA YÖNTEMİ:
Muris muvazaası davaları HMK m. 118 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan yazılı yargılama yöntemine tabidir.


VII. DAVANIN ESASI:
Muris muvazaası davasının esasını oluşturan çok sayıda olay bulunmaktadır. Bunların başında;
Kız çocuklardan mal kaçırılmak istenmesi,
Birden çok evlilik yapanların ikinci eşin çocuklarını kayırması,
Yaşlı ya da ölümcül hastalığa yakalanmış olanların yakınlarındaki mirasçılarını uzaktaki mirasçılarına tercih etmeleri,
Miras bırakanın kırgınlık duyduğu mirasçısına karşı daha çok sevdiği mirasçısını kayırması durumları gelmektedir.
Muris muvazaası davalarının esasını yukarıda belirttiğimiz durumlar ve benzeri hallerde yapılan danışıklı işlemler oluşturmaktadır. Bu danışıklı işlemler satış, bağış ya da ömür boyu bakma sözleşmesi karşılığında bir malın devri olabilmektedir.


VIII. DAVA AÇMA HAKKI OLANLAR:
Yukarıda örnek olarak saydığımız durumlardaki bütün mirasçılar muris muvazaası davası açma hakkına sahiptirler. Mirasçı olması koşuluyla muvazaalı işlemin yapıldığı tarihte miras bırakanın henüz ana rahmine düşmemiş olan çocuğu, daha sonradan evlendiği eşi ya da sonradan evlat edindiği kişi de muvazaalı işlemin iptali için dava açabileceğini Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 01.03.2000 tarihli ve 2000/1–126 Esas; 2000/143 Karar sayılı kararında açıklamaktadır.


IX. DAVA AÇMA ZAMANI, ZAMANAŞIMI VE HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRELER:
Muris muvazaası davası miras bırakanın ölümünden sonra açılabilir. Miras bırakan ölmeden önce hem muris muvazaası davası hem de taraf muvazaası davası açılamaz. Muris muvazaası davasında zamanaşımı ve hak düşürücü süre yoktur. Muvazaayı öğrenen taraf hiçbir süre ile kısıtlı olmaksızın dava açabilir.
Miras bırakan ölmeden önce dava açılmış ve daha sonra miras bırakan ölmüşse yine de davaya devam edilemez. Çünkü davacının, dava açmaktaki hukuki yararı davanın açıldığı tarihteki duruma göre değerlendirilir. Bu durumda dava reddedilecektir. Ancak miras bırakanın ölümünden sonra tekrar dava açılabilir.  


X. ARA MİRAS BIRAKANIN DAVA AÇMA HAKKI:
Kök murisin mirasçılarının muris muvazaası davası açmayıp onların mirasçılarının kök murisin muvazaalı işlemi için dava açması ise Yargıtay’ca kabul edilmemektedir. Murisin mirasçısının murisin muvazaalı işlemi için dava açmaktan feragat etmesi açık bir irade açıklaması olması nedeniyle bu durumda feragatte bulunan mirasçının mirasçılarının da dava açamayacağı usul hukuku açısından doğrudur.
Ancak murisin mirasçısı açıkça muris muvazaası davası açmaktan feragat etmemiş ve davayı açmadan ölmüşse Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 25.09.1996 tarih ve 1996/1–440 Esas; 1996/938 Karar sayılı kararında bu durumda da kök murisin mirasçılarına mirasçı olanların dava hakkı olduğunu kabul etmektedir. Somut bir örnek verecek olursak babasının muvazaalı işlemi için dava açma hakkı bulunan murisin kızının bu davayı açmadan önce ölmesi durumunda ölmeden önce açıkça dava hakkından feragat etmediyse kızın mirasçıları dedelerinin muvazaalı işleminin iptali için dava açma hakkına sahip olacaklardır.
XI. DAVALILAR:
Muris muvazaası davasının davalısı miras bırakanın muvazaalı işlemle taşınmazını devrettiği kişidir. Bu kişi ölmüşse onun mirasçısı davalı olarak gösterilir. Eğer taşınmazı muvazaalı veya kötü niyetli olarak devralan ikinci ve sonraki el durumunda bulunan kişiler varsa onlarda davalı olarak gösterilmelidir.
Taşınmazın danışıklı işlemin diğer tarafı durumunda olan kişi adına kurulmuş bir şirkete satış gösterilmesi durumunda da taşınmazı satın alan şirket davalı olarak gösterilecektir.


XII. DAVA AÇILABİLECEK DİĞER HALLER:
Muris muvazaası işlemi ile bir taşınmazın hissesini alan kişi daha sonra bu hisseye dayanarak Türk Medeni Kanunu’na göre şufa hakkını kullanmış ve başka bir hissedarın hissesini de satın almışsa muris muvazaası davası açan kişi şufa hakkı kullanılarak satın alınan hissenin de tapu kaydının iptalini ve tescilini isteyebilir.
Aynı dava hakkı intifa ve sükna hakkına karşı da kullanılabilir.


XIII. DAVA AÇILAMAYACAK HALLER:
Yargıtay’ın muris muvazaası olarak kabul etmediği bazı haller bulunmaktadır.
Muvazaaya konu taşınmaz eğer miras bırakan tarafından değil bir başka üçüncü kişi tarafından satılmışsa yani satış işlemi üçüncü kişi ile miras bırakanın danışıklı işlem yaptığı kişi arasında yapılmışsa taşınmazın parası miras bırakan tarafından ödense dahi muris muvazaası olduğu kabul edilmemektedir. 
Miras bırakanın para bağışladığı kişinin bu para ile taşınmaz satın alması durumunda da muvazaa iddiası kabul edilmemektedir.
Devredilen taşınmaz tapuda resmi bağış yolu ile devredilmişse ve resmi bağış sözleşmesinin koşulları yerinde ise muris muvazaası davası açılamaz ancak koşulları varsa mirasta tenkis davası açılabilir.
Miras bırakan taşınmaz hakkında ipotek veya kira sözleşmesi yapmış ve bu sözleşmeleri de tapuya şerh vermişse lehine ipotek veya kira sözleşmesi şerhi verilen kişiler aleyhine muris muvazaası davası açılamamaktadır.
Miras bırakanın borç senedi düzenlemesi durumunda da yine muris muvazaası davası açılamamakta sadece koşulları varsa tenkis davası açılabilmektedir.
Miras bırakan mirasçısından mal kaçırmak amacıyla kadastro tespiti esnasında taşınmazı bağışta bulunmak istediği kişi üzerine kaydettirmişse bu durumda da muris muvazaası davası açılamamaktadır. Bunun yerine tapu iptali ve tescili davası açılması gerekir.
Miras bırakan ile taşınmaz üzerinde paydaş olan mirasçı, miras bırakanın kendi payını sağken bir başkasına devretmesi üzerine açtığı şufa davası reddedilmişse, miras bırakanın ölümünden sonra aynı pay için muris muvazaası davası açamaz.


XIV. TALEP KONUSU:
Açılacak olan davada, muvazaalı olarak yapılmış olan taşınmazın devir işleminin iptali ve davacının miras payı oranında kendi adına tescili talep edilecektir.


XV. İŞTİRAK HALİNDE MÜLKİYET DURUMUNDAKİ TAŞINMAZLAR HAKKINDA AYRIK DURUM:
Dava açılan taşınmaz eğer iştirak halinde mülkiyet durumunda ise ve davacı miras payı oranında kendi adına tescili talep etmişse, iştirakin sağlanması amacıyla diğer hak sahiplerinin davaya dâhil edilmelerine gerek yoktur.
İştirak halinde mülkiyet durumundaki bir taşınmaz için açılan muris muvazaası davasında davacının miras payı oranında kendi adına tescili değil de taşınmazın terekeye döndürülmesi ve bütün mirasçılar adına miras payları oranında tescili talep edilmişse o takdirde iştirakin sağlanması yani diğer pay sahiplerinin de davacı olarak davaya katılmaları gerekir.


XVI. DAHA ÖNCE TARAF MUVAZAASI DAVASI AÇILMIŞ OLMASI DURUMU:
Uygulamada miras bırakan muvazaalı işlemi yaptıktan sonra taşınmazı devrettiği kişi aleyhine taraf muvazaası davası açmakta açtığı bu davayı güçlü delillerle ispat etmekten kaçınarak davanın reddini sağlamakta, böylece yaptığı muris muvazaası işlemini hukuken güçlendirmeye çalışmakta ve ölümünden sonra taşınmazı danışıklı olarak devrettiği kişi aleyhine açılacak muris muvazaası davasını boşa çıkartmaya çalışmaktadır.
Yine miras bırakanlar yapmış oldukları muvazaalı işlemden ötürü pişmanlık duymakta ve iptali için taraf muvazaası davası açmaktadırlar. Daha önce aynı taşınmaz için taraf muvazaası davası açılmış olması muris muvazaası davası açılmasını engellemez ve kesin hüküm oluşturmaz. Ancak her iki amaçla yapılmış taraf muvazaası davaları muris muvazaası davası için delil oluşturacağından daha önce açılmış olan taraf muvazaası davasının iyi değerlendirilmesi gerekmektedir.
Taraf muvazaası davası açmış olan miras bırakan dava devam ederken ölürse mirasçılarının bu davayı ıslah yolu ile muris muvazaası davasına dönüştürmeleri hukuken mümkün değildir. Mirasçıların ayrı bir muris muvazaası davası açmaları gerekir.


XVII. ÜÇÜNCÜ KİŞİDEN MAL KAÇIRMAK AMACIYLA YAPILAN TEMLİK:
Miras bırakan üçüncü kişiden mal kaçırmak amacıyla danışıklı işlem yapmışsa bunu ispatlama için mirasçının açacağı dava taraf muvazaası davası niteliğini taşır. Ancak davayı açan mirasçı yeni bir dava ile üçüncü kişiden mal kaçırmak amacıyla değil kendisinden mal kaçırmak amacıyla muris muvazaası iddiasında bulunursa taraf muvazaası davasına dayandığı gerekçeleri ile muris muvazaasına dayandığı gerekçeleri kendisini zor durumda bırakabilir.
Taraf muvazaası davası Yargıtay İBBGK’nun 05.02.1947 tarih ve 20/6 sayılı kararı ile Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 24.01.1983 tarih ve 1983/389 Esas; 1983/410 Karar sayılı kararları uyarınca ancak yazılı delille ispatlanabilir. Muris muvazaası davası ise her türlü delille ispatlanabileceği için dava açılmadan önce delil durumu iyi değerlendirilmeli ve ona göre taraf muvazaası ya da muris muvazaası davası tercih edilmelidir.
Miras bırakanın ikinci kişiye satış gösterdiği bir taşınmaz daha sonra bu ikinci kişi tarafından üçüncü kişiye (miras bırakanın taşınmazı bağışlamak istediği mirasçısına) bağış olarak devredilmesi halinde de muris muvazaası davası açılabilir.


XVIII. DELİLLER:
Muris muvazaası davasında her tür delile başvurulabilir. Uyuşmazlığın özelliğine göre tapu kayıtları, banka hesapları, kadastro tutanakları, vergi makbuzları, elektrik, su, doğalgaz makbuzları, mektup ve benzeri yazışmalar, tanık, bilirkişi incelemesi, keşif ve bunlara benzer başkaca deliller gösterilebilir.


XIX. YARGILAMA GİDERLERİ:
Muris muvazaası davalarında yapılacak yargılama giderleri 492 sayılı Harçlar Kanunu ve buna bağlı olarak çıkartılan Genel Tebliğ (1) sayılı tarife, Adalet Bakanlığı tarafından çıkartılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Bilirkişi Ücret Tarifesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tanık Ücret Tarifesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi ve Adalet Bakanlığı’nın onayından geçtikten sonra her yıl yenilenen Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Ücret Tarifesi’ne göre belirlenir.

Yorum Bırakın
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayınız.
Kabul Et
WhatsApp Destek Hattı
Google Yorumları